
J. Farrell MacDonald
James 'Aloysius' Riley


J. Farrell MacDonald
James 'Aloysius' Riley

Nancy Drexel
Mary Coronelli

David Rollins
David 'Davy' Collins

Louise Fazenda
Lena Krausmeyer

Billy Bevan
Paris Cabman
Mildred Boyd
Caroline

Mike Donlin
Crook

Otto Fries
Munich Cabman

Dell Henderson
Judge Coronelli

Isabelle Keith
French Woman on Pier

Robert Parrish
Boy

Russ Powell
Mr. Kuchendorf
Harry Schultz
Hans 'Eitel' Krausmeyer

Ferdinand Schumann-Heink
Julius Kuchendorf

Rolfe Sedan
French Restaurant Patron






Moda dünyasının kalbi Paris'te atmaktadır ve burada yapılan defileler her zaman büyük yankılar uyandırmaktadır. İşte böyle bir moda haftası dolayısıyla bir araya gelen birbirinden ünlü tasarımcılar, gazete muhabirleri, mankenler, magazin yazarları ve fotografçılar arasında birbirleriyle ilgisi olmayan çeşitli olaylar yaşanmaktadır. Bu kadar ünlü kişi bir araya gelince ve adeta herkesin gözü önünde cereyan etmeye başlayan bu anlaşmazlıklar, kaçamaklar, gizli gizli yürütülen bir takım çalışmalar da anında dünya basınının en öncelikli haberleri olarak gözler önüne serilmektedir.

Polis memuru sürekli kendi hayatında aptallıklar yaparak yaşayan bir soyguncuyu yakalarken yaptığı yarış anlatılmakta..


İşsiz bir karikatürist, ailesi ve küçük kardeşi Freddy ile birlikte geri döndü. Ailesinin ayrılmasını istediğinde babasının Freddy'yi cinsel istismar ettiği yönündeki söylentileri yaymaya başlar.

"Dans eden Hitler’ler lütfen kenarda beklesin!" İlk uzun metrajlısı aynı zamanda en parlak filmidir Mel Brooks’un. En iyi senaryo Oscar’lı Yapımcılar, yönetmenin diğer tüm filmlerinden daha ince ve daha tehlikeli, karnımıza ağrılar sokabilecek kadar sulu bir komedi: New Yorklu bir gösteri dünyası uzmanı Yahudi, üçkağıtçılıkla da olsa, sahneye bir müzikal koyar; müzikalin konusu, nefret uyandırıcı da olsa, Hitler’dir.

Living in Paris, journalist Bernard has devised a scheme to keep three fiancées: Lufthansa, Air France and British United. Everything works fine as long as they only come home every third day. But when there's a change in their working schedule, they will be able to be home every second day instead. Bernard's carefully structured life is breaking apart

Mike Donnelly (Chris Farley) ile tanışın! O, herkesin sevdiği, komik ve başına bela açmaya hazır bir sakarlık makinesi. Büyük kardeşi Al’in (Tim Matheson) Washington eyaleti valiliğini kazanmasına yardım etmeye kendini adamıştır, ancak her oy kazanma fırsatını utanç verici bir felakete dönüştürmeyi başarır. Kampanya ekibinin tembel yardımcısı Steve Dodds (David Spade), Mike’a göz kulak olmayı gönüllü olarak üstlenir. Mike, mevcut valinin bir sahtekâr olduğunu keşfedince, iyi niyetli yıkımı yepyeni bir seviyeye taşır. Tommy Boy’un yıldızları Chris Farley ve David Spade, neden “90’ların en iyi komedi ikilisi” olduklarını bir kez daha kanıtlıyor!



Eksantrik suç dehası Profesör Marcus (Alec Guinness), Londra’nın sakin bir mahallesinde, tatlı bir yaşlı dul olan Bayan Wilberforce’un (Katie Johnson) evinde bir oda kiralar. Planı, dört suç ortağıyla (Cecil Parker, Herbert Lom, Peter Sellers ve Danny Green) birlikte mükemmel bir soygun düzenlemektir. Kendilerini bir müzik topluluğu olarak gizleyen bu çete, Bayan Wilberforce’un evini üs olarak kullanır. Ancak soygun başarıyla tamamlanmasına rağmen, Bayan Wilberforce’un masum merakı ve keskin sezgileri, planlarını altüst eder.

Lawrence (Michael Caine) nazik ve usta bir sosyete dolandırıcısı, Freddy (Steve Martin) ise sadece bir sahtekardır. Lawrence, Freddy deki sahtekarlık cevherini görünce onu kendinden uzaklaştırmaya çalışır fakat, Freddy yanından ayrılmaz. Bunun üzerin Lawrence hırsızlık ve dolandırıcılık konusunda Freddy'e ders vermeye başlar. Yalnız dersler ilerledikçe aralarında bir rekabet baş gösterir. En sonunda otelin lobisinde gördükleri bir bayanın 50.000 dolarını almak üzere bahse girerler.

Baş müfettiş Jacques Clouseau polis şefi Charles’ın akıl hastanesine gönderilmesine neden olur. Sonra polis şefi bir yolunu bulup oradan kaçar ve müfettişi öldürmek için peşine düşer. Bu sürecin akabinde polis şefi farklı şeyler düşünüp dünyayı yönetmek istese de müfettiş kendi yöntemleri ile bu duruma el koyacak.

Sakar ve kendini beğenmiş dedektifimiz Clouseau (Peter Sellers) The Pink Panther serisinin bu ilk bölümünde The Phantom adındaki bir mücevher hırsızının peşine düşer. Pembe Panter isimli bir mücevherin çalmayı planlayan, kimliğiyle ilgili hiç kimsenin bilgisinin olmadığı bu hırsız aslında Clouseau'nun burnunun dibindedir.

Kurnaz Kötüler çetesi, ürkütücü bir malikaneden paha biçilmez bir madalyon çalmak için çok riskli bir Cadılar Bayramı soygununa girişir.

Sean Thornton doğup büyüdüğü İrlanda'ya,yeni bir hayata başlamak üzere geri döner. Kısa zaman içinde Mary Kate Danaher ile tanışır ve evlenmeye karar verirler. Ancak buna karşı çıkan biri vardır; Mary'nin abisi Will Danaher. Sean hem Will Danaher ile mücadele eder hem de geride bırakmak istediği hatıralarıyla... The Quiet Man, 7 dalda Oscar'a aday olan ve John Ford'a en iyi yönetmen Oscarı'nı getiren çarpıcı bir drama.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir