Shafiq Syed
Krishna / Chaipau

Krişna, ailesi evden attıktan sonra Bombay sokaklarında kendi başına yaşamak zorunda kalan taşralı bir çocuktur. Fahişelerin, muhabbet telalarlının, uyuşturucuların sefil dünyasında hayatta kalmak için gerekli "sokak raconu"nu çabucak öğrenir, ancak bu sarsıcı deneyim onun için son derece ağır bir duygusal darbe olur. Krişna evine dönmek için para biriktirmeye çalışır ama bunun gerçekleşmesi imkânsız bir çaba olduğu açıktır * Filmin asıl gücü alışılmadık gerçekçiliğinde yatar. Bütün sahneler gerçek mekânlarda çekilmiştir. Dahası, oyuncuların gerçekçi performansı, çoğunun sokakta yetişmiş çocuklar olması gerçeğine bağlanabilir. Oyuncuların çok azı profesyoneldir. Filmin itici gücü bu insanların içinde yaşadığı ve kurtulamadığı sefalet ve yoksulluktur.
Shafiq Syed
Krishna / Chaipau
Hansa Vithal
Manju Golub
Chanda Sharma
Sola Saal
Anita Kanwar
Rekha Golub

नाना पाटेकर
Baba Golub
Anjaan
Child at the Circus
Amrit Patel
Circus Boss

Irrfan Khan
Letter Writer

Raghubir Yadav
Chillum
Raju Bernad
Keera
Chandrashekhar Naidu
Chungal
Sarfuddin Quarrassi
Koyla
Mohanraj Babu
Salim
Sanjana Kapoor
Reporter
Murari Sharma
Ticket Seller

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

Günümüz Amerika'sının en çok tartışılan konularından biri: Uyuşturucu. Drugstore Cowboy da bu konuyu temel alan ve 1970'li yıllarda uyuşturucu bağımlılarının suçun içinde geçen hayatlarını ve kendilerini kurtarma hikayelerini anlatan güçlü bir film. Günümüzde uyuşturucuya karşı yürütülen mücadeleye rağmen bağımlıların dünyası hala bir gizem örtüsünün içinde. Drugstore Cowboy, bu kişilerin hayatını anlatan, özenle hazırlanmış gerçekçi bir film. Filmde uyuşturucunun yıkıcı/yok edici dünyasını izlerken, insan doğasının eşitsizliklere karşı kurtulma güdüsü ve umut arayışının etkileyici öyküsünü de izleyeceksiniz.


A young man named Satya comes to Mumbai from South India in search of a job. Jailed for something he did not do, the once-honest young man meets an underworld boss, Bhiku Mhatre in jail and joins his gang.

Omkara, siyasi kargaşa sırasında oluşan çetelerden birinin lideridir. Ancak çetenin kendisi kargaşa içinde. Çete üyeleri, Kesa'nın Omkar'ın yardımcısı olarak atanmasından memnun değildir. Tamamen farklı bir kişi, Langdu burayı talep etti. Ancak bu olaylardan sonra Langdu, Omkar'a kin besledi ve intikam planını hazırlamaya başladı. Başkaları tarafından fark edilmeyen Langdu, Omkar'ın arkasından entrikalar örmeye başlar. Ayrıca liderin sevgili kızı Dolly'yi de onlara çeker. Bir gün Langdu, Omkar'a Dolly'sinin Kesu ile yattığını bildirir...

A group of bored, disaffected New York City teenagers spend a day skating, smoking, drinking, partying, deflowering virgins, and getting into fights.

Film Sovyetler Birliği zamanındaki Güneybatı Rusya'da geçiyor. Güvenlik sebebiyle zulme uğramış tüm topluluklardan oluşan suçluların olduğu bölge çeşitli etnik gruplardan varoş suçluların kontrolü altına giriyor. İçlerindeki en fakir ama en korkunç grup olan Sibiryalıların yaşamı, intikam ve diğer duyguları gerçeğe yakın bir şekilde işleniyor.

Dito, New York'un fakir ve tehlikeli mahallelerinde yaşayan, serseri bir yaşamla farklı arayışların arasında kalmış genç bir adamdır. Sürekli birlikte takıldığı üç arkadaşı arasında en büyükleri olan Antonio'ya sevgi ile birlikte ayrı bir saygı beslemektedir. Fakat Dito, birlikte sokaklarda takılırken yaşadığı hayattan çok daha farklı bir naifliği de içinde barındırır. Özellikle son derece zeki olan kız arkadaşının yanında bu yönünü daha fazla ortaya çıkarabilen Dito'nun hayatı, İskoçya'dan New York'a taşınan arkadaşı Mike sayesinde önemli bir dönemece gelecektir. Sanata çok düşkün olan ve şiir yazan Mike, Dito'ya sokaklar ve şiddetin haricinde de yaşanabilecek keyifli bir yaşam alternatifi sunar. Gittikçe Mike'dan daha çok etkilenen Dito için seçimini yapma vakti gelmiştir.

Güçlünün güçsüzü ezdiği bir Dünya'da yaşıyoruz.. Yaşanan ülke ne kadar demokratik olursa olsun bu farketmiyor.. Paran, kuvvetin ve cesaretin varsa karşındakine diz çöktürebilirsin.. Bu filmde de kısacası bunlar göz önüne serilmiş.. Kızların çok küçük yaşta uyuşturucuya alıştırılıp erkeklere peşkeş çekilmesi, erkek hegemonyasının hakim olduğu bir Dünya'da kaba kuvvetle herşeyin herkeze yaptırılabilir olması, uyuşturucu alan insanların bilinç kaybıyla ne yaptıklarını bilmemesi, mafyanın ve sokak çetelerinin bu işin önderleri olduğu gerçeği vs.. vs.. Belki şu an böyle yaşamıyoruz ama daha ne kadar dayanabiliriz.

After serving six years for killing his schoolmate, a young man learns that someone is out for revenge.

Öksüz bir Jamaikalı bebek, orta yaşlı beyaz bir çift tarafından evlat edinilir ve Londra’da tamamen beyazların olduğu bir çevrede yetiştirilir. Büyüdüğünde İngilteredeki en çok çekinilen ve saygı duyulan adamlardan biri haline gelir. Cass, politik doğruluk zamanında önce büyümüştür vegünlük hayatta ırkçı kabadayılıklara katlanmak zorunda kalmıştır. Ta ki bir gün hapsedilmiş öfkenin açığa çıktığı zamanlara kadar. Cass, vahşetin içinde daha önce hiç bilmediği türde bir saygıyı keşfeder ve bunun sonunda da savaşun uğultusuna bağımlı hale gelir. An gelir içinden çıkması zor bir çelişkinin orta yerinde sıkışır kalır.

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.

Mallik is a henchman of Aslam Bhai, a Mumbai underworld kingpin. He inducts local hothead Chandu into the gang, and the two of them soon form a formidable faction within the gang, eventually displacing Aslam. As the empire grows, however, the two of them start drifting apart.

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

Gerçek olaylara dayanan, gözden düşmüş bir polis dedektifi, şiddet içeren bir suç örgütünü ifşa etmek için gizli göreve giderek kefaretini arıyor. Ancak mafyanın derinliklerine battıkça, affedilmenin bedeli karşılayabileceğinden daha yüksek olabilir.

İki kız kardeş, karşı cinse merak duydukları ergenlik döneminde, ailece, şirin bir Fransız beldesinde tatile çıkarlar. Tatilde hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi yakışıklı bir İtalyan genci olan Fernando ile tanışırlar. Fernando bir gece Elena’yı, Anais ile paylaştığı odada baştan çıkarır ve Elena ilk cinsel deneyimini yaşar. Hem kız kardeşini hem de bu ilişkiyi kıskanan Anais’e bir köşede sessizde olanı biteni izlemek düşer. Kız kardeşi Elena, erkek vücudunu keşfederken, Anais de şişmanlığıyla yüzleşerek her geçen gün daha da çok içine kapanmaktadır.


Verma Ailesi hayatını Yeni Delhi'de sürdürmektedir. Kızları olan Aditi'yi Amerikalı aile dostlarının hali vakti yerinde oğlu Hemant ile evlendirmenin planlarını yapmaktadırlar. Genç kız ilk başta bu formülize evlendirme yöntemini yanlış bulmaktadır ancak hayatını düzene sokmak için ailesinin bu tercihini kabul eder. Düğün hazırlıkları bitmek üzeredir ve bütün uzak dostlar düğün için gelmeye başlarlar. Aditi'nin kuzeni olan Ria'nın ise içerisinde sakladığı bambaşka bir dünyası vardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir