
Stan Laurel
Stan


Dante Hicks tezgahtar olarak çalışmakta ve New Jersey şehrinde yaşamaktadır. İzinli olduğu bir cumartesi günü işe gitmesi istenir. Hiç hoşuna gitmese de bu talebi yerine getirmek zorundadır. Ancak bu öyle bir gündür ki aksilikler daha dükkanın kapısında başlar. Dükkanı açmak için kaldırması gereken panjurlar sıkışmıştır, hala deli gibi sevdiği eski sevgilisi bugün evlenecektir, üniversiteye gitmesi içni sürekli başının etini yiyen yeni sevgilisi geçmişi hakkında çok özel bir açıklamada bulunur, patronu söz verdiği halde dükkanı devralmak için gelmez, saat ikide maçı vardır ve eski sevgililerinden birisinin cenaze töreni bu gün yapılacak ve son görevini yapması için tek gün bugündür! Üstüne üstlük dükkana gelen aksi müşterilerle uğraşırken yan dükkandaki tezgahtar kız, onun müşterilerini çalmaya çalışmaktadır. Dante tüm bu aksiliklere rağmen işlerini yola koyma çabası içindedir...

Cleveland Browns takımının futbol maçı sırasında oyunculardan Jackson bir pozisyon sonrası vaktinde duramaz ve kenarda çekim yapmakta olan kameraman Harry'nin üzerine düşer. Harry baygınlık geçirir, ama sağlığı yerindedir. Tabii bu, Harry'nin uyanık kayınbiraderi Willie'nin aradığı fırsattır ve Harry'yi sakatlandığı konusunda ikna edecektir. Amaç sigortadan tazminat koparmaktır. Komedi sinemasının iki büyük ustasını buluşturan keyifli bir seyirlik.

Ollie's house is a mess after a wild party from the previous night. Ollie receives a telegram from his wife (who is on vacation in Chicago), which tells him that she is returning home in the afternoon. Fearing his wife's wrath he calls Stan over to help him clean up. Things go downhill and they make more mess not less.

Laurel ve Hardy bu kez balık işinde. Balık satmak için şehir geziyorlar. Stan, balıkları kendisinin yakalayabileceğini ve insanlara satarken kâr edebileceklerini söyler. Ollie bu fikirden hoşlanır, böylece hurdalıkta bir tekne alırlar ve bazen başarısızlıkla sonuçlanırlar. Sonunda tekneyi tamir ettiklerinde, tüm operasyon güneye kayar.

Two families embark on a pleasant Sunday picnic but manage to run into a variety of issues with their temperamental automobile. Each incident requires repeated exits and reboardings by Laurel, Hardy, their wives and grouchy, gout-ridden Uncle Edgar.

Walking along with his bulldog, Charlie finds a "good luck" horseshoe just as he passes a training camp advertising for a boxing partner "who can take a beating." After watching others lose, Charlie puts the horseshoe in his glove and wins. The trainer prepares Charlie to fight the world champion. A gambler wants Charlie to throw the fight. He and the trainer's daughter fall in love.

Charlie (Little Fellow), kırlarda dolaşırken bir ağacın altında oturup karnını doyurmak ister. Bu sırada oradan geçen bir aylak, ona çaktırmadan ekmeğini alıp yerine bir tuğla bırakınca aç kalan Charlie ot yemek zorunda kalır. Aynı hırsız biraz sonra yakınlardaki bir çiftlikten gelen Edna' ya saldırdığında Charlie yanındaki tuğlayı hırsıza vurarak kızı kurtaracak, bu esnada da ona aşık olacaktır. Hırsız yakınlardaki arkadaşlarını da çağırıp yeniden onlara saldırır; ama Charlie onları döverek göle atmayı başarır. Böylece Charlie, kendisine minnettar kalan Edna tarafından çiftliğe götürülür ve orada çalışmaya başlar. Sakarlıkları ile her yeri karıştırırken çiftliği soymak için gelen hırsızları yeniden alt eder ve bu esnada yaralanır; onun bakımını üstlenen Edna' nın da yakınlığını kazanır. Fakat bir gün Edna' nın bir nişanlısı olduğunu fark edecek ve onlara sorun olmak istemediği için kısa bir veda mektubu yazarak gizlice çiftlikten ayrılacak ve ait olduğu yaşama geri dönecektir

Happy Gilmore'un golf kariyeri henüz bitmedi. Adam Sandler'ın canlandırdığı bu kolay öfkelenen efsanevi karakter, kızının hayalini gerçekleştirmek için sahalara dönüyor.

Bir bankada temizlikçi olarak çalışan Charlie, orada sekreterlik yapan Edna' ya aşıktır; fakat ona aşkını ilan ettiğinde Edna, biraz da onu küçümsediği için bu hareketine sinirlenir. Charlie ise morali bozuk bir şekilde işine geri döner ama temizlikten yorulduğu bir sırada uyuyakalır. Rüyasında bankayı soymaya gelen üç hırsızı büyük bir cesaretle alt ederek hem patronunun takdirini hem de Edna' nın kalbini kazanır. Edna' ya sarıldığı anda uyanan Charlie aslında Edna'ya değil paspasa sarıldığını fark edecektir.

Edna, anne ve babası ile birlikte parkta vakit geçirmektedir. Bir ara karısı ve kızının uyumasını fırsat bilen baba ordan ayrılarak başka bir bayana kur yapar. Bu sırada rastladığı Charlie tarafından göle atılır. Parkta boş boş gezen Charlie, yalnız kalan anne kızın yanına gider, sohbet esnasında onlar tarafından çaya davet edilir. Edna'dan hoşlanan ve bu fırsatı kaçırmayan centilmen Charlie, evde hanımlarla çay içip sohbete başlar. Bu sırada Edna'nın babası gelir ve parkta kendisini göle atan adamı evinde görünce deliye döner. Üst kata kaçan Charlie, Edna'nın kıyafetlerini giyer; hatta inandırıcı olabilmek için bıyıklarını bile keser. Bu hoş hanımdan(!) etkilenen Edna'nın babası ona kur yapmaya başlar. Son sahnelerde Charlie'nin gerçek kimliği ortaya çıkar.


Pleasantville, siyah-beyaz tonların egemenliğindeki, küçük ve kendine yeten bir kasabadır. Kasabanın insanları müthiş bir ahenk ile birbirlerine bağlıdırlar. Bu kasabada asla kötülük hüküm sürmeyecek gibidir. Ancak ortada bir problem vardır: Pleasantville, bir televizyon dizisinin kurguladığı bir kasabadır. David ise bir 90’lar çocuğudur. Hayatına dair en büyük hobisi Pleasantville’i izlemek ve dizi hakkındaki her şeyi bilmektir. Bir gün esrarengiz bir televizyon tamircisi, David’in evine tuhaf bir televizyon kumandası bırakır. David, bu kumanda sayesinde ablası Jennifer’ı da yanlışlıkla yanına alarak Pleasantville’in içerisine girmeyi başaracaktır. Gary Ross’un özellikle teknik dallarda Oscar’a aday olan filmi büyük bir beğeni toplayıp kült mertebesine ulaşmıştı. Filmin başrollerinde ise Tobey Maguire, Reese Witherspoon, Jeff Daniels, William H. Macy ve Joan Allen gibi ünlü simaları görmek mümkün.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Soğuk Savaş döneminde Ruslara saldırmak için bahane aramakta olan çılgın general Jack D. Ripper, Rusların 'Amerikan halkının vücut sıvılarını kirlettiği' gerekçesiyle SSCB'ye sürpriz bir nükleer saldırı yapmaya karar verir. Nükleer silahlarla yüklü bir Amerikan uçağı Rus sınırına yakın bir bölgede Soğuk Savaş döneminin tipik devriye uçuşlarından birini yapmaktayken mürettebat Ripper'dan SSCB'ye saldırı emrini alır. Fakat Rus büyükelçisi DeSadesky, Amerikan makamlarına Rus savunma teknolojisinin geldiği son noktanın ürünü olan 'Doomsday Device'dan bahsettiğinde ve başkanın danışmanlarından eski Nazi bilimadamı Dr. Strangelove, buluşun olduğunu doğruladığında durum daha da tehlikeli bir hal alır. 'Doomsday Device', SSCB'ye yapılacak herhangi bir nükleer saldırıda dünyadaki tüm canlıların yok olmasına sebep olacak bir silahtır.


Bu film, minyonların Hollywood'u nasıl fethettiği, film yıldızı olup her şeylerini kaybettikleri, dünyaya canavar saldıktan sonra yarattıkları kaostan dünyayı kurtarmak için nasıl bir araya geldiklerinin çılgın, saçma ve tamamen gerçek hikayesidir.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...

17. yüzyıl Japonya'sında savaş yılları geride kalınca samuraylar da işsiz kalmıştır. Monarşik düzenin öğüttüğü Ronin'ler, barış zamanında birer posa olarak görülmekte ve birer birer harakiri yapmaktadırlar. Hatta açlık yüzünden onurlarından bile vazgeçip, otorite sahiplerinden para istemekte ve aksi taktirde kapılarının önünde harakiri yapmakla tehdit etmektedirler. Böyle bir ortamda yine eski bir samuray olan Hanshiro, yerel bir lordun huzuruna çıkar ve seppuku töreni için izin ister.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir