
Belçim Bilgin
Hazal

Karmaşık ve zor bir dönemden geçen eski boksör Ali (İbrahim Çelikkol) ile sıradan bir hayat süren görme engelli Hazal'ın (Belçim Bilgin) tanışmasının ardından bir süre sonra aralarında büyük bir aşk başlar. Çekingen ve durgun bir ruh hali yaşayan Ali'nin kalbi Hazal'a atmaya başlar. Karşılıklı bu aşk bir gün Hazal'ın hikayesini anlatmasıyla yeni bir boyut kazandırır. Hazal'ın hikayesi Ali'ye hayatındaki yanlışları hatırlatacaktır. Hayatını Hazal'a adayan Ali'nin aşkı için son bir dövüşe daha çıkması gerekecektir. Film Güney Kore yapımı Only You/Always filminden uyarlanmıştır.

Peşine düştüğü sanat eseri hırsızının eski sevgilisi olduğunu öğrenen bir Interpol ajanı, onu suçüstü yakalamak için bir plan yapar.

Profesör Gabriel Emerson nihayet Julia Mitchell'in kimliği hakkındaki gerçeği öğrenir, ancak gerçekleşmesi çok geç gelir. Julia, saygın Dante uzmanının onu hatırlamasını bekliyor ve onunla daha fazla bir şey yapmak istemiyor. Gabriel başkasının kollarında sevgi bulmadan kalbini geri kazanabilir mi?

The final part of the film adaption of the erotic romance novel Gabriel's Inferno written by an anonymous Canadian author under the pen name Sylvain Reynard.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Mimarlık öğrencisi olan ve hobi olarak müzik yapan Barış hayatın tadını çıkarmaktan keyif alan birisidir. Füsun’u ilk gördüğü anda hayatında hiç bilmediği bir duyguya kapılmıştır. Hep teğet geçen aşk bu defa Barış’ı yakalamıştır. Aşkı ona tattıran bu kız kimdir? İsmini bile bilmediği ama aşık olduğu bu kıza bir şekilde ulaşmak ister ve ulaşır da… Füsun’u bulmak, ulaşmak tamamdır da; aklında üniversiteyi derece ile bitirip Amerika’da master yapmaktan başka şey olmayan Füsun’u bir de aşka ikna etmek lazımdır. Yakışıklı, akıllı ve içten olan Barış, sonunda bunu da başarır. Füsun’u kendine aşık eder, evlenirler. Her şey masallardaki gibidir. Ta ki masal bir gün bozulana kadar.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Masal gibi başlayan ve sonunda trajik bir olaya sürüklenen hikayesiyle 'İncir Reçeli', Aytaç Ağırlar'ın ilk yönetmenlik denemesi. Televizyon için skeç programları yazarak hayatını kazanan Metin’in en büyük isteği, yazdığı senaryolardan birinin filme çekilmesidir. Fakat senaryoları sürekli yapımcılar tarafından geri çevrilen Metin, yine böyle bir olayın akşamında gittiği barda Duygu ile tanışır. Metin zil zurna sarhoş olan bu kıza evini açar, fakat ertesi sabah uyandığında kısacık bir not bırakan Duygu çoktan evi terk etmiştir.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

İlk Görüşte Aşk, kör bir adama aşık olan genç bir mimar kadının hikayesi. Kadın, onu görme yeteneğini yeniden kazanması için radikal bir ameliyata girmeye teşvik eder. Ama adam asıl görme yeteneğini kalbinde bulduğu sevgiyle elde edecektir.


Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Darbe döneminde bir Ege kasabasında, canından çok sevdiği küçük kızı ve babaannesiyle birlikte yaşayan Memo, mental yetersizliği olan ama küçük dünyasında mutlu yaşayan bir çobandır. 1983 yılında bir gün, sıkıyönetim komutanının kızının ölümü üzerine kalan ve sıradan hayatı birden altüst olan Memo, idam cezasına çarptırılır ve böylece ‘Yedinci Koğuş’a gelir. Burada hayatta kalması pek mümkün görünmemektedir. Fakat başta onu nefretle karşılayan tüm koğuş, onun iyilik dolu kalbini görür, yavaş yavaş Memo’nun cinayet işleyebilecek bir kişiliği olmadığına ikna olmaya başlar ve zamanla hayatına dokunduğu herkes Memo’nun hayatını kurtarmak için seferber olur. Herkes adalet peşindeyken Memo ve kızı Ova’nın tek isteği birbirlerine kavuşmaktır. Memo suçsuzdur ve şimdi yaşamına geri dönebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı vardır.

Bir tren yolculuğunda bir polis memuru ve bir bayan geçmişlerinden birbirlerini bahsederler. Bayan, adrenalin bağımlısı olan eski sevgilisini ve yaşadıklarını anlatır. Polis ise kariyeri boyunca yakalayamadığı tek hırsızdan çektiklerini anlatır. Bu ikisinin arasındaki bağlantı, birbirlerine anlattıkları adamlarının aynı kişi olmasıdır.

Hayatını kütüphaneci olarak idame ettiren Taylor, aniden işsiz kalır. Kendisine yeni bir hayat kurmak için Montana'daki küçük kasabasına geri döner. Şimdi Taylor, kardeşini ve kasabadaki küçük oteli, farklı fikirleri olan iş adamı Joel Sheenan'dan kurtarmak zorundadır. Böylece Taylor için mücadele dolu anlar başlar.

2. Dünya Savaşı'nda Polonya'nın Almanlar tarafından işgali üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçmış Leo Gursky , çocukluk yıllarında aşık olduğu, ancak ailesi tarafından yine ABD'ye gönderilmiş Alma'yı hiç unutmamış, başka hiçbir kadını sevmeyeceğine dair kendine söz vermiştir. Ömrünün son yıllarını geçiren Leo ile, annesinin yeniden evlenebilmesi için girişimlerde bulunan genç Alma Singer'ın yolları kesişir. Bu esnada çok eskiden yazılmış, ancak yeni ortaya çıkan gizemli bir kitap, hepsinin hayatını derinden etkileyecektir.

A woman becomes very curious about one of her psychiatrist husband's inmates, a man who was found guilty in the murder and disfigurement of his former wife.

Güneş şemsiyeleriyle bezeli bir sahilde çocuklar oynuyor. Suyun sesi, gökyüzünün maviliği ve güneşin sıcaklığı hâkim. Bütün bu kalabalığın ortasında uyuyan bir çocuk Ava. Henüz 13 yaşında. Ruhu uyanıyor ancak gözleri, bir hastalık nedeniyle kapanmak üzere. Genç kızlığına adım adım yaklaşırken, önünde bekleyen sorunlarla baş edebilmek için kendince yöntemler arıyor. Prömiyerini yaptığı Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünden ödülle dönen Ava, genç bir kızın büyüme hikâyesini girift bir anlatı üzerinden kuruyor ve dört başı mamur bir sinema duygusu yaratıyor. Yönettiği ilk uzun metrajlı filminde Léa Mysius, oldukça kompleks, görsel olarak çok maharetli bir karakter portresi çiziyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.










0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir