
Samara Weaving
Grace MacCaullay
"Ya hep ya hiç."
Le Domas ailesinin ölümcül saldırısından sağ kurtulan Grace, kabus dolu oyunun henüz bitmediğini fark eder. Artık çok daha büyük ve tehlikeli bir mücadelenin içindedir. Bu kez yanında yıllardır görüşmediği kız kardeşi Faith vardır. Grace'in amacı yalnızca hayatta kalmak değildir; kız kardeşini korumak ve dünyayı kontrol eden Konsey'in "Yüksek Koltuğu"nu ele geçirmek zorundadır. Ancak taht için yarışan dört rakip aile, Grace'i avlamak üzere harekete geçmiştir. Bu ölümcül mücadelenin kazananı, her şeye hükmedecektir.

Samara Weaving
Grace MacCaullay

Kathryn Newton
Faith MacCaullay

Sarah Michelle Gellar
Ursula Danforth

Shawn Hatosy
Titus Danforth

Nestor Carbonell
Ignacio El Caido

David Cronenberg
Chester Danforth

Elijah Wood
The Lawyer

Kevin Durand
Bill Wilkinson

Olivia Cheng
Wan Chen Xing

Varun Saranga
Madhu Rajan

Dan Beirne
Kip Danforth

Antony Hall
Wan Cheng Fu

Nadeem Umar-Khitab
Viraj Rajan

Masa Lizdek
Martina Rajan

Maia Jae
Francesca El Caído

Grace, 18 aydır tanıdığı Alex ile Alex’in ailesinin malikanesinde evlenir. Düğünden sonra Alex, Grace’e çok eskilere dayanan aile geleneğinden bahseder. Grace’in bu çok zengin aileye kabul olması için gece yarısı aile üyeleri ile buluşup kartlardan kendi seçeceği bir oyunu oynaması gerekmektedir. Genç kadının sıradan bir oyun olarak düşündüğü bu davet, insanların hayatta kalmak için mücadele ettiği korkunç bir kovalamacaya dönüşür.

Satanist bir töreni atlattıktan iki yıl sonra Cole, lise denen yeni bir kâbus yaşamaktadır. Peki geçmişindeki şeytanlar? Onlar hayatını cehenneme çevirmeye devam ediyor.

Angela, the hostess from hell, summons her army of teen demons when teenagers from St. Rita's High School decide to party at the haunted Hull House on Halloween.

İkiz kardeşler Hal ve Bill, çocukluklarında karşılaştıkları lanetli bir oyuncak maymunun peşlerini bırakmadığını keşfederler. Oyuncak maymun, onu eline geçiren her kişiye dehşet ve ölüm getirirken, kardeşler hem geçmişlerinin karanlık sırlarıyla hem de bu uğursuz mirasla yüzleşmek zorundadır. Yıllar sonra tekrar bir araya geldiklerinde, masum bir çocuğun hayatını kurtarmak için bu laneti durdurmaya çalışırlar.

Maceraya düşkün bir genç olan Ash, sevgilisi Linda ile ormanlık bir bölgedeki bir barakaya gider. Bu ısız yerde kimse onları rahatsız etmeyecektir. Orada, bir profesörün "Ölüler Kitabı" adlı eserden okurken kaydettiği videoyu izlemeye başlarlar. Sadece bir eğlence, bir değişiklik olsun diye seyretmeye başladıkları bu video onların başına akla gelmeyecek bir felaketi getirecektir. Videonun bahsettiği lanet, bu ıssız ormanda ortaya çıkan şeytani bir güce dönüşür ve Linda'yı etkisi altına alarak onu deadite adlı korkunç bir yaratığa dönüştürür. Sevgilisi Ash'da onun gibi bir canavara dönüşecektir. Tam bu sırada o hikayeyi okuyan profesörün kızı ve arkadaşları da kulübeye gelirler ve böylece inanılmaz korkunç olaylar başlar.

Jigsaw geri döndü. Muhteşem ve dengesiz suç dehası, ölüm kalım meselesi korkunç oyunlarla yeniden karşımızda. Jigsawıun işiymiş gibi görünen yeni bir cinayet kurbanı bulunduğunda, Dedektif Eric Matthews soruşturma başlatır ve hiç çaba harcamadan Jigsaw'u ele geçirir. Ama yakalanmak da Jigsaw'un planının parçasıdır. Sekiz kurban daha canları pahasına mücadele etmektedir ve Mathews'in da oyuna katılma vakti gelmiştir.

Bir grup sosyal medya fenomeni, Teksas'taki bir hayalet kasabayı yeniden canlandırmaya çalışırken, insan derisinden yapılmış bir maske takan kötü şöhretli katil Leatherface'in dehşetiyle karşı karşıya kalırlar.

Geleceğin tuhaf ve gereksiz derecede karmaşık, fütüristik dünyasındayız. Devlet memuru Sam Lowrey, etrafını saran bu bürokrasi ve teknoloji cenderesinden bunalmış bir istatistikçidir. Kaçışı ve sükuneti, kendisini her şeyden izole ettiği hayallerde bulur. Rüyalarında sürekli olarak aynı kadını kurtardığını görür.Sam'in yaşadığı gerçek dünyayı ise, herşeyi görüp kontrol eden bir bilgisayar idare etmektedir. Jill Layton isimli genç kadın terorist olmakla suçlandığında, düzenli olarak hata kontrolleri yapmakta olan Sam bunda bir yanlışlık olduğunu farkeder ve Jill ile tanıştığında onun rüyalarında kurtarıp durduğu kız olduğunu anlar.

İki köylüyü öldürdükten sonra ormanda dolaşan canavar, yakalanıp hapse atılır. Zincirlerini kırarak kaçar ve kör bir keşişle (O.P. Heggie) karşılaşır. Keşiş, keman çalarak canavarı sakinleştirir ve konuşmayı öğretir. Ancak iki avcının keşişin kulübesine gelmesiyle canavar mezarlığa kaçar. Burada, eksantrik bilim insanı Dr. Pretorius (Ernest Thesiger) ile karşılaşır. Pretorius, canavara bir eş yaratmak için Dr. Henry Frankenstein'ı (Colin Clive) ikna etmeye çalışır. Frankenstein başta reddetse de, canavarın eşi Elizabeth'i (Valerie Hobson) kaçırmasıyla fikrini değiştirir. Yaratılan eş (Elsa Lanchester), kabarık saçlı grotesk bir güzelliktir, ancak canavarı görünce çığlık atarak reddeder. Canavar, laboratuvarı yok ederek kendini, eşini ve Pretorius'u öldürürken, Frankenstein'ların kaçmasına izin verir. Elsa Lanchester, hem canavarın eşini hem de romanın yazarı Mary Shelley'yi canlandırıyor.

Bir baba ve kızı, hafta sonu kaçamağına giderken tesadüfen bir tek boynuzlu atı ezip öldürürler. Gittikleri yerde, babasının milyarder patronu, yaratığın mucizevi iyileştirici özelliklerinden faydalanmaya çalışmaktadır.

New York'taki tuhaf bir gökdelende temizlikçi olarak işe başlayan bir kadın, yıllardır süren kayıpların ve şeytani bir tarikatın hüküm sürdüğü bir yere girdiğini bilmemektedir.

Şehirde bir dizi korkunç cinayet işleyen azılı katilin yakalanıp, ölüme mahkum olmasından tam 15 yıl sonra Georgetown'da yeniden cinayetler işlenmeye başlar. Polis yetkilileri, bu cinayetlerin idam edilen katilin tarzında işlendiğini fark ederler. Tam bu sırada, şehrin akıl hastanesinde yıllarca süren katatonik bir uykudan aniden uyanan bir hasta, katilin kendisi olduğunu iddia eder ve itiraflarda bulunur. Olayı araştırmakla görevlendirilen polis Kinderman, hastanın verdiği cinayet ayrıntıları bir yana, adamın yine onbeş yıl önce küçük bir kızın ruhunu ele geçiren şeytanı kovarken ölen arkadaşı Peder Damien Karras ile olan aşırı benzerliğinden de dehşete düşer.

Wallace eve bir kiracı almaya karar verdiğinde esrarengiz bir penguen kapıyı çalar. Yalakalıkları sayesinde kısa sürede Wallace'ın gözünde Gromit'in pabucunu dama atmayı başarır. Eve gelen elektronik bir pantolonla birlikte seyirci, eşsiz bir mizahın Hitchcockvâri bir gerilimin içinde erimesine şahit olur * Wallace ve köpeği Gromit'in bu ikinci serüveni, onlarca uluslararası ödülün yanı sıra En İyi Kısa Animasyon Oscarı'nın da sahibi.

Raimunda, ailesini geçindirebilmek için birden fazla işte çalışan güçlü ve mücadeleci bir kadındır. Ablası Sole, onun kadar mücadeleci ve güçlü olmasa da, kayıtdışı çalıştırdığı kuaför salonunu işleterek hayatını kazanmaya çalışmaktadır. Kendi hallerinde yaşam mücadelesi veren bu kadınlar, bir gün doğup büyüdükleri La Mancha'da yaşayan halalarının ölüm haberi ile yıkılırlar. Cenazaye ablası Sole ile gitmek isteyen Raimunda'yı evde çok daha büyük bir yıkım beklemektedir; Solu'u ise cenazede büyük bir şok. Yıllar evvel bir yangında ölmüş olan anneleri, yarım kalan bütün işlerini tamamlamak için geri dönmüştür. Tek başlarına ayakta kalmaya çalışan kızlarının ve torununun da onun desteğine çok fazla ihtiyacı vardır.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Bir bankada sıradan bir memur olarak çalışan Arvid, aniden silahla içeri girip bankayı soymaya kalkan bir hırsızı bayıltıp soygunu önler ve kahraman olur. Ancak iki gün sonra hırsızın karısı, evine gelip onu azarlar. Çünkü kocası -yani hırsız- aslında çok iyi biridir ve tüp bebek yapmak için, sadece ihtiyaçları olan parayı bankadan çalmak istemiştir. Kadının durumuna çok üzülen Arvin, azılı bir suçlu olan ağabeyi ile beraber, bir para nakil aracını soyar. Başarılı geçen bu soygun, onların ilk işleri olur. Artık soygunlardan ellerine geçen paraları, aynı Robin Hood hikayesindeki gibi ihtiyaç duyan kişilere dağıtmaya başlarlar. Derken işler tersine döner ve bir soygun sırasında ölümle burun buruna gelirler.

Detroitli genç bir polis, arkadaşının katilini fiyakalı Beverly Hills'e kadar izler ve yerel polisi zekâsıyla alt edip adaleti sağlamak için sokaklardan öğrendiklerini kullanır.

Stephane Miroux uyku halindeyken 'Stephane TV'nin karizmatik sunucusudur. Kartondan yapılma kameralar karşısında 'Uyku Bilimi' hakkında yorumlar yapar. Gerçek yaşamındaysa Paris'teki bir takvim yayıncılık şirketinde sıkıcı bir işi vardır. Aynı apartmanda karşı dairede yaşayan Stephanie (Charlotte Gainsbourg) adlı güzel kıza ilgi duyar. Stephanie ilk anda Stephane'den etkilendiği halde sonradan çocuksu tavırlarını ve gerçeklikle zayıf bağlantısını görünce kafası karışarak uzaklaşır. Stephane'ın kaba kişilikli bir insan olan iş arkadaşı Guy, bu işin çözümünün karşıt cinste olduğu önerisinde bulunur ama Stephane onun öğütlerini dinleyemeyecek kadar bulutların üzerindedir. Stephanie'nin kalbindeki sırları uyanıkken çözmeyi başaramayan Stephane, cevaplarını rüyalarında aramaya başlamıştır...

Tüm toplumu dehşet içinde bırakan ve polisi şaşkınlığa sürükleyen acımasız ve incelikli oyunların perde arkasındaki kuklacı, yeni çırağı Amanda ile beraber yakalanmaktan tekrar kurtulur ve ortadan kaybolur. Şehrin dedektifleri onu yakalamak için harekete geçerken Doktor Lynn Denlon ve Jeff kuklacının satranç tahtasında birer piyona dönüşeceklerinden habersizdir.

Dünya, "Marslılar" adındaki yeşil beyinli, kocaman kafalı uzaylılarla ilk temas kurduğunda herkes onların barışçıl olduğunu düşünür. Ancak bu yanılgı, gezegenin kaotik bir istila ile karşı karşıya kalmasına neden olur. Marslılar, insanlığı yok etmek için absürt ve aşırı şiddet içeren yöntemler kullanırken ABD hükümeti ve sıradan insanlar, bu tehdide karşı mücadele eder.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir