
Heather Locklear
Suzy Mitchell / Bonnie / Ginger / Victoria / D.J.

Heather Locklear stars in this psychological thriller as a woman who is racked by multiple personalities and confronts a horrifying past of dark secrets buried a long time ago. When her father dies she descends into a bizarre emotional world where she lashes out at her husband and two young daughters.

The Sheffield family reveal and go through some home truths as their middle child inherits the Foxworth mansion. The family's ghosts looming over, and more tragedies are in store as the curse lives on.

An emotionally unavailable flight attendant meets a potential love interest and later finds out that her "perfect guy" has ulterior motives. As the clock ticks down on New Year's Eve, she must fight to keep her murdered ex-boyfriend's secrets or find herself dead.

Christopher and Cathy Dollanganger live together as man and wife with Cathy's two sons who are unaware of the incestuous nature of their parents' relationship. But when a mysterious woman moves in next door and befriends the younger boy, Bart, he begins a strange transformation and displays accusatory behavior towards Cathy and Christopher. When Christopher discovers their mysterious neighbor is, in fact, his mother Corrine Dollanganger, all of the family's long-hidden secrets are revealed in a tragic climax.

5 kişilik bir grup, 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ndeki bir asansörde sıkışıp kalır. Birlikte çalışırlar, asla ümidini kesmezler, düşünülemez olandan önce kaçmaya çalışırlar.

Beklenmedik bir trafik kavgası sonucunda oğlu ağır yaralanan öfkeli bir baba, duygusal çalkantılar ve intikam hırsı nedeniyle karanlık bir yola sürüklenir.

Gerilim seviyesi pek yok aynı Seven gibi cinayetler oluyor icraatları göremiyoruz polisler geliyor olayı inceliyor. Lakin gizem olayı kendi adıma söylemek gerekirse kafi derecede doyurucu olmuş Cinayetleri kim işlemiş neden işlemiş sonuç nereye varacak diye düşünmeden edemiyorsunuz. Tabi bunda hiç kuşku yok ki Neve Campbell ismi çok katkı sağlamış filme.Yani kısaca gizemini sonuna kadar koruyan bir film diyebilirim. İşte bu yüzden filmi çok beğendim bu temadan hoşlanan arkadaşlara da kesinlikle tavsiye ederim.

Willy loman adlı karakterin trajik hikayesini anlatır.Geçmiş hayatı ve şimdiki hayatı birbirine karışmıştır.Savaş sonrası ekonomideki değişiklikler hayatını fazlasıyla değiştirir.Geçmişe dair olaylarla ilgili halüsinasyonlar görmeye başlar.Sonunda ölmesinin hayatta kalmasından daha çok işe yarayacağını karar verir.

Film, ayrılık kararı alan bir çiftin hayatına odaklanıyor. David, karısı ile boşanma aşamasında olan bir adamdır. Ayrılık kararı almış olsalar da David altı kişilik ailesini umutsuzca bir arada tutmaya çalışır. Bu sırada David ve karısı, artık başka insanlarla görüşebileceklerine dair bir anlaşmaya varır. Teoride bu düşünceyi kabul eden David, karısının yeni ilişkisine karşı bir mücadeleye girişir.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Inherit The Viper, suç ile iç içe olan üç kardeşin hikayesini konu ediyor. Riley kardeşler, babalarının ölümünden sonra yasadışı yollarla ağrı kesici satarak hayatta kalmaya çalışır. Kip ve Josie, babalarından miras kalan bu işle uğraşıp geçimlerini sağlarken, küçük kardeşleri Boots'u bu dünyadan uzak tutmaya çalışır. Yaptıkları bir anlaşmada çıkan büyük bir sorun karşısında Kip, artık bu işlerden uzak durmak istediğini söyler. Ancak Kip'in onun işten kurtulma girişimi, hem onun hem de Josie ve Boots'un hayatının parçalanmasına neden olur.

Cinayet masası dedektifi John Hobbes, seri katil olan Edgar Reese'in idamına tanık olur. İdamdan kısa bir süre sonra tekrar cinayetler işlenmeye başlar ve Reese'in tarzına çok benzerler.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.


After discovering the dead body of her teenage daughter's lover, a housewife takes desperate measures to protect her family from scandal.

Yakın zamanda dul kalmış olan Sarah hayatını çok sevdiği çocuklarına adamış olan, dayanıklı bir annedir. Ancak yaşanacak olan olaylar onu bir hayli zorlayacaktır. Eşinin gizemli cinayetinin ardındaki sırları çözmeye kararlı olan Sarah, bir yandan da çocuklarını koruyabilmek için büyük bir mücadeleye girişmek zorundadır.

Eva ve Zac beraber büyüyen iki yakın kardeştir. Evlerinde son derece mutsuz bir yaşam süren kardeşler bir yol bulurlar. Aileleri ile aralarındaki bağın zarar görmesine de gönülleri ermeyen kardeşler çok zor bir karar vermek zorundadırlar.

10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ancak gelişen olaylar Selma'yı işin içinden çıkamaz hale getirir.

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Yoksul Kim ailesi, hileyle zengin Park ailesinin yanında çalışmaya başlar; ancak konutun altında gizli bir sığınak keşfetmeleriyle parazitçe yürüttükleri bu plan kontrolden çıkar ve şiddetli bir sınıf çatışmasına dönüşür.

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir