
Valentina Cervi
Artemisia Gentileschi

Artemisia Gentileschi (1593-1653) çok bilinen kadın ressamların ilkidir. Film onun henüz çocukken babası Orazio Gentileschi (Michel Serrault) tarafından korunup ve yönlendirilmesini anlatıyor. Yasak da olsa profosyonelce merakı yüzünden ilgi duyduğu erkek anatomisi onu değişik cinsel zevklere yöneltir. Esas onu ünlü yapan, 1612 yılında Artemisia'nın resim öğretmenin, genç kıza tecavüz etmekle suçlanması olur.

Valentina Cervi
Artemisia Gentileschi

Michel Serrault
Orazio Gentileschi

Miki Manoyloviç
Agostino Tassi

Luca Zingaretti
Cosimo Quorli

Emmanuelle Devos
Costanza

Frédéric Pierrot
Roberto

Maurice Garrel
il giudice

Brigitte Catillon
Tuzia

Yann Trégouët
Fulvio

Jacques Nolot
l'avvocato

Silvia De Santis
Marisa

Renato Carpentieri
Nicolo

Dominique Reymond
sorella di Tassi

Liliane Rovère
Moglie del ricco mercante

Alain Ollivier
The Duke

Jean and Otto, a French newspaperman and a young German Francophile, are fighting for peace in Europe. Jean’s daughter, Corinne, is launching a brilliant acting career in the film world, but war breaks out and France is occupied. The two friends have a major role to play in this new France. Jean becomes a big press baron and an ardent advocate of collaboration with the occupying forces, while Otto becomes the Reich’s ambassador in Paris. Corinne, meanwhile, finds herself thrown into the lion’s pit.

In August of 1949, Life Magazine ran a banner headline that begged the question: "Jackson Pollock: Is he the greatest living painter in the United States?" The film is a look back into the life of an extraordinary man, a man who has fittingly been called "an artist dedicated to concealment, a celebrity who nobody knew." As he struggled with self-doubt, engaging in a lonely tug-of-war between needing to express himself and wanting to shut the world out, Pollock began a downward spiral.

"The Edge of the Blade", 1887 Paris'inde geçen, onur kavramının düellolarla savunulduğu bir dönemde geçen tarihi bir dram. Karizmatik kılıç ustası Clément Lacaze ve feminist Marie-Rose Astié, yasaklara rağmen onurlarını korumak için tehlikeli bir düello mücadelesine girerek toplumsal kalıplara meydan okur.

1462 yılı ünlü Alman ressam Rembrandt’ın hayatında bir dönüm noktasıdır: zengin ve saygıdeğer bir ünlüyken, güvenilmez bir yoksula dönüşür. Hamile karısı Saskia’nın ısrarları üzerine Rembrandt Amsterdam Silahşör Milislerinin resmini yapmayı isteksiz bir şekilde kabul eder. (Bu eser daha sonra Gece Bekçileri olarak tanınacaktır.) Kısa bir süre sonra, Batı Dünyası’nın o sıralar en zengin şehrinde maddi avantaj ve kişisel güç için hile yapan askerleri oynayan Amsterdamlı tüccarlarla ilgili bir komplo hazırlandığını öğrenir. Rembrandt tesadüfen bir cinayetle karşılaşır. Oğlunun doğmasıyla kendine güveni gelen Rembrandt planlanan cinayetleri ortaya çıkarmaya karar verir ve suçlamalarını resimlerine aktarır. Böylece Altın Çağ’da Alman halkının ikiyüzlü tarafını ortaya çıkarır. Rembrandt’ın şansı sonunda döner.

Gerçek bir olaydan esinlenilen bu filmde; Babasının borcunu ödeyebilmek için, Marie de Heredia, Henri de Regnier isimli bir şair ile evlenir. Fakat, kalbi, Pierre Louÿs isimli eretomanyak bir şaire aittir. Pierre Louÿs uzun bir yolculuktan yanlız dönmez ve Marie kıskançlığına hakim olamayınca aralarında eski aşk tekrar alevlenir. Alevlenen aşk, aralarında sevgi ve erotizm dolu bir fotoğraf ve edebiyat kültürü doğurur. İhanet, ihtiras, aşk ve erotizm dolu bu hikaye, gerçek bir olayın dramını gözler önüne seriyor!

Rüzgarlı bir balıkçı köyünde yaşayan bir anne, yaşanan beklenmedik bir olayın ardından, kendi doğru ve yanlış duygusu ile her şeyden çok sevdiği oğlunu korumak arasında kalır. Kadın, oğlu için söylediği yalanla, hem ailelerini hem de birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan topluluklarını parçalanmakla karşı karşıya bırakır.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

60 yaşına gelen ünlü ressam Edouard Frenhofer artık yaratma yetisini yitirdiğine inanmaya başlamıştır. Resim yapmak için istek duymayan Frenhofer, karşısına çıkan son derece güzel bir modelden etkilenince, yeniden fırçayı eline alacak ve uzun yıllardır bitiremediği bir eseri üzerinde çalışmaya başlayacaktır.

Bu rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü'ne aday gösterilen Al Pacino, genç bir kıza şiddet uygulama ve tecavüzle suçlanan, tanınmış bir hakimi savunmak durumundadır. Hakimin gerçekte suçlu olduğunu bilen Arthur, büyük baskı altındadır.Tuhaf, intihar eğilimleri olan hakim (Jack Warden) ise, Arthur'un oyunu kurallarına göre oynaması gerektiğini düşünmektedir. Mahkeme günü geldiğinde, Arthur kariyeri ve vicdanı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Çizdiği resimlerin gözlerini boş bırakarak imzasını atan rakiplerinin aksine resimlerinin satılmasını umursamayan ve zamanın zengin ressamlarının aksine beş parasız yaşayan, sosyetenin övgülerine rağmen onların ruhsuzluğunu yüzlerine en uygunsuz şekilde vurmaktan da geri durmayan fütursuz bir kişilik.Ve güzel gözlü Jeanne

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.

New York’ un küçük İtalyası’ ndaki bir mahalle içi barın sahipleri olan Tony ve Michael için gelecek parlaktır, fakat Charlie için aynı şey geçerli değildir. Charlie, amcası için çalışmaktadır ve onunla da sevgilisi epilepsi olduğundan dolayı sorunlar yaşar. Aynı zamanda sevgilisi sayesinde tanıştığı Johnny Boy amcasına sorun çıkaran, güvenilmez. Charlie’nin amcası Giovanni, ona ilk adım olarak bir restaurant işletmeyi teklif ettiğinde, Charlie güç sahibi olma arzusu, aşkı Teresa ve Johnny Boy’u koruma arasında tercih yapmaya zorlanır.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Agnes and her two sisters struggle through a day in a home overrun by gamblers, thieves, and johns.

James Stewart, karısına asılan bir barmeni öldürmekle suçlanan subayı (Ben Gazzara) savunan kasaba avukatı rolünde. McCarthy yıllarının kuşku dolu Amerika?sındaki havayı yansıtan, zekice örülmüş, sağlam oyunlarla klasikleşen bir film bu. Preminger, çok sıkıcı olabilecek bir öyküyü anlatırken, yönetmenlik dersi de veriyor.

Raimunda, ailesini geçindirebilmek için birden fazla işte çalışan güçlü ve mücadeleci bir kadındır. Ablası Sole, onun kadar mücadeleci ve güçlü olmasa da, kayıtdışı çalıştırdığı kuaför salonunu işleterek hayatını kazanmaya çalışmaktadır. Kendi hallerinde yaşam mücadelesi veren bu kadınlar, bir gün doğup büyüdükleri La Mancha'da yaşayan halalarının ölüm haberi ile yıkılırlar. Cenazaye ablası Sole ile gitmek isteyen Raimunda'yı evde çok daha büyük bir yıkım beklemektedir; Solu'u ise cenazede büyük bir şok. Yıllar evvel bir yangında ölmüş olan anneleri, yarım kalan bütün işlerini tamamlamak için geri dönmüştür. Tek başlarına ayakta kalmaya çalışan kızlarının ve torununun da onun desteğine çok fazla ihtiyacı vardır.


30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

12 yaşındaki küçük kızın tüm hayatı Elvis Presley müzikleridir. Ancak küçük kızın kentten uzaktaki çiftliklerindeki hayatı hiçte o kadar kolay değildir...

Wall Street devi Steven Taylor, sadık bir eş gibi gözükmekteydi. Halbuki değildi.Güzel karısı Emily Bradford Taylor da sadık ve sevgi dolu bir eş gibi gözükmekteydi. Oysa gerçekler çok farklıdır. Steven, Emily'nin aşığını onu öldürmesi için kiraladığında bu kusursuz bir cinayet gibi görünür.Gerçekte öyle değildir. Aslında bu kıvrak gerilim filminde, neredeyse hiçbirşey göründüğü gibi değil. 1954 yılında Alfred Hitchcock'un filme aldığı "Dial M for Murder"dan yola çıkılarak gerçekleştirilen filmde Michael Douglas, Gwyneth Paltrow ve Viggo Mortensen başrolleri paylaşıyor. Klasik yapımı beğenenleri bu filmde birçok sürpriz bekliyor. Steven'ı da. "Kusursuz" planı her sekteye uğradığında işin içinden sıyrılmayı başarır. Peki her olayda bir adım önde olmayı becerebilecek midir?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir