
Zara Zoe
Leah


Zara Zoe
Leah

Monica Zanetti
Caitlin Davis

Elizabeth Blackmore
Isabel

Billie Rose Prichard
Annie

Rebecca Smart
Nina

James Mackay
Nurse Ben Potter

Monica Trapaga
Dr. Anne Thompson

Jeanie Drynan
Anna

James Collette
Luke (voice)

Olga Markovic
Bella

Gael Ballantyne
Hazel Davis

Robert Alexander
Robert Davis

Martin Lewis
Security Guard

Takaya Honda
David

Stephen Multari
Michael

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…

59 yaşındaki Daniel Blake, New Castle’da yaşayan bir marangozdur. Fakat ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle çalışamamaktadır. Hayatında ilk kez “işsizlik fonuna” başvuran Daniel, gerçekten hasta olduğunu bürokrasiye kanıtlamaya çalışır. Ama sistemin çarpıklığı nedeniyle devlet yardımı da alamaz ve yeniden iş aramak zorunda kalır. Daniel bu zorlu süreçte Katie adında bir anne ve onun küçük çocuklarıyla dostluk kurar. Kendisi gibi bozuk sistemle ve boğucu bürokrasiyle mücadele eden ve iki çocuğuna tek başına bakmaya çalışan genç Katie ile yoldaş olacaktır.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

John May'in (Eddie Marsan) işi ve evi arasında geçen hayatındaki tek tutkusu sıradışı mesleğidir. Tek başlarına yaşarken hayatını kaybeden insanların geçmişlerini ve akrabalarını aramak için yola koyulan bir sosyal hizmet görevlisi olan John, ölülerin cenaze törenlerini olağanüstü bir titizlikle planlamaktadır. İşi için oldukça büyük bir özen ve tutkuyla çalışan John'un hayatı, çalıştığı departmanda başlayan işten çıkarılmalar nedeniyle büyük bir boşluğa düşer. John işinden olmuştur, ancak elindeki son davayı yerine getirebilmek için patronundan izin alır. Şimdi beklenmedik şekilde kendini özgürleştirecek olan son davayı, Billy Stoke'un davasını çözümlemek için kolları sıvar.

Senaryosu Susan McMartin tarafından kaleme alınan Cook, bir yanda yakın zaman ölen sevgilisini unutmak isteyen Henry Church adlı orta yaşlı adam, bir diğer yandan ise kanserli bir annenin küçük kızı Charlotte’ın, dostluk öyküsü ele alınmaktadır.

James ve ömür boyu en yakın üç arkadaşı, Batı Galler'deki çarpıcı kıyı bölgesi Barafundle Körfezi'ne akıl almaz bir geziye çıkarlar. Ardından dostluk, kahramanlık ve aşkla ilgili dokunaklı ve komik bir macera var.

Yaşadığı kaybın ardından hayata yeniden tutunmaya çalışan bir kadın, bahçesini ele geçiren inatçı bir kuşla ve kendini toparlamakta zorlanan kocasıyla uğraşır.

A dying 15-year-old boy draws stories of an invincible superhero as he struggles with his mortality.

Sevgilisi tarafından terk edilen bir kadın, eski sevgilisinin gelip eşyalarını almasını bekler. Efendisinin kendisini terk ettiğinin farkında olmayan köpeğiyle bir başına kalan kadın, terk edilmesiyle yüzleşmeye çalışır. Üç günlük bekleyiş süresince sadece 1 kere dışarıya çıkan kadın, bir bidon benzin ve bir balta alır. Bu süreçte kadın, çaresizlik hissinden, umutsuzluğa, türlü ruh halini yaşar.

Lee ve Bessie, yıllar önce yollarını ayırmış iki kızkardeştir. Lee Ohio'da yaşamak için evi terk etmiş, Bessie ise babası Marvin ve onun egzantrik kızkardeşi Ruth'a bakmak için Florida'daki baba evine dönmüştür. Bir dizi test sonucu Bessie, sağlığının tehlikede olduğunu farkeder. Doktoru tarafından lösemi teşhisi konur. Kurtuluşu kanbağı olan birinden ilik nakli yaptırmaktır.

Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.

Akademi Ödüllü oyuncu "Halle Berry" ve Benicio Del Toro eleştirmenlerden tam not alan drama Yitirdiğimiz Şeyler ile son yılların en etkileyici performansını sergiliyorlar. Yaşadığı büyük kayıbın ardından iki çocuğuyla hayata tutunmaya çalışan Audrey (Berry), bunalımın eşiğindeki eski aile dostları Jerry'yi (Del Toro) kalması için evine davet eder. Birbirlerinin yardımıyla ikili çok geçmeden yeni başlayacakları hayatlarında umut ve mutluluğu keşfedeceklerdir. Oscar ödülüne aday gösterilen Susanne Bier'in (After The Wedding) yönettiği, Oscar ödüllü Sam Mendes'in yapımcı, Golden Globe ödüllü David Duchovny'nin de (The X Files) oyuncu olarak katkıda bulunduğu film "hüzünlü ve samimi."

Justin McLeod (Mel Gibson), beş yıl önce geçirdiği trafik kazasında yüzünün bir kısmı yanmış olduğundan kasabanın en üç köşesinde yalnız yaşayarak hayatını geçiriyor. Kazada yanında bulunan çocuğun ölmesi sonucu mahkemede yargılanıyor ve suçlu bulunuyor. Onun 'küçük çocukları seven' biri olduğuna inanan halk onu yalnız bırakıyor. Chuck (Nick Stahl) ile başlayan arkadaşlığını sorgulamaya başlayan kasaba halkı, geçmişte olan olayları Justin'a bir daha yaşatmaya başlıyor.

The story of a New York pro baseball team and two of its players. Henry Wiggen is the star pitcher and Bruce Pearson is the normal, everyday catcher who is far from the star player on the team and friend to all of his teammates. During the off-season, Bruce learns that he is terminally ill, and Henry, his only true friend, is determined to be the one person there for him during his last season with the club. Throughout the course of the season, Henry and his teammates attempt to deal with Bruce's impending illness, all the while attempting to make his last year a memorable one.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.



Film, barlar veya keyifsiz daireler dünyasında yakışıklı, Meksikalı bir göçmenle onunla karşılaşan romantik bir asi tembelin izini sürüyor. Yönetmenin işlerine konu olmaya devam eden olağanüstü bir zaman kapsülü.

Bir gencin hayatı, kendisine nadir görülen bir kemik kanseri teşhisi konulması ile alt üst olur. Yaşadığı şoku atlatmasının ardından genç, hayatta az kalan zamanını değerli bir şekilde geçirmeye karar verir. Bu süreçte genç başkalarına ilham olmanın yolunu bulur * İnsanın burnunun direğini sızlatan tarz bir film. Zaman zaman neşeli, zaman zaman esprili ama genelde hüzünlü. Gerçek hayattan olması filme artı değer katıyor. Hele "Yaşamaya başlamak için ölmek üzere olduğunuzu öğrenmenize gerek yok" cümlesi nasıl da son noktayı koyuyor. Ailece izlenebilecek güzel bir film, En son sahnede gerçek kişilerin gösterildiği bölümleri es geçmemenizi öneririm.

Gelecek vadeden bir müzikal bestecisi, 20'li yaşları geride bırakmak üzereyken New York'ta genç bir sanatçı olarak aşk, arkadaşlık ve hayatın zorluklarıyla boğuşur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir