
Audrey Hepburn
Jo Stockton

Moda yayıncısı Maggie Prescott fotoğrafçı Dick Avery'den yeni bir yüz bulmasını ister. Yepyeni ve çok farklı bir model! Dergi ekibiyle birlikte şans eseri çekim yapmak için gittikleri Greenwich Village'daki bir kitapçıda çalışan Jı'yu kimse farketmez. Oysa bu kitap kurdu, 'entel' kızın eşi bulunmaz havası ve güzelliği Dick'in gözünden kaçmamıştır.

Audrey Hepburn
Jo Stockton

Fred Astaire
Dick Avery

Kay Thompson
Maggie Prescott

Michel Auclair
Prof. Emile Flostre

Robert Flemyng
Paul Duval

Dovima
Marion

Suzy Parker
Specialty Dancer (Think Pink Number)

Sunny Hartnett
Specialty Dancer (Think Pink Number)

Jean Del Val
Hairdresser

Virginia Gibson
Babs

Sue England
Laura

Ruta Lee
Lettie

Alex Gerry
Dovitch

Bess Flowers
Fashion Show Spectator

Iphigenie Castiglioni
Armande

Prof. Higgins, yağmurlu bir gecede, Londra Covent Garden'daki operadan çıkan kalabalığın arasında çiçek satan, ağzı bozuk Eliza Doolittle'a rastlar. Hırçın ve kaba davranışlarıyla etrafa sataşmaktan kendini alamayan muzip genç kız, sadece argo değil, üstelik berbat bir aksanla da konuşmaktadır. Higgins, kendisi gibi bir dil bilimci olan dostu Albay Pickering ile bir bahse girer: Eliza üstüne para alarak profesörün evinde kalacak ve diksiyon kursları alacaktır. Higgins, genç kızı tamamen yola getireceğine ve Eliza'nın bir süre sonra gerçek bir hanımefendiden ayırt edilemeyeceğini iddia etmektedir. Bernard Shaw'ın 1912 tarihli oyunu Pygmalion'dan uyarlanan ve Broadway'de 1956-62 yılları arasında büyük sükse yapan My Fair Lady'nin başarısı, sahne müzikalini uyarlayan Alan Jay Lerner'in film yönetmeni George Cukor'la işbirliğini doğurdu. Eliza rolünün kariyerinin zirvesindeki Audrey Hepburn'e verilmesiyle de sinema tarihinin zafer anlarından biri tescillenmiş oldu.

Amerikalı bir dansçı Britanya'ya gelir ve başta öfkelendiği bir modele aşık olur, ama dansçı onu ahmak bir yapımcıyla aldatır

Savaş sonrası Paris’te kalan iki Amerikalı, ressam Jerry Mulligan ve besteci Adam Cook, Paris’in bir sanatçı için en ideal yer olduğuna inanmaktadırlar. Jerry, Fransız arkadaşının nişanlısı Lise Bouvier ve zengin dul Milo Roberts arasında kalır. Kısa sürede filizlenen Jerry ile Lise’nin yasak aşkı, ünlü ressamların tablolarından esinlenmiş dekorlar önünde gösterişli bir dans şölenine dönüşür.

Millie Dillmount, a fearless young lady fresh from Salina, Kansas, determined to experience Life, sets out to see the world in the rip-roaring Twenties. With high spirits and wearing one of those new high hemlines, she arrives in New York to test the "modern" ideas she had been reading about back in Kansas: "I've taken the girl out of Kansas. Now I have to take Kansas out of the girl!"

"Kraliyet Düğünü", Kraliçe 2. Elizabeth'in düğünü sırasında Londra'ya gelen iki Amerikalı dansçının gösteriye hazırlanmalarını ve bu arada aşık olmalarını anlatıyor. Astaire ve Powell'in kardeş iki dansçıyı canlandırdıkları film 1950'li yılların müziği, Fred Astaire'nin muhteşem danslarıyla türün merakllarının keyifle izleyecekleri bir müzikal.

Mike Windgren, işsiz kaldıktan sonra bir otelde şarkıcı ve havuz gözetmeni olarak çalışmaya başlar. Latin tarzı müziği keşfederken, bir yandan ateşli bir kadın matadora, diğer yandan rakip havuz görevlisinin sevgilisine ilgi duyar. Tam hayatı renklendi derken, sakladığı aile sırrı her şeyi altüst eder.

Lorelei ve Dorothy taşradan büyük şehire gelmiş iki genç kadındır. Bir müzikholde dansçılık ve şarkıcılık yapan bu iki genç kadın Paris'e giden bir transatlantikte iş bulurlar. Çok geçmeden Lorelei ve Dorothy'nin etrafını zengin adamlar sarar. Zengin bir koca bulmayı isteyen Lorelei ve Dorothy aşkın anlamını öğreneceklerdir.

Broadway'in efsanevi dansçısı Don Hewes, partneri ve sevgilisi Nadine'in ani ayrılışıyla hayal kırıklığına uğrar. İntikam almak için yeteneksiz ama heyecanlı Hannah'ı keşfeder ve onu bir yıldıza dönüştürmeye ant içer. Ancak bu yolculuk, ikisinin de beklediğinden çok daha derin bir değişimi tetikleyecektir...

Pola (Marilyn Monroe), Loco (Betty Grable), Schatze (Lauren Bacall), üç genç ve bekar Amerikalı hanımefendi. Şehrin kaymak tabakasının mukim olduğu işlek merkezinde lüks bir daire kiralayan Pola ve Schatze'nin yanlarına Loco da katılacaktır. Filmde bu üçlünün 'zengin koca' bulma tasavvuru ve bu uğurda atıldıkları serüvenleri izliyoruz sonrasında. Üçünün de ortak hayali ve tek tutkusu budur. Öyle ki varsılların yoğun olduğu muhitlere girebilmek, partilere katılabilmek için gerekli sermayeyi dairedeki mobilyaları satarak temin edecek kadar...

Fransa'daki Paris'te bir flört programına katıldığını düşünen Dawn kendini Teksas'taki Paris'te bulur. Yarışmadan çıkmayı planlasa da kovboy erkek adaydan hoşlanınca işler karışır.

Aileden kalma gizli tarifleriyle restoran işleten iki yakın arkadaş Sal ve Vince'in arası bilinmeyen bir nedenden dolayı yıllar önce bozulmuştur. O günden sonra Küçük Italya bir daha hiç aynı olmamış Pizza Napoli Vince'in Pizzası-En İyisi ve Sal'ın Pizzası-Daha İyisi olarak ikiye bölünmüştür. Şimdi artık aradan yıllar geçmiştir ancak ikili hâlâ birbirlerini sabote etmeye devam etmektedir. Ancak sanıldığı gibi ailenin her üyesi birbiriyle savaş halinde değildir. Pizza fırınları yanar ve en iyi pizzayı pişirmek için amansız bir yarış başlar. Nikki ve Leo'nun aşkları bu amansız yarışın kurbanı mı yoksa kazananı mı olacaktır?

Yahudi bir kızın dini eğitim alabilmek için erkek kılığına girmesiyle gelişen olaylar.

A fussy celebrity caterer, a blind woman, a tour-bus guide and an inexperienced wedding planner search for love.

Federico Fellini'nin ünlü Sekiz Buçuk filminin Hollywood versiyonu... Yetenekleri ve aşk hayatı çöküntüye uğrayan yönetmen Guido, son filminin yapımından vazgeçmek üzeredir. Sıkıntılardan kurtulmaya çalışırken, bir sürü güzel kadınla kurduğu çalkantılı ilişkiler içinde kaybolur. Metresi, karısı, ilham perisi, sıradaşı, cilveli bir muhabir, öğretici bir ve annesi ile hayatını paylaşan Guido, dibe yaklaşırken bir kurtuluşun peşindedir. Ve Guido, bir sanatçının dramını, özgün diliyle gözler önüne sermektedir.

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur.

Profesyonel bir balerin olma hayalleri kuran 17 yaşındaki lise öğrencisi Sara, annesinin bir trafik kazasında ölmesiyle bu hayallerini bir kenara bırakarak Chicago'da yaşayan babası Roy'un yanına taşınmak zorunda kalır. Şehir hayatının karmaşası içinde, dansa olan tutkusunu kulüplerde gidermeye çalışırken, kendisi gibi dans tutkunu siyah bir genç adamla tanışır. Derek ve kız kardeşi Chenille ile arkadaşlık kurmasıyla hayatı renklenir.Ancak Sara ve Derek arasındaki ilişki ilerlemeye başladıkça ailelerinden ve arkadaşlarından tepki almaya başlarlar.İki genç hayallerine ev birbirlerine tutunarak ayakta kalmaya çabalarlar.

Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı bir nişanlı çift olan Gil ve Inez, Inez'in babasının iş gereği Paris'e gelmesini fırsat bilerek küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil'in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçekdışı maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir. Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği de edebiyata olan tutkusu da pekişir.

Tati karakterlerinin her filmde farklılığı ve bohemliği fark yaratan unsurlardandır. Yıllar süren bir prodüksiyon olan Playtime, bu konuda en iyi örneklerden birisi... Filmde Monsier Hulot'un serüvenleri anlatılmaktadır; kahramanımız Paris’teki bir Amerikalı memur ile görüşmek zorundadır, fakat teknoloji dolu modern mimariler arasında kaybolur. Hulot turistlerin arasına istemeden de olsa karışır ve bir Amerikalı turist grubuyla Paris’i dolaşırken ondan beklenecek kargaşayı da oluşturur.


Yapımcı Max Bialystock'un sahneye koyduğu Hamlet'in müzikal versiyonu olan Funny Boy, açılış gecesinde perde kapatmıştır. Leo Bloom, Max'e bir teklifte bulunur. Hitler'in Baharı müzikali için gereğinden fazla para toplayacak, sonra da perdeyi kapatıp parayı cebe atacaklardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir