
Charisma Carpenter
Susan

İş için yolculuk yapan bir grup kötü hava şartları yüzünden kamp kurmak zorunda kalırlar ama bilmedikleri bir şey vardır, adım attıkları topraklar piskopat bir katilin topraklarıdır ve değişik fantaziler denemektedir öldüreceği insanlar üzerinde.. Aradan geçen süre zarfında cinayetleri araştırmak için o bölgeye giden bir yazar artık olayların ortasındadır..

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

An aging, reclusive Southern belle plagued by a horrifying family secret descends into madness after the arrival of a lost relative.

İkiz kardeşler, annelerinin kır evine vardıklarında yüzünün bandajlarla sarılı olduğunu fark ederler. Anneleri kozmetik ameliyata bağlı olduğunu ifade eder. Davranışları giderek daha dengesiz ve sıra dışı hâle gelince oğlanların kafasında, bandaj altındaki kadının hiç anneleri olmadığı yönünde rahatsız edici bir şüphe belirir.

Sen onları dünyaya getirirsin, onlar seni bu dünyadan koparırlar...Sakin bir Noel tatili, çocukların ailelerine karşı düşmanca tavırlarda bulunmasıyla korkunç bir hayatta kalma savaşına döner.

A couple’s romantic vacation at a secluded lakeside estate is upended when they are forced to share the mansion with a mysterious and attractive couple. In this darkly hilarious and seductive horror story, a dream getaway spirals into a nightmarish maze of sex, lies, and manipulation, bringing terrifying secrets to light and triggering a bloody battle for survival.

Michel Delassalle yatılı bir okulun müdürüdür Okulun mülkiyeti karısı Christina'ya aittir Michel'ın okuldaki öğretmenlerden Nicole ile de ilişkisi vardır Christina ve Nicole, kendilerine acı çektiren bu adamdan intikam almak için bir plan yapar; onu öldürüp okul bahçesindeki havuza atar Ancak havuzdaki su boşaltıldığında ceset orada yoktur!

Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun onbeş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldürerek adeta sorunlarıyla hesaplaşan gencin hikayesi.

Filmde Bodega sahiline saldıran farklı türlerden kuşların yol açtığı dehşet konu ediliyor. San Francisco’da bir evcil hayvan dükkanında başlayan ve bir aşk üçgeniyle ilerleyen film, bir doğumgünü esnasında kuşların saldırıya geçmesiyle devam eder. Yönetmen Alfred Hitchcock Kuzey Kalifoniya’da tatil yaparken gazetede gördüğü bir haberden oldukça etkilenir. Haberde kıyı evlerine doğru saldırıya geçen deniz kuşlarından bahsedilmektedir. Bu olay ile Daphne du Maurier’in kısa bir öyküsü yönetmenin kafasında birleşince, Kuşlar filminin temelleri de atılmış olur.

Matt Cordell (Robert Z’Dar) denize düşen arabadan sağ(!) olarak kurtulur. Aradan iki sene geçer, bu iki sene zarfında Cordell’in nerede ne yaptığı hakkında hiçbir bilgi verilmez. Aniden ortaya çıkan Cordell ilk önce yarım kalan işlerini hallederek Jack (Bruce Campbell) ve Theresa’yı (Laurene Landon) öldürür. İlk filmin hesabını kapadıktan sonra yeni cinayetlere başlar. Bu sefer kendine bir de arkadaş edinir.

Se7en, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki dedektifin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi ölümcül günah, hıristiyanlık inançlarına göre kibir, açgözlülük, şehvet düşkünlüğü, kıskançlık, oburluk, yıkıcılık ve tembelliktir.

On the surface it's believed to be another urban legend - a supernatural being from the afterlife is violently killing anyone who cheats on their significant other in the small college town of Silvercreek, Pennsylvania. But the town's unusually high suicide rate is finally convincing both locals and college students that everything is not as it seems. When Maeve - a female college student - sleeps with Charlie, the married man of the host family she is staying with, both sense the deadly curse is closing in on them. Unable to get anyone to believe them, Maeve and Charlie seek out a local history student to help find answers and figure out a way to defend themselves. It all comes undone, however, as several people are horrifically killed by the savage being - one-by-one at a rapid pace. Eventually, Maeve, Charlie and the few survivors band together in an attempt to defeat the monster once and for all.

Son derece sakin gözüken bir Amerika kasabasında yaşayan Beaumont ailesi, babalarının geçirdiği krizle sarsılır. Oğul Jeffrey, babasını götürdüğü hastanenin dönüşünde eve doğru ilerlerken çimlerin üzerinde bir cisimle karşılaşır: Bu, bir insan kulağıdır. Kulağın kime ait olduğunu bulmaya çalışan ve bunu bir takıntı haline getiren Jeffrey'in yolu, histerik ama son derece etkileyici bir kadın olan Dorothy'ye çıkacaktır. Bir gece klubünde şarkıcılık yapan Dorothy, Jeffrey'e olayların düğümünün yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden biri olan Frank ile çözüleceğini gösterecektir. Ancak Dorothy ne kadar güvenilirdir?

General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger'dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe'u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General'in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen'i cinayet suçlamasından kurtarır. Bu arada General'in büyük kızı Vivien ile de önce nefret dolu bir ilişki başlar, zamanla bu ilişki aşka dönüşür. Görevini başarıyla tamamlayan Marlowe, tüm aileyi tehlikelerden kurtarır ve hayatının kadınına kavuşur. Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir "film-noir" örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978'de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut.

James Stewart ve Dorıs Day, korku sinemasının tartışmasız üstadı Hitchcock'un bu muhteşem geriliminde özgün ve dramatik bir performans sergiliyorlar. Stewart ve Day, Fas'ta oğulları Hank ile tatil yapan masum Amerikalılar Ben ve Jo McKenna'yı oynuyorlar. Marakeş pazarında bir Fransız ajanı Ben'in kollarında öldüğünde, çift oğullarının kaçırıldığını ve ingiltere'ye götürüldüğünü öğreniyor. Kime güveneceklerini bilmez halde olan McKenna ailesi uluslararası casusluk, suikastçilik ve terörle karşı karşıya kalır. Gerçeğe yaklaştıkça tüm hayatları değisecektir ve film meshur Albert Meydanı'nda gerilim dolu bir doruğa ulaşacaktır.

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.

Münzevi ve tartışmalı yazar Bruce Cogburn, saplantılı bir hayran tarafından saklandığı yerden çıkarılır ve romancıyı kaçabileceğini düşündüğü bir geçmişle yüzleşmeye zorlar. Cogburn'ün karşılaştığı manipülasyon ve zihinsel işkencenin arkasında kimin olduğunu araştırması, işlerin her zaman göründüğü kadar net olmadığı ve geçmiş eylemlerin korkunç sonuçlara yol açabileceğini anlamasını sağlar.

Vietnam Savaşı'na sevk edilmeden önce son bir yolculuğa çıkan dört arkadaş, geçirdikleri araba kazasının ardından olay yerine gelen kasaba şerifi tarafından alıkonur. Hewitt ailesinin ıssız çiftliğine sürüklenen grup, kendilerini dehşet dolu bir tuzağın ortasında bulurken Leatherface'in doğuşuna tanıklık eder.

Evan values family above all else, and anyone who gets between him, his wife, and newborn son learns that the hard way. But when it comes to violent tendencies, it seems the apple doesn’t fall far from the tree.

Yönetmenliğini Patrcik Lusser’ın yaptığı, senarsitlerinin Patrick Lusser ve Todd Farmer’ın birlikte üstlendiği basit bir cadılar bayramı partisinin, cinayetle bitmesiyle başlayan Teick filminde; Arkadaşları tarafından zorbalığa uğrayan sessiz Trick cadılar bayramı gecesi daha fazla dayamayarak tüm arkadaşlarını katleder. Yakalanan Trick dedektif Denver ve adamlarının elinden kaçar. Başrollerini Omar Epps, Jamie Kennedey ve Tom Atkins’in üstlendiği filmde öldüğü düşünülen Trick daha sonraki yıllarda her cadılar bayramında geri döner. Trick peşinde olduğu kasabada her yıl terör estirirken, dedektif Denver’ da Trick’i yakalamaya takıntılı hale gelir. Bu yıl Cadılar Bayramında geri dönen Trick’i yakalamaya kararlı dedektif Denver, kasaba polisleri ve kasaba halkı çok daha karmaşık bir durumun içine sürüklenecektir!

A tale of love and violence when a man on his emotional last legs finds a savior seductively dancing in a run-down strip club. And a life most certainly headed off a cliff suddenly becomes redirected - as everything is now worth dying for.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir