
Jo Odagiri
Jin

Jin, gece gördüğü kabusta bir trafik kazasına tanık olmuştur. Uyandıktan hemen sonra kabusta gördüğü mekana giden Jin, burada kısa bir süre önce gerçekten de bir kazanın olduğunu öğrenir. Jin, polisi olayın şüphelisinin evine kadar izler. Şüpheli Ran suçlamaları reddetmekte ve bütün gece uykuda olduğunu iddia etmektedir. Polis Ran’ın ifadesini ciddiye almaz ve onu tutuklar. Jin, ikisi arasında açıklanamaz bir bağ olduğuna ikna olmuştur. Ran, uykusunda Jin’in rüyalarında gördüklerini gerçekleştirmektedir.

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlar. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam sık sık belirir. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp esrarengiz misafirinin izinden gider.

Filmde Tilda Swinton, bir kavanoza hapsedilmiş bir Cin ile karşılaşan parlak bir bilgin Alithea rolünde. İstanbul'da bir otel odasında uzun bir sohbet sırasında Cin, Alithea'nın özgürlüğünü kazanmasına yardım etmesi halinde üç dileğini yerine getirmek için onunla bir anlaşma yapar. Alithea'nın dilekleri, zaman içinde yirmi yıl atlamayla sonuçlanır, bu arada birbirleri için beklenmedik duygular geliştirir.

Film, lisedeki en yakın arkadaşını kaybettikten sonra onunla ilgili yazdığı roman sayesinde şöhreti erken yaşlarda bulan Sidney Hall (Logan Lerman) ve onun bu şöhreti kaldıramayıp aradan kaybolmasından geçen 10 seneden sonra bir dedektifin Hall’u araştırmaya başlamasının hikayesi.

Donovan isimli bir adam uzun bir aradan sonra geçmişteki yaşadığı olayları araştırmak için eve geri döner. Dejavu yaşadığına inanır ve aynı olayların komşusunun başına gelmemesi için ikna etmeye çalışır...

Chicago’nun Wicker Park bölgesinde yaşayan Matthew (Josh Harnett) bir gün çalıştığı işyerinin penceresinden karşı kaldırımda en yakın arkadaşı Luke'a (Matthew Lillard) ait ayakkabı dükkânının vitrinine bakan bir kız görür. Matthew onunla tanışmak için her yolu deneyecektir ancak bu ilişkinin bütün yaşamını etkileyeceğinden haberi yoktur. Matthew ve Lisa (Diane Kruger) birbirlerine aşık olurlar, ancak kader ağlarını örmeye başlayacaktır.

The Nines oyuncuların farklı rollerde göründüğü 3 kısa filmden oluşuyor. “The Prisoner” (mahkum) bir televizyon yıldızının dışarıyla tek bağlantısının menajeri ve komşusu olan iki kadın olduğu bir ev hapsinde bulmasını konu alır. Gizemli olaylar kadınların kendini gerçek dünya hakkında aldattığını düşünmesine neden olur. İkinci kısa “Reality Television” dizi yapımını anlatan bir belgesel yapımcısının, arkadaşlarının yardımıyla post prodüksiyon aşamasını atlatmasını anlatır. “Knowing” ise başarılı bir video oyunu tasarımcısının karısıyla birlikte ormanlık bir yerde arabalarının bozulması ve kızlarının geri dönülemez seçimlere kadar götüren bir gerçeği/bilgiyi öğrenmesini anlatır. Bu üç hikaye tek bir anlatımla yazar ve karakter, oyuncu ve rol, yaratan ve eseri arasındaki ilişkiyi keşfediyor.

Deprem Kuşu, arkadaşının kaybolması ile kendisini büyük bir girdabın içinde bulan genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Lucy Fly, Tokyo'da yaşayan genç bir kadındır. Sorunlu bir yaşamı olan Lucy, gönlünü yakışıklı bir fotoğrafçı olan Teiji'ye kaptırır. Lucy ve kendisi gibi sorunlu olan Teiji arasında çok geçmeden yoğun bir ilişki yaşanmaya başlar. Bu sırada Lucy, eğlenmek için gittiği bir barda Lily adında bir kadın ile tanışır. Kısa sürede yakın arkadaş olan Lucy ve Lily, zamanlarının çoğunu birlikte geçirmeye başlar. Ancak bir gün Lily'nin ortadan kaybolması işlerin karışmasına neden olur. Lily'nin kaybolmasıyla soğukkanlılığını kaybetmeye başlayan Lucy, polisler tarafından sorgulanmaya başlar. Üstelik polisler Lily'nin öldüğünden şüphelenmektedir.

Bir Vietnam gazisi olan Jacob Singer (Tim Robbins), gerçeği hayalden ayıramayan, halüsinasyonlarla dolu bir hayat yaşıyor. Vietnam'dayken devlet tarafından şiddet ve gücünü arttıran ama aynı zamanda yavaş yavaş delirmesini sağlayan bir ilaç verildiğini hatırlıyor. Yaşadığı hayatın bir türlü gerçek olduğunu inanamayan Jacob, aklını kaybetmemek için herşeyi yapmaya hazırdır.


Polis Sharon Pogue (Jennifer Lopez), görevi sırasında ölümcül bir tuzağa düşmek üzereyken, orada tesadüfen bulunan gizemli bir yabancı (Catch - Jim Caviezel) tarafından kurtarılır. Aslında bu Sharon ve Catch'in ilk karşılaşmaları değildir ve sonuncusu da olmayacaktır. Sharon ve Catch tesadüf ötesi iki karşılaşma ardından aşkı içlerinde hissederler. Hayatları ile ilgili gerçekleri birlikte keşfederken, geçmişten taşıdıkları sırlarla zorlu bir mücadele başlar.

Jack Starks, Körfez Savaşı sırasından başından ağır yaralanmasına rağmen hayatta kalabilmiş eski bir askerdir. İyileşmesine rağmen sürekli hafıza problemleri yaşayan Jack, hiç akrabası da olmadığı için bu krizleri daha da ağır geçirmektedir. Son çare olarak doğduğu kasabaya, Vermont’a geri dönmeye karar verir.Otostopla yoluna devam eden Jack, arabası bozulmuş sarhoş bir kadına yardım eder. Kadının 8 yaşında bir kızı vardır. Kanada sınırını geçmek üzere yol alan bir adam tarafından arabaya alınırlar ve biraz ileride polis kontrolü ile karşılarşırlar.Jack’in gelgitlerle dolu hafızasındaki son görüntüler bunlardır. Kendine geldiğinde bir akıl hastanesine hapsedildiğini fark eden genç adam, bir polis memurunu öldürmekle suçlanmaktadır.

İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Seksi oyuncular Katie Holmes (Teaching Mrs. Tingle, Dawson's Creek) ve Benjamin Bratt (Miss Congeniality) ile TERKEDİŞ, unutulmaz psikolojik gerilimler arasında yerini almayı hakediyor. Saygın bir üniversitede öğrenci olan Katie Burke'ün (Holmes) üzerinde çok baskı vardır. Hem bitirme teziyle uğraşmakta hem de sektörün önde gelen danışman firmalarından birinde kariyer edinmeye çalışmaktadır. Bütün bunların etkisiyle bazı hayaller görmektedir. Aslında aklı hala 2 yıl önce gizemli bir şekilde hiç iz bırakmadan ortadan kaybolan sevgilisi Embry'dedir. Artık Embry'den kalan izler soğumaya başlamıştır ki alkol tedavisinden yeni çıkan dedektif Wade Handler (Bratt), Katie'nin karmaşık kampüsüne girerek hem kendi hayatını hem de Embry'den kalan parçaları biraraya getirmeye karar verir. Birkaç küçük kanıtın bulunmasıyla, Embry, Katie'nin Wade'e olan ilgisinin intikamını almak için yine gizemli bir şekilde ortaya çıkar.

Neal, herkesin hayatta ne yapmak isteyeceğini öğrenmeye çalıştığı bir çağ olan 23 yaşına girmektedir. Doğum günü partisinde yaşamı hakkında bir cevap almayı diler. Babasının kendisine hediye olarak aldığı arabayı görmek için dışarı çıktığı anda başına bir su kovası düşer ve bilinçsiz bir şekilde yere yığılır. Hastanede uyandığında Neal, hayatı ile ilgili soruların cevaplarını keşfetmeye götürecek olan yolculuğuna başlar.

Tutku, aşk, ihanet. Yakışıklı, varlıklı ve karizmatik David Aames rüya gibi bir hayat sürmektedir. Bir gün hayatının kadınıyla karşılaştığını düşünür. Tek sorun onun, en yakın arkadaşının kız arkadaşı olmasıdır. Kısa süre sonra kız arkadaşının sebep olduğu bir araba kazasında yüzü tanınmayacak şekilde parçalanır. Hayata küsen David’in karşısına, onu eski haline döndürebileceğini söyleyen bir doktorun çıkmasıyla kendisi için hayaller ve gerçek arasında tehlikeli bir serüven başlar.

8 yıl önce, bir kültür merkezinde edebiyat öğretim üyesi olarak çalışmakta olan Üniversite Profesörü Hak-Kyu ( Jung Woo-Sung ) kendinden yaşça küçük olan eski bir eğlence parkı çalışanı Deok-Yi'ye aşık olur. İkisi arasındaki ilişki bir skandala yol açar ve Hak Kyu Deok Yi'yi arkasında bırakarak küçük bir kasabaya taşınır. Geçirdiği bir rahatsızlık sonucu görme yetisini kaybeden Hak Kyu aradan geçen 8 yıldan sonra popüler bir yazar olmuştur; fakat şimdi de bir cinayet zanlısı olarak suçlanmaktadır... Film klasik Kore masalı olan "Simcheong Hikayesi" ("Simcheong Jeon") 'un günümüze uyarlamasıdır.

Harry Potter filmlerinden tanığımız Daniel Radcliffe 'nin başrolde olduğu film, Stephen King' in oğlu Joe Hill tarafından yazılan bir romandan uygulama. Ig Perrish bir sabah akşamdan kalma bir halde uyanır. Sevgilisi , Merrin Williams ise tecavüz edilmiş ve hunharca katledilmiştir. Çevresindeki herkes Ig' i suçlar. Bu arada herkesten uzaklaşır ve şehir dışında yaşamaya başlar. Akşamdan kalma başka bir günün sabahında ise boynuzlarının çıkmaya başladığını görür. Yeni özelliklerini kasaba halkının en derin sırlarını öğrenmek ve sevdiği kadını kimin öldürdüğünü bulmak için kullanır.

A lonely metermaid has a psychotic reaction to his medication and becomes convinced he's a superhero. A very select group of people in life are truly gifted. Special is a movie about everyone else.

Roland Suso'nun yönetmenliğini üstlendiği İçimdeki Ben. büyük bir kaza atlatan ve hafızasını kaybeden bir adamın sonrasında yaşadıkları anlatılıyor. Ryan Phillippe, Sarah Polley'in başrolünü üstlendiği filmin konusu kısaca şöyle: Simon, ölümden döndüğü kazanın ardından gözlerini bir hastanede açar. Hafıza kaybından dolayı hayatındaki son iki yıla ait hiç bir şeyi hatırlamamaktadır. Kardeşi Peter'in öldürüldüğünü ve hatırlamadığı bir kadınla evli olduğunu öğrenir. Bu arada aşık olduğu bir kadının garip görüntüleri sürekli zihnini meşgul etmektedir. Sonunda, kardeşinin öldürülmesinin ardındaki nedeni keşfederken, kendi yaşamında da inanılmaz değişimler ortaya çıkar. Şimdi ve hafızasını kaybettiği zaman arasında gidip gelmektedir. Simon, zaman içinde yolculuk mu yapıyordu yoksa hafıza kaybı aslında ciddi bir deliliğin sinyallerini mi veriyordu?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir