
Fionn O'Shea
Ned Roche

16 yaşındaki Ned babasının zoruyla bir yatılı okula gider. Ned’in en büyük tutkusu müziktir ama gittiği okulda geçerli olan tek tutku rugby sporudur. Kırmızıya boyanmış saçlarıyla dikkat çeken Ned, bu maço ortamda hemen hakaretlere maruz kalır. Oda arkadaşı Conor ise yakışıklı ve başarılı bir sporcudur ama farklı sebeplerle o da okul arkadaşlarına uyum sağlayamamaktadır. Bu iki dışlanmış gencin dostluğu kendilerini keşfetmelerine aracı olur.

Fionn O'Shea
Ned Roche

Nicholas Galitzine
Conor Masters

Andrew Scott
Dan Sherry

Ardal O'Hanlon
Donal Roche

Amy Huberman
Natalie Roche

Ruairí O'Connor
Weasel

Michael McElhatton
Walter Curly

Moe Dunford
Pascal O'Keeffe

Mark Doherty
Mr. Cunningham

Hugh O'Conor
Sex Instructor

Norma Sheahan
Lindy Masters

Stephen Hogan
Conor's Dad
Lauterio Zamparelli
Arthur

Eoin Griffin
Cheerleader

Patrick McDonnell
Fr. Flakey

Ender rastlanan bir hastalık yüzünden boyu uzamayan Kevin ve onu sırtında taşıyan irikıyım Max’ın dostluğunu anlatan The Mighty, duygusallığın ön plana çıktığı ama duygu sömürüsünün yapılmadığı etkileyici bir film. Zeki bir çocuk olan Kevin, asla uzamayacak kısa boyu yüzünden kimseyle arkadaşlık kuramamaktadır. Ancak bir gün öğrenme zorluğu çeken Max’la tanışınca tüm hayatı değişir. İkisi de farklı nedenlerle toplum tarafından dışlanan ikili, birlikte önyargısız bir dosluk kurarken sihirli bir yolculuğa çıkar.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Enid (Thora Birch) ve Rebecca (Scarlett Johansson) liseden yeni mezun olmuş iki yakın arkadaştır. Rebecca bir kafede iş bulur ve kendine bir daire tutmaya karar verir. Enid ise çok karamsar bir kızdır ve bütün işleri gereksiz, bütün insanları ise aptal ve serseri olarak görmektedir. Fakat hayatı, saplantılı ve yalnız bir kolleksiyoncu olan Seymour (Steve Buscemi) ile tanışınca birden bire değişir, böyle birine karşı hissetmeyeceğini sandığı garip duygular içindedir artık * Daniel Clowes'un underground çizgiromanından beyazperdeye aktarılan film, pek çok eleştirmen tarafından 2001'in en iyi filmi olarak gösterildi * Çok tatlı bir filmdi, pek tarzım olmamasına rağmen oldukça keyifli vakit geçirdim * Söyleyecek çok fazla lafı olan bir film olmuş. Yani detaylara dikkat edildiğinde her yana (aile kavramına, toplum düzenine, kapitalizme, ayrımcılığa, sanat anlayışına, vs...) öyle bir açıktan saldırı var ki, kesinlikle birden çok kez izlenmeli diye düşünüyorum.

After a night of drinking, Adam Hutcherson stumbles out of the closet to his three straight buddies. A disruption to their dynamic which they now must try and overcome through alcohol, Tinder dates and forgiveness.

Convinced he'll graduate with honors because of his thesis paper, a stuffy Harvard student finds his paper being held hostage by a homeless man, who might be the guy to school the young man in life.

A photographer and her best friend are roommates. She is stuck with small-change shooting jobs and dreams of success. When her roommate decides to get married and leave, she feels hurt and has to learn how to deal with living alone.

Billy Hoyle (Woody Harrelson) ve Sidney Deane (Wesley Snipes) şehirdeki en iyi basketbol oyuncuları olduklarını düşünmektedirler.Bir gün yolları kesişir ve güçlerini birleştirip bunu para çevirmeye karar verirler.Bundan sonra pek çok iş yapan bu ikiliyi artık hiç birşey durduramaz. Ancak başları da beladan kurtulmaz.Çünkü Billy'nin gangster tipi bazı adamlara büyük miktarda borcu vardır.

A young college student in London moves into a flat and becomes best friends with a flatmate; the former moves into her own flat 4 years later but 6 years after their parting, the former returns to London to pay the latter a visit.

Paper Man, psiklolojik sorunları olan ve edebi yaratıcılığı tükenmiş bir yazarın benzer sorunlar yaşayan küçük bir kızla sıra dışı arkadaşlıklarını ekrana taşıyor.

Holden ve Banky çizgi roman yaratıcıları olan çok iyi iki arkadaştır. Holden, daha sonra lezbiyen olduğunu öğreneceği bir başka çizgi romancı Alyssa'ya aşık olur. Bu ilişki Holden'in Banky ile yıllardır süren arkadaşlığını tehlikeye düşürecektir. Holden Alyssa'nın geçmişiyle bir türlü barışamadığından ilişkileri de aniden duvara çarpar * Kevin Smith'in View Askew evreninde yer alan filmleri arasında şüphesiz en derin ve çarpıcı olanı "Amy'nin İzinde", kahramanı Holden'la birlikte seyircisini de içsel bir serüvene çıkarıyor. Holden, aralarından Jay ve Silent Bob'un da yer aldığı sayısız Askew karakterinden ne kadar çok nasihat alırsa alsın, gözlerindeki perdeyi sadece kendi istediği zaman aralayacaktır ve artık sorun bunun ne kadar geç ya da ne kadar erken olacağıdır.

Sophie Birenbaum bir lise müzikalinde başrol oyuncusu olarak sahne almaya hazırlanır. Ancak yaşadığı evde, sahnedekinden çok daha çarpıcı bir dramayla yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Dante Hicks tezgahtar olarak çalışmakta ve New Jersey şehrinde yaşamaktadır. İzinli olduğu bir cumartesi günü işe gitmesi istenir. Hiç hoşuna gitmese de bu talebi yerine getirmek zorundadır. Ancak bu öyle bir gündür ki aksilikler daha dükkanın kapısında başlar. Dükkanı açmak için kaldırması gereken panjurlar sıkışmıştır, hala deli gibi sevdiği eski sevgilisi bugün evlenecektir, üniversiteye gitmesi içni sürekli başının etini yiyen yeni sevgilisi geçmişi hakkında çok özel bir açıklamada bulunur, patronu söz verdiği halde dükkanı devralmak için gelmez, saat ikide maçı vardır ve eski sevgililerinden birisinin cenaze töreni bu gün yapılacak ve son görevini yapması için tek gün bugündür! Üstüne üstlük dükkana gelen aksi müşterilerle uğraşırken yan dükkandaki tezgahtar kız, onun müşterilerini çalmaya çalışmaktadır. Dante tüm bu aksiliklere rağmen işlerini yola koyma çabası içindedir...

Yakışıklı ve başarılı moda fotoğrafçısı Romain ölümcül bir kansere yakalandığını öğrenir. İstemeye istemeye tedavi gören Romain hastalığını ailesinden saklar ve onları kendisinden soğutmaya çalışır. Bir sonraki adımı hastalığından habersiz olan erkek arkadaşını terk etmek olur. Durumu sadece büyükannesine anlatır;ona göre yaklaşan ölümü kabul etmenin başlangıcı budur.

İyi aile babası Chet’in tatil planları, davetsiz ve itici bacanağının da ailesiyle birlikte onlara katılmasıyla beklenmedik biçimde değişir. Bu uyumsuz ve eğlence düşkünü ailenin varlığı huzurlu bir yaz dinlencesini komik ve çılgın bir maceraya dönüştürecektir. Bacanakların tek ortak noktaları birbirlerinden nefret ediyor oluşlarıdır.

Usta sinemacı Paul Thomas Anderson'ın yazıp yönettiği Licorice Pizza, 70'li yıllarda San Fernando Valley'de başarılı bir çocuk oyuncu olan lise öğrencisi Gary'nin etrafında gelişen olayları konu ediniyor. Filmin başrollerinde ilk sinema deneyimleri olan Cooper Hoffman ve Alana Haim var. Film pek çok festivalden övgüyle ayrıldı ve ödül sezonun en güçlü yapımları arasında gösteriliyor.

Çok geniş bir hayal gücüne sahip olan Phoebe, bazen rüyalar ile gerçek hayat arasında kalır. Okulda sergilemek için çalıştıkları “Alice Harikalar Diyarında” piyesine kendisini çok kaptıran Phoebe kendisini birden bu dünyanın içinde buluverir.

Franky Winter (Josh Wiggins) ve Ballas Kohl (Darren Mann) çocukluklarından beri en iyi arkadaştırlar ve birbirlerinden hiç ayrılmazlar. Lise yüzme takımının yıldızları, yakışıklı ve kızlar arasında oldukça popülerdirler. Franky'nin destansı 17. doğum günü partisinin gecesine kadar. Alkolün de etkisiyle yaşadıkları beklenmedik olay bütün hayatlarını değiştirecektir. Arkadaşlık, kendini keşfetme, sevginin gücü ile ilgili yürekten ve samimi bir büyüme hikayesi.

Serinin yeni bölümünde lise son sınıf öğrencisi olan Troy (Zac Efron) ile Gabriella (Vanessa Hudgens), üniversiteyi farklı yerlerde okuyacakları için birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeği ile yüz yüze kalırlar. Geri kalan kadroyu Wildcats dans grubunun tamamladığı filmde, kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endişelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.

Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı babası gibi dindar olarak yetiştirilen Jared Eamons’ın (Lucas Hedges) 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir