
Charlie Chaplin
Tramp

Charlie begins to woo a woman on a bench, only to have her seaman boyfriend object. After a brick fight between the two men that eventually involves two police officers, all five people end up in the local pond to cool off.

Bir zamanlar Hollywood'un ünlü ve aranılan bir yönetmeni olan Mel Funn (Mel Brooks) alkol sorunu yüzünden uzunca bir süredir mesleğinden uzak kalmıştır. Artık içkiyi bırakmış olan bu eski komedi filmleri yönetmeni, iki sadık yardımcısı, Marty Eggs (Marty Feldman) ve Dom Bell (Dom DeLuise)'le birlikte eski güzel günlere muhteşem bir dönüş plânlamaktadır: Sessiz bir film yapacaktır. Zarar etmekte olan bir film yapımcısına (Sid Caesar) bu teklifini götürür (tabii bütün bunlar ara yazıyla verilir, çünkü izlemekte olduğumuz konusu 1970'li yıllarda geçen bu renkli film sessiz ilerlemektedir, ancak yine de yer yer bazı ses efektleri ve müzik işitilir). Yapımcı önce saçma bulduğu bu öneriye güler geçer, çünkü yıl 1976'dır ve sessiz filmlerin devri çoktan kapanmıştır. Ancak çaresizdir, çünkü "Engulf ve Devour" adlı bir film şirketini satın almak üzeredir.Yapımcı filmde ünlü Hollywood oyuncularının da yer almaları koşuluyla projeye yeşil ışık yakar

Rock’n’roll yıldızı Nick Rivers’ın, Nazi Almanya’sında verdiği konser sırasında yaşadıkları...

Two families embark on a pleasant Sunday picnic but manage to run into a variety of issues with their temperamental automobile. Each incident requires repeated exits and reboardings by Laurel, Hardy, their wives and grouchy, gout-ridden Uncle Edgar.

Laurel ve Hardy bu kez balık işinde. Balık satmak için şehir geziyorlar. Stan, balıkları kendisinin yakalayabileceğini ve insanlara satarken kâr edebileceklerini söyler. Ollie bu fikirden hoşlanır, böylece hurdalıkta bir tekne alırlar ve bazen başarısızlıkla sonuçlanırlar. Sonunda tekneyi tamir ettiklerinde, tüm operasyon güneye kayar.

Walking along with his bulldog, Charlie finds a "good luck" horseshoe just as he passes a training camp advertising for a boxing partner "who can take a beating." After watching others lose, Charlie puts the horseshoe in his glove and wins. The trainer prepares Charlie to fight the world champion. A gambler wants Charlie to throw the fight. He and the trainer's daughter fall in love.

Maskeli bir saldırganla ilk karşılaşmalarının üzerinden yirmi altı yıl geçtikten sonra orijinal grubun hayatta kalan üyeleri Shorty Meeks, Ray Wilkins, Cindy Campbell ve Brenda Meeks hayatlarını bir kez daha tehlikede bulurlar. Ghostface olarak da bilinen katil, geçmişteki olayların kaldığı yerden devam ederek görünüşe göre onları bir kez daha hedef almaktadır.

Tatlı Hayat, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Filmde Marcello'nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960'ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu "tatlı hayat"ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur. İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan "Tatlı Hayat" gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır * Yapılmış en muhteşem İtalyan filmi.

Bir adam öldürülür. Cinayetin tek tanıkları sağır olan Dave Lyons ve kör olan Wallace 'Wally' Karue'dir. İki sıradışı adam elele vererek suçlularla mücadeleye başlarlar.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Teğmen Frank Drebin, Los Angeles Polise Teşkilatı'na bağlı bir birimde çalışan sakar bir dedektiftir. En yakın arkadaşı ve ortağı Dedektif Nordberg bir operasyon sırasında vurulunca tatilini yarıda bırakıp Los Angeles'a döner. Araştırması sırasında olayın Vincent Ludwig isimli bir iş adamının planını keşfeder. Ludwig, bir beyzbol oyuncusunun beynini yıkamayı ve Kraliçe Elizabeth'i Los Angeles gezisi sırasında öldürmeyi planlamaktadır. Sakar dedektifimizin ortalığı karıştırması pek uzun sürmez.Leslie Nielsen'ın unutulmaz karakter Frank Drebin'i canlandırdığı Çıplak Silah serisinin ilk filmi.

Sakar ve kendini beğenmiş dedektifimiz Clouseau (Peter Sellers) The Pink Panther serisinin bu ilk bölümünde The Phantom adındaki bir mücevher hırsızının peşine düşer. Pembe Panter isimli bir mücevherin çalmayı planlayan, kimliğiyle ilgili hiç kimsenin bilgisinin olmadığı bu hırsız aslında Clouseau'nun burnunun dibindedir.

When an upwardly mobile couple find themselves unemployed and in debt, they turn to armed robbery in desperation.

İtfaiye biriminin başında bulunan Jake Carson ve seçilmiş özel kişilerden oluşan takımı, yangın söndürme konusunda uzmandır. Bu kez görevleri üç kardeşi hızla yayılan bir yangından kurtarmaktır. Fark ederler ki hiçbir yangın söndürme görevi, bundan sonra başlarına gelecekler kadar zorlu değildir. Çünkü yeni görevleri bebek bakıcılığıdır. Çocukların ailelerinin yerlerini bulamadıkları gibi üç uğraşması zor çocukla ilgilenmek zorundadırlar.

1959 yılında ormanlık bir alanda yıldızları seyreden iki sevgili, uzaydan gelen yaratıklar ile baltalı bir katile kurban gider. Bu olayın 25 yıl sonrasında üniversitedeki bir kulübe üye olmak için verilen görevi yerine getirmek isteyen iki kafadar, geri dönüşü olmayan bir hata ile yaratıkların serbest kalmasına yol açınca eski olaya garip şekilde dahil olan bir dedektif, yarım kalan işi tamamlamak için son kez sahalara döner… Buraya kadar her şey normal görünse de işin aslı pek de öyle değildir: Soyadları korku külliyatının önemli yönetmenleriyle aynı olan tuhaf karakterler, intiharın eşiğinde Dirty Harry-Deckard kırması bir dedektif, sülük benzeri yaratıklar; türden türe atlayan görsel tercihler, patlayan beyinler, bolca kan ve bunları birbirine bağlayan absürt mizah anlayışı…


Hollywood'un en gözde starlarından Akademi Ödüllü Richard Dreyfuss ve Emilio Esteves, bu harika macerada bir araya geliyorlar! Hapishaneden kaçan bir mahkumun, eski kız arkadaşını görmeye gideceğine inanan iki yaman dedektif, kızın dairesini izlemeye başlarlar. Dedektiflerimizden biri gözetim altındaki bu bayandan bir hayli etkilenince, sadece kariyerlerini değil yaşamlarını da tehlikeye attıkları olaylar birbirini kovalamaya başlar.

Hokey yöneticisi Benoit Brissel’in cesedi, Quebec ve Ontario sınırındaki tabelada bulunduğu zaman, suçla ilgili yasal yetki iki tarafın polis gücü tarafından paylaşılır. Montrealli David Bouchard ve Torontolu Martin Ward birlikte çalışmak için görevlendirilirler.

Kötülüğü kökünden temizlemek amacıyla, uyuşturucu dedektifi Rizzo, Napoli'den Bangkok'a, uluslararası eroin kaçakçılığının merkezine gider. Orada, zeki gangster Frank Barella ile karşılaşır ve Barella, sert bir rakiptir. Bangkok'tan Hong Kong'a, oradan da Macao'ya kadar süren çılgın bir kovalamaca başlar – çünkü Rizzo, nihayetinde eroin ticaretine son vermeye kararlıdır.

Chicago polis teşkilatında delil dedektifi olan Wayne Dobie (Robert De Niro) on beş yıldır silahını kimseye doğrultmamış, kendi halinde bir adamdır. Meslektaşları onun mizacıyla dalga geçmek için ona “Kuduz köpek” lakabını takmışlardır. Ancak, stand-up sanatçısı olarak tanınan mafya babası Frank Milo’nun (Bill Murray) hayatını istemsizce kurtarması sonucu hayatı değişecektir. Frank ona hayatını kurtardığı için bir hediye vermek ister.

Sherlock, bir sinema salonunda film oynatıcısıdır ama hayal dünyasında yaşar. Esas hayali sıkı bir dedektif olmaktır ve tabi bir de sevdiği kızla evlenmek. Ama beş parasızdır ve bu biraz zor gözükür. Derken dedektif olma fırsatı eline geçer. Ama gerçek hayatta değil rüyada. Çünkü Sherlock oynattığı bir gangster filminin içerisine girerek oradaki dedektif olmuştur...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir