
Lance Henriksen
Ed Harley

Küçük bir taşra topluluğunun sakinleri, ölen sevdiklerine haksızlık eden yerel bir cenaze levazımatçısından intikam almak için cani intikam iblisini çağırırken, bir kasaba doktoru bu çağrıya karışanları öldürmeye çalışır.

Lance Henriksen
Ed Harley

Doug Bradley
Doc Fraser

Douglas Roberts
Bunt Wallace
Tess Panzer
Molly Sue Allen

Lisa McAllister
Dahlia Wallace
Lynne Verrall
Haggis
Philip Bowen
Reverend McGee

Emanuel Pârvu
Oliver Allen
Ioana Ginghină
Ellie Johnson

Radu Iacoban
Richie

Cătălin Paraschiv
Ronnie Johnson
Dan Aştileanu
Sheriff Bullock
Dicu Aurel
Tiny Wallace
Iulian Glita
Junior Wallace

Emil Hostina
Lenny

Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Gİnger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Ginger Snaps filminin devamı olan bu filmde Ginger’in kardeşi Emily lanetlenmiştir durum daha da kötüye gitmektedir, akıl hastanesinde yatmaktadır. Tek umudu ise Ghost isimli garip küçük bir kızdır fakat Ghost’un da kendine göre planları vardır.

1982’deki Romero-King işbirliğinin meyvesi Creepshow’un başarısı, ilki kadar tatmin edici olmasa da kendince kültleşmeyi bilen bu devam filmine vesile oldu. Bir kez daha 50’lerin E.C. Comics dönemi korku çizgi romanlarına öykünen bu hikaye derlemesini bu kez Romero yönetmediyse de, senaryoya imza atmayı bilmiş. King’in çok sevilen Raft’ını da içeren derlemede İhtiyar Şef Odunkafa ve Otostopçu diğer öyküler. Kalitesi, içerdiği öykülerle paralel yükselip alçalan filmin yönetmeni Michael Gornick’in, Romero’nun yetiştirmesi olduğunu da ekleyelim...

Yüzlerce psikopatın ilham kaynağı acımasız Freddy Krueger, filmin orijinal yaratıcısı Wes Craven'ın (Scream 1, 2 ve 3) senaryosu ile yeni kurbanlar için geri dönüyor! Freddy, Elm Sokağı'nın sakinlerini korkunç yöntemlerle rüyalarında avlamaktadır. Tek umutları, rüya tarayıcısı ve Freddy'den sağ kalarak kurtulmayı başarmış Nancy Thompson'dır. O, bu savaşta Freddy'e kendi yöntemleriyle karşılık verebilecek tek kişidir.


Küçükken ailesi gözlerinin önünde vampirler tarafından öldürülmüş olan Jack Crow bu olayın etkisi ile kendini vampir öldürme işine vermiştir. Güzel bir de ekip kuran Crow, memleketi köşe bucak, dere tepe gezip öldürmedik vampir bırakmamaktadır. Vampirlerin underground varlığı ne kadar underground olursa olsun, yine de yüzyıllardır Vatikan tarafından da bilinmektedir. Crow ve ekibi de zaten Vatikan için ama Vatikan’dan bağımsız çalışan, kafa avcılarıdır. Sıradan bir operasyon sırasında çok kötü biçimde sert kayaya toslayan ve master vampir Jan Valek ve vampir ordusu ile müşerref olan Crow ve ekibinden geriye yalnızca kendisi ve has adamı Montoya kalır. Vampirler tarafından ısırılmış ve üç vakte kadar vampire dönüşecek bir fahişe, ve stajyer avcı tıfıl bir genç rahip ile kadroyu genişleten Crow, Valek ve vampirlerinin peşine düşer. Valek, vampirlerin gün ışığında da yürümesini sağlayacak bir teknolojinin peşindedir ve çok geç olmadan durdurulmalıdır.


Sienna ve erkek kardeşi Jonathan, Art the Clown'ın Halloween katliamından sağ kurtulduktan sonra hayatlarını yeniden inşa etmeye ve geçmişin dehşetini geride bırakmak için uğraşırlar. Ancak, sonunda güvende olduklarını düşündükleri bir anda Art geri döner ve Noel'i tam bir kabusa çevirmeye kararlıdır.

Beş arkadaş, uyuşturucu bağımlısı Mia'ya destek olmak için ıssız bir kulübeye gider. Bodrumda buldukları kadim bir kitaptan okunan büyü, kötücül bir gücü uyandırır. Bu güç önce Mia'yı ele geçirir, ancak arkadaşları bunu yoksunluk krizi sanır. İblis hızla gruba yayılırken, hayatta kalma mücadelesi kanlı bir kâbusa dönüşür.

Herkes, seri katil Art the Clown'un öldüğünü ve dünyanın daha güvenli bir yer haline geldiğini düşünüyordu. Ne yazık ki gizemli bir karanlık güç ona ikinci bir hayat verir ve Art, ölümden dönerek korku, acı ve ölüm saçmaya başlar. Bu korkunç oyunu için kurban olarak genç kardeşler Sienna (Lauren LaVera) ve Jonathan'ı (Elliott Fullam) seçer. Gizemli bir varlığın şeytani fısıltılarıyla ya da kendi hasta zihninin etkisiyle hareket eden Art, çılgın bir sanatçının titizliğiyle korkunç planını uygulamaya koyulur. Kabus ile gerçeklik arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşırken ve yeni kurbanlar acı içinde can verirken, Sienna ve Jonathan, hayatta kalmalarını sağlayabilecek bir aile sırrını keşfeder.

Laurie Strode, kızı Karen ve torunu Allyson’ın maskeli canavar Michael Myers’ı Laurie’nin bodrumunda kafese kapatıp ateşe vermelerinden dakikalar sonra Laurie, kendisine ömür boyu eziyet eden kişiyi sonunda öldürdüğünü düşünerek hayati önem taşıyan yaralarıyla hastaneye koşar. Ama Michael, Laurie’nin kapanından kurtulmayı başardığında kan dökme ritüeli devam eder. Laurie acılarıyla savaşıp kendini ona karşı savunmaya hazırlarken tüm Hadonfield’ın durdurulamaz canavarlarına karşı ayaklanmasını sağlar. Strode kadınları, Michael’ın ilk saldırısından kurtulanlardan oluşan ve kontrolü ellerine almaya karar veren bir gruba katılırlar ve Michael’ı sonsuza dek yakalamak üzere ava çıkan yasadışı bir çeteyi oluştururlar.

Beş öyküden oluşan derleme, üzerinde titrediği çizgi romanları disiplin delisi babası tarafından çöpe atılan bir çocuğun koleksiyonundaki sayfalardan dışarı taşıyor. İlk öykünün konusunu babalar gününden ödünç alması tesadüf değil. Zaten King'in bizzat rol aldığı Jordy Verrill'in Yalnız Ölümü 'nden tutun, The Crate 'e dek tüm öykülerde bir kinaye mevcut. Bu janrı bu kadar çekici yapan şeylerden birisi de bu sahte ahlakçı tavır belki de... Birincisinde babalar günü kekini almak için mezardan çıkan bir baba, İkincisinde bir meteor keşfeden bir çiftçi, üçüncüsünde karısı ve aşığını kuma gömen öfkeli bir koca, dördüncüsünde bir kolejin altında yaşayan bir yaratık ve son olarak da çok zengin bir adamı izleyebilirsiniz.

Korku saçan iki karakterin bir araya geldiği filmde, Freddy yine gençlerin rüyalarını kabus haline getirmeye devam ederken gerçek dünyada da pek rahat edememektedirler çünkü gerçek dünyanın korkulu rüyası Jason da ortalarda gezmektedir.Gençlerin ne rüyada ne de gerçek dünyada rahat edemedikleri filmde Jason'u rüya alemine götüremediklerinden Freddy'i gerçek dünyaya getirmeye karar verirler. Freddy nin rüya aleminden çıkarılması ile Jason'un artık dişine göre bir rakibi vardır.

Freddy peşinizdeyken uykuya direnmek mi kabusunuzda onunla yüzleşmek mi daha iyi olur? Tüm zamanların en tüyler ürpertici filmlerinden Elm Sokağı Kabusu, ikinci filmiyle geri dönüyor. Elm Sokağı sakinleri, kabuslarına girdiği gençleri uykuda öldüren Freddy'den kurtulalı beş yıl olmuştur. Ancak sokağa taşınan Jesse ile birlikte Freddy de tekrar ortaya çıkar. Eğer Jesse'nin bedenini ele geçirebilirse Freddy canice katliamlarına devam edebilecektir. Elm Sokağı'nı uykusuz geceler beklemektedir. Elm Sokağı Kabusu'nun ardından çevrilen bu film en az ilki kadar orijinal ve korkutucu. Şeytani Freddy'nin öyküsü özel efektler ve zekice bir senaryo ile izleyenlerin kanını dondurmaya devam ediyor.

1988'de Çocuk Oyunu ile başlayan Chucky kabusunun bu filminde Chucky'nin yaşattığı travmalar sonucu kendilerini psikiyatri hastanesinde bulan hastaların hikayesini izliyoruz. Ortak travma ile birbirlerine bağlanan hastaların Chucky hakkındaki sözlerini sanrı sanan doktor, hastalarını iyileştirebilmek adına Chucky alıp hastaneye getiriyor ve kabus yeniden başlıyor. Zira Chucky bir bir hastaların peşine düşüyor.

Andy ile ölümsüz savaşçılardan oluşan ekibi, insanlığı koruma görevlerini tehdit eden yeni ve güçlü bir düşmanla karşılaşınca amaçlarına yeniden sarılarak var güçleriyle savaşır.

2006 yılının kışında Norveç dağlarının eteklerindeki Jotunheimen bölgesinde 4 genç korkunç bir şekilde ölür. Aralarından sadece bir genç kadın kurtulur. Bu genç kadın soğuk ve açlıkla mücadele ettikten sonra en yakın yerleşim yerine ulaşmayı başarır... Üstü kan içinde olan Jannicke isimli bu genç kadını, yolda tesadüf eseri bulan kişi, onu en yakın hastaneye götürür. Jannicke bir süre sonra hastanede kendine gelmeye başlar. Hastanenin koridorlarında dolaşmaya başlar. Hastanede sanki kimseler yok gibidir. Kâbus yoksa sona ermemiş midir?

Coraline eski bir eve taşındığında canı çok sıkılır ve ailesi tarafından da ihmal edilir. Bir gün dar bir geçide uzanan gizli bir kapı bulur ve geçitten geçmeye karar verir. Orada paralel bir hayat keşfeder. O hayatta insanların hepsinin gözlerinin yerinde düğmeler vardır, aileleri çocukları ile çok ilgilidirler ve herkesin hayalleri gerçek olur. Oranın annesi Coraline’i kendileri ile birlikte sonsuza dek yaşamak üzere davet edince, Coraline bunu reddeder. Sonra da bu alternatif gerçekliğin sadece bir tuzak olduğunu keşfeder.


Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir