
Kristín Þóra Haraldsdóttir
Lára


Kristín Þóra Haraldsdóttir
Lára

Babetida Sadjo
Adja

Patrik Nökkvi Pétursson
Eldar

Þorsteinn Bachmann
Hörður

Gunnar Jónsson
Driver
Sveinn Geirsson
Bergur
Helga Vala Helgadóttir
Lawyer
Bragi Arnason
Helgi

Sólveig Guðmundsdóttir
Kolbrún
Guðbjörg Thoroddsen
Teacher
Aladin Laaguid
Al Hassan

Kolbeinn Arnbjörnsson
Lawyer

Diane Després üç yıl önce kocasını kaybetmiş, tek oğluyla hayatta ayakları üstünde duran 48 yaşında bir kadındır. Sadece geçinebilecekleri kadar parayı kazanabilmek için elinden geleni yapan Diane, 15 yaşındaki oğlu Steve'in hiperaktivite ve dikkat bozukluğu hastalığı nedeniyle çok zor zamanlar geçirmeye başlar. Kocasını kaybetmesinin ardından oğlu Steve'i rehabilitasyon merkezine götürür. Ancak Steve burada yangın çıkarmak ya da başka bir hastayı yaralamaya kadar varan şiddet olaylarına başvurunca merkezle ilişiği kesilir. Görevliler Diane'e iki seçenek sunmuştur. Oğluna ya kendisi bakacak ya da ıslahevine gönderecektir. İkinci seçenek Diane için imkansızdır ve bu nedenle çocuğuna tek başına bakması gerekecektir...

Josey Aimes'in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey, yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.

Yüzü tıpkı bir maskeyi andıran genç Rocky Dennis'in gerçek yaşam öyküsünün anlatıldığı bu olağanüsttü filmde anne Rusty'i canlandıran Cher'de ilk başrolüyle izleyicilerin karşısına çıkıyor. Rusty'nin tutku dolu sevgisi ve azmiyle Rocky bir yandan acının, yalnızlığın ve önyargının verdiği acıyla mücadele etmeyi öğrenirken bir yandan da sınıf arkadaşları ve öğretmenleri için ilham kaynağı olur. İçtenliği ve duygusallığı en büyük silah olarak kullanan yönetmen Peter Bogdanovich, muhteşem performanslarıyla Cher, Eric Stoltz ve güçlü senaryosuyla Bob Seger, hepimizin içinde saklı olan o duygusal kahramanı ortaya çıkararak bütün övgüleri hak ediyorlar.

Film, içine doğduğu yoksulluktan sıyrılmayı başaramayan genç bir kızın öyküsünü anlatır. İzleyiciyi kıza iç gözlemsel bir yolla bakmaya zorlar, kızın yoksulluğu, öyküdeki diğer ayrıntılarla silinemeyecek kadar gerçektir. Hollywood'un gişe geliri elde etmek amacıyla üzerini örttüğü yaşam gerçekleri açısından çok zengin bir film. Sol eğilimli, toplumsal sorunlara düşkün, deneyimli belgesel yönetmenleri olan Dardenne kardeşler, cesur, duygusal olmayan usta işi mükemmel bir film ortaya çıkarmışlar * Dardenne kardeşlerin Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ödülünü kazandıkları film, gerçeğin tam ortasındaki yoksulluğu anlatımı güçlü kılan öğelerle birleştirip tüm dünya halklarına sunmuş. Etkisi hemen hissedilmiş ve karşılığını bulmuş. İlkin Belçika'da başlayan ve sonrasında AB'ye yayılan bu süreçte genç nüfuslardaki işsizliğe yönelik çözümler vs. "Rosetta Planı" adı altında planlı programlı hale gelmiştir.


Robert Garfield, uzun zamandır uzak kaldığı kasabasına geri dönem durumunda kalmıştır. Çocukluğunda beraber vakit geçirdiği, en yakın arkadaşlarından biri ölmüştür. Garfield'ın tek hatırladığı 11 yaşındayken burada olduğudur. Kendi yaşıtı olan Carol'a o dönemde çok güçlü bir şekilde aşıktır. Hayatlarına tam o sırada müdahil olan Ted isimli çok tuhaf bir yabancı ise, Robert'ın tüm çocukluğunu yeniden düşünmesine yol açacaktır.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar...

Kuş, babası Bug ve erkek kardeşi Hunter ile bir gecekondu mahallesinde yaşayan 12 yaşındaki Bailey’i izliyor. Baba Bug’ın çocuklarına ayıracak pek vakti olmayınca ergenliğe yaklaşan Bailey de sanki dünyanın tüm yükünü omuzlarında taşıyormuşçasına ilgi ve macerayı başka yerlerde arar. Trajediyle komedi arasında gidip gelen Kuş ergenlik enerjisi, şiddet, hayal gücü, kaos, acımasızlık, halüsinojenik kurbağalar ve özgür ruhlu bireylerle dolup taşarken insanın yüreğini ısıtıyor.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Genç yaşta anne olan Sandra, kocasından gördüğü şiddete artık dayanamaz. Kocasından ayrılmayı kafasına koyar ancak bir yandan da Dublin’deki konut kriziyle de uğraşmaktadır. Ev bulmakta zorlanan Sandra, kızları ile geçici olarak bir otel odasına yerleşir. Kendisine yardım etmeyi reddeden bu sistemle mücadele eden Sandra, kızlarına güvenli ve mutlu bir yuva sağlayabilmek için sıfırdan başlayarak evini inşa etmeye karar verir. Bu süreçte kendi hayatını da yeniden inşa eder ve benlik duygusunu da geri kazanır.

İki çocuğunu yanına alıp, kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarak New York’a gelen Clara, tıpkı onun gibi zor zamanlardan geçen dört kişiyle tanışır: Sinir krizinin eşiğinde bir hemşire olan Alice, işlemediği bir suçla lekelenen Mark, avukatı John Peter, hayatta hiçbir amacı olmayan genç Jeff ve ailesinden kalan restoranı ayakta tutma mücadelesi veren, hayalperest Timofey. Görünüşte sıradan ama dünyaları apayrı insanların New York’ta karşılaşmalarının ve birbirlerine tutunmalarının hikayesi.

İzlanda’da ücra bir kasabanın polis komiseri, kasaba ahalisinden bir adamı iki yıl önce eşiyle ilişki kurmakla suçlar. Saplantısı derinleşirken adamın gerçeklikle bağlantısı kopar ve hem sevdiklerine hem kendine zarar vermeye başlar. Keder, yas, delilik ve koşulsuz sevgiye dair bu güçlü ve sert film, özellikle çarpıcı kar manzaraları ve oyuncularının performanslarıyla dikkat çekiyor.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

Alex büyük bir firmada avukatlık yaparken birden işten çıkartılır. Ne olduğunu anlayamaz ve boşluğa düşer. Birden sıkıcı bir hayat yaşamaya başlar ailesini bir arada tutmak için çalışması gerekecekti

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry'nin hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed'i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.

Kuzey Kore'den iltica eden Loh Kiwan, mülteci statüsü elde etmek için uğraştığı Belçika'da tüm umudunu kaybetmiş, kederli bir kadınla karşılaşır.

1983 yapımı Larry McMurtry'nin kitabından James L. Brooks tarafından sinemaya uyarlanan bu film ile En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü, En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'nü ve filmin yapımcısı olarakta En İyi Film Akademi Ödülü kazanmıştır. James L. Brooks'un 30 yıllık sevgi dolu ilişkisinin senaryolaştırılmış versiyonunda, Shirley McLaine ve Debra Winger son derece dokunaklı unutulmaz bir anne kız ilişkisinde izliyoruz.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir. Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir