
Sean Patrick Flanery
Connor

"Şehrin Azizleri: Azizler Günü"
Azizler geri döndü!MacManus kardeşler, babaları ile İrlanda'nın sessiz vadilerinde saklanmaktadır ve eski kanunsuzluklarından temizlenmişlerdir. Fakat herkez tarafından sevilen bir rahibin çete tarafından öldürülmesinin ardından kardeşler adaleti yerine getirmek için Boston'a kanlı bir savaş vermeye giderler.

Sean Patrick Flanery
Connor

Norman Reedus
Murphy

Clifton Collins Jr.
Romeo

Julie Benz
Eunice

Judd Nelson
Concezio Yakavetta

Bob Marley
Greenly

Brian Mahoney
Duffy

David Ferry
Dolly

David Della Rocco
Rocco

Peter Fonda
The Roman

Billy Connolly
Poppa

Daniel DeSanto
Crew Cut

Gerard Parkes
Doc

Matthew Lemche
Noah

Robert Mauriell
Louie

İrlanda asıllı ikiz kardeşler Connor ve Murphy McManus, Boston'da yaşamaktadırlar. Dindar insanlar olan bu ikili, Tanrı'nın kendilerine dünyayı kötülüklrden korumak misyonu yüklediğine inanarak, Boston'un azılı suçlularını ortadan temizlemeye başlar. Kurbanlar kötü insanlar olunca, halktan kimse paniğe kapılmaz. Aslında, ikizlerin peşine düşen FBI ajanı Paul Smecker bile, kendisinin yapmak isteyip yapamadığı birşey olarak görmektedir bu temizliği. Veritas (hakikat) ve Aequitas (adalet) kavramlarını kılavuz edinen kardeşler, arkalarında halk desteğiyle yollarına devam etmektedir ki, oyunlarını bozdukları kesim bu işe bir son vermekte karar kılar...Kısmen siyah beyaz, kısmen renkli çekilmiş olan film, barındırdığı şiddet ve argoyla sert bir kimlik taşıyor. Buna mukabil, belirgin bir mizah dozu da var...

El Paso, Teksas'ta gizli bir DEA ajanı ve ortağı, kendi asi çocuklarından oluşan cesur bir hırsız grubuyla kedi fare oyununa girişir. Gençler, ebeveynlerinin yöntemleri ve gizli istihbaratlarını kullanarak tehlikeli bir uyuşturucu kartelini soymaya başlar.

In a remote Irish village, a damaged Finbar is forced to fight for redemption after a lifetime of sins, but what price is he willing to pay? In the land of saints and sinners, some sins can't be buried.

FBI ajanı Jack Crawford, ortağının Asya yeraltı dünyasının en vahşi suikastçilerinden biri tarafından öldürülmesinin intikamını almaya yemin eder. Fakat karşısındaki adam hiç de yabana atılacak biri değildir. Jack'in tüm çabalarına rağmen kötü şöhretli Rogue, izini kaybettirir ve üç yıl boyunca ortadan kaybolur.Üç yıl sonra ise çok daha büyük bir kapışmanın arifesinde yeniden ortaya çıkacaktır. Çin mafya lideri Chang ve Japon Yakuza patronu Shiro arasında kanlı bir savaş başlamak üzere iken tam bu çatışmanın ortasında Rogue'un kaybolan izi yeniden ortaya çıkar. İntikam yeminini üç yıl boyunca canlı tutmuş olan Jack ise bu fırsatı kaçırmayacaktır.Bir adamın en iyi arkadaşının intikamını almak için en fazla nereye kadar gidebileceğini irdeleyen gerilimli bir dövüş filmi Suikastçi. Kamera önündeyse dövüş filmlerinin usta isimlerinden Jet Li ve aksiyon filmlerinin aranan isimlerinden Jason Statham var.

Zee, "Ölülerin Kraliçesi" olarak bilinen korkulan bir tetikçidir ancak genç ve kör bir kadını öldürmeyi reddettiğinde hem suç meslektaşları hem de kararlı bir polis dedektifi tarafından avlanır.

Tecrit, bir yaralanmadan sonra iyileşip de kendine en yakın olan kişinin illegal olaylara karıştığının suçlayıcı kanıtlarını ortaya çıkaran bir polis memurunu konu alıyor. Shaw, bir anda kendisi merkezde kısılıp kalmış halde bulur, gerçekleri ararken yozlaşmış polisler ise kanıtı almak için hiçbir koşulda durmayacaklardır.

The Virtuoso, akıl hocasına olan borcunu ödeyebilmek için yeni bir görev üstlenen profesyonel bir suikastçıya odaklanıyor. Hedefinin izini sürmek ve öldürmekle görevlendirilen suikastçıya, diğer görevlerinin aksine bu görevi için fazla istihbarat verilmez. Hedefinin ne ismi ne de fotoğrafı verilir, yalnızca saat beşte küçük bir kasabadaki bir lokantada olacağı söylenir. Virtüöz, avını bulmak ve görevini tamamlamak için insan avına başlar. Hedefi, lokantadaki herhangi bir müşteri olabilir: Buna lokantanın gizemli garsonu da dahildir. Garson, suikastçının aradığı av olmasa bile görevi tehdit edebilecek ve adamın hayatını tehlikeye sokabilecek bir dikkat dağınıklığına sebebiyet vermektedir

Dedektif John McClane, her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır. Artık New York'tadır ve kendini güvende hissetmektedir. Hayatında karşılaştığı en olağanüstü düşmanıyla karşı karşıya gelmeyi beklediği en son yer New York'tur. Ancak Simon adındaki bir dahi, McClane ve New York şehrini çok tehlikeli bir oyunun içine itmek üzeredir. McClane yeterince kötü günler geçirmiştir ama Simon'a göre geçireceği kötü bir gün daha vardır.

Karlı bir Noel akşamında ülkenin başkentindeki en önemli havaalanı bir grup terörist tarafından gasp edilmiş ve birçok yolcu esir alınmıştır. Militan komandolar tarafından oluşan teröristler, tehlikeli ve düzenbaz bir polis memuru tarafından yönetilmektedir. Uyuşturucu şebekesinin başındaki birini adaletten kurtarmak için gelirler. Bütün olasılıklara karşı hazırdırlar; yalnızca bir tanesi hariç; John McClaine, ölümcül bir deja vu hissine sahip, görevde olmayan bir polis memuru. Havaalanındaki pistler, ölüm ve yıkım ile doludur ve McClane zamanla yarış halindedir. Karısı ise havada dönüp dolaşan ve çok az benzini kalmış bir uçağın içinde kalmıştır.

Geçen yıllarda artık yaşlanmaya başlayan polis memuru John McClane, karısından boşanmış ve alkol tedavisi görmektedir. Artık polis departmanında çalışmayan McClane, devlete bağlı bir güvenlik biriminde tehlikeli bilgisayar korsanlarını takip etmektedir. Matt Foster adlı genç bir korsanı tutuklamak için yolda olduğu bir sırada, trafiğin içinde sıkışmış durumdayken terörist saldırıların modern bir halini ilk elden yaşar. Greg Pope tarafından yönetilen bir bilgisayar korsanları çetesi, Amerika'nın bilgisayar altyapı unsurlarına saldırıp işe trafik ışıklarından başlayarak sistemleri teker teker kapatmaktadırlar. Bankalar arası bilgisayar ağlarına ve borsaya da müdahale ettikten sonra Amerika'nın ekonomisi çökmeye başlamıştır. Her zamanki gibi McClane, bütün bu olayların ortasında kalıvermiştir.

Annie Porter, erkek arkadaşıyla büyük bir gemi vasıtasıyla Karayip Adaları’nda tatile çıkmakta olan sıradan bir kadındır. Bulundukları geminin bilgisayar sistemi, bir bilgisayar korsanı tarafından ele geçirilir. Bütün gemiyi ve içerisindeki insanları tehdit etmekte olan bilgisayar korsanının kendince emelleri vardır. Zamana karşı bir ölüm kalım mücadelesi başlamıştır. Gemi, eğer ki yavaşlarsa, infilak edecektir. Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un başrolde olduğu çok sevilen Speed’in devam filmi olan Speed 2: Cruise Control, otobüsteki macerayı gemiye taşıyor. Willem Dafoe’nun da yan rollerden birinde karşımıza çıktığı filmin yönetmeni ise İlk Speed’in ve Twister’ın da yönetmen koltuğunda oturan Jan de Bont.

Takıntılı bir interpol ajanı olan Louis Salinger ve Manhattan Bölgesi avukatı Eleanor Whitman, dünyanın en güçlü bankalarından birine adaleti getirmeyi amaçlamaktadır. Kara para aklama, silah ticareti dahil birçok yasal olmayan işlemleri su yüzüne çıkarırlar. Salinger ve Whitman'ın araştırmaları, onları Berlin'den Milano'ya oradan New York'a ve son olarak İstanbul'a götürür. Kendilerini uzun soluklu global bir kovalamanın içinde bulurlar. Salinger ve Whitman'in terörü finanse etmeye devam eden bankanın amansızca peşini bırakmamaları, hayatlarını riske sokacaktır.

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Jean Paul Belmondo filmografisinin hatırı sayılır yapıtlarından olan Le Professionnel, özellikle Ennio Morricone'nin Chi Mai soundtrack'i ve Paris sokaklarında geçen araba kovalama sahnesiyle hafızalarda yer etmiştir. Filmde Malagawi isimli Afrika ülkesinin başkanını öldürmek üzere görevlendirilen ajan Joss politik ilişkilerin değişmesiyle Fransa gizli servisi tarafından ele verilir...... ve iki senelik hapis hayatından sonra amirlerinden intikam almak üzere ülkesine döner. Belmondo'nun karizmasıyla lezzetlenen Fransız usulü aksiyon yönetmen Georges Lautner'in imzasını taşımaktadır.

Eski bir özel kuvvetler mensubu, şiddet dolu ve gizemli bir topluluğun kızını kaçırarak intikam alması üzerine ıssız bir adaya geri dönmek zorunda kalır ve her hareketini bekleyen düşmanlarına karşı amansız bir av başlatır. İlk filmdeki takibin sürdüğü yapım, acımasız bir topluluğa karşı hayatta kalma mücadelesi veren bir babanın sınırları zorlayan intikam savaşına odaklanıyor.

Tükenmiş profesyonel bir keskin nişancı, ölümcül bir rakip tarafından camdan bir çatı katında sıkışıp kalır ve katille arasında çok az siper varken hayatta kalmanın ve kaçmanın bir yolunu bulmalıdır.

Paris'de kasaplık yapan bir adamın, sevgilisinden bir kız çocuğu olur. Fakan kadın, çocuğu daha çok küçükken adama bırakıp kaçar. Kız gün geçtikçe büyür ve bir gün başına bir olay gelir. Baba ve kızının hayatı bu noktada değişir. Filmin devamı : Seul Contre Tous (1998)

Yıl 1880... Kanunsuz Vahşi Batı, Meksika'ya doğru yayılmaya başlamıştır. Sara (Salma Hayek) ve Maria (Penelope Cruz), iki ayrı dünyanın insanlarıdır. Sarah, zengin bir bankerin, Maria ise fakir bir çiftçi ailesinin kızıdır. New York Bankası'nın temsilcisi olduğunu söyleyen Tyler Jackson adlı garip bir adam trajik bir şekilde iki kadının yollarının kesişmesine neden olur. Sara ve Maria'nın ailelerini mahveden Tyler Jackson, tüm yasaları hiçe sayarak, Amerikan Demiryolları adına Meksika'daki birçok araziyi kanunsuz yöntemlerle ele geçirmeye çalışmaktadır. Sara ve Maria, babalarına yapılanların öcünü almak ve bölgede toprağı olan zavallı çiftçilere yardım etmek için harekete geçerler. Bölgede kurulan bütün bankalara savaş açıp, hepsini teker teker soymaya başlarlar... Jackson ve adamlarına korku salan bu iki güzel kadının adları artık ne Sara ne de Maria'dır. Meksika'da herkes onları Bandidas olarak tanımaktadır.

Finestkind, farklı dünyalarda büyüyen ve kader dolu bir yaz döneminde yetişkin olarak yeniden bir araya gelen iki kardeşin hikayesini konu ediyor.Tom ve Charlie, farklı dünyalarda büyüyen üvey kardeşlerdir. Yıllar sonra yeniden bir araya geldiklerinde çaresiz koşullar onları Boston'daki şiddet yanlısı bir suç çetesiyle anlaşma yapmaya zorlar. Mabel oraya giderken tehlikeli bir şekilde iki cephe arasında kalır. Fedakarlıklar yapılmalı ve kardeşler, arkadaşlar, sevgililer ile bir baba ve oğlu arasındaki bağlar en üst düzeyde teste tabi tutulmalıdır.

Haksız yere suçlanan oğlu için adaleti kendi sağlamaya karar veren, yas içindeki bir diyakoz, yozlaşmış polis çetesine karşı mücadele verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir