
Parker Posey
Susan Felders

A middle aged, middle class, former music industry executive with a stay-at-home wife and son toils away at a supermarket chain. When a new high energy boss enters the company, she increases his fortunes and responsibilities while also creating tension in both his professional and personal life.

Parker Posey
Susan Felders

Eric Mabius
Pete Cozy

Annie Parisse
Sara Biltmore-Cozy
Finn Donoghue
Henry Cozy

Matt Servitto
Jim Brady

Victor Cruz
Dave Scalzod

Josh Pais
Doug Cain

Amy Schumer
Lila

Brian Berrebbi
Matt Davis

Xosha Roquemore
Donna

Samrat Chakrabarti
Eddie
Matt Walker
Tony Gomes

Remy Auberjonois
Todd Kenner

Mylinda Hull
Daphne's Mother

Marceline Hugot
Mrs. Raphael

Sully (Paul Newman) emekliliğini karamsarlığa kapılmadan yaşayan yaşlanmasına aldırmamaya çalışan bir adamdır. Beraber çalıştığı Carl'ın (Bruce Willis) karısıyla da (Melanie Griffith) hafiften flört etmekte. Sully'nin uzun zamandır görmediği oğlu ve onun ailesinin kasabaya geri dönüşüyle Sully, uzun zamandır unuttuğu aile kavramıyla yeniden yüzleşmesini sağlıyor. Çok satan bir romandan uyarlanan filmin senaryosu da yönetmen Robert Benton'a ait.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

Genç bir kız olan Blake gerçek aşkın peşinde koşmaktan sıkılmış ve umutsuzluğa kapılmıştır. Tam da bu dönemde aşk ile daha iyi bir hayat arasında bir karar vermeye çalışır ancak bu o kadar da kolay olmayacaktır.

Hanri Verdoux işi gereği çok seyahat ediyordu. Onun işi zengin ve yalnız kadınları baştan çıkarıp, kalplerini ve banka cüzdanlarını ele geçirdikten sonra, yeni bir kadına geçmeden önce öldürmekti. Charles Chaplin, alışık olduğumuz o neşeli karakterin dışına çıkarak, sakat karısı ve çocuğuna daha iyi bir hayat sağlamak için cinayetler işleyen bir aile babası ile tersdüz oluyor. Burada ölümsüz Tramp karakteri oldukça az pay sahibi, fakat yine de titiz ve çıtkırıldım tavırları espritüel anlamda eksik olmuyor.


Hayatını başarılı bir eşin (William Hurt) gölgesinde yaşayan Alice (Mia Farrow) yaşadığı eklem ağrılarına çözüm bulmak için doktor Yang (Keye Luke)'ın muayenehanesine gider. İlginç doktor Yang'a göre sorun yürekte ve beyindedir. Alice, çocuklarının okulunda gördüğü karizmatik dul Joe (Joe Mantagno)'dan hoşlanmıştır. Alice, doktor Yang'ın görünmezlik iksiri sayesinde Joe'yu yakından tanıma fırsatı bulduğu gibi kocasının da ne haltlar karıştırdığını anlayarak yaşadığı suçluluk duygusunu bastıracaktır

Yarım akıllı bir avukat, noel gecesinde bir cinayet işlemeye çalışarak, yerel çeteyi dolandırmaya kalkar. Ama bir striptiz kulübü sahibi olan ortağının çaldıkları paralarla ilgili başka planları vardır.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

A disillusioned, angry university graduate comes to terms with his grudge against middle-class life and values.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Hindiçin, aslında Kamboçya, Laos, Malezya (yarımada olan kısmı), Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnamı kapsayan bölgeyi tarif eden coğrafi bir terimdir. Film, Vietnamda yaşayan Eliane ile yaşamına giren ve aralarında ana - kız ilişkisi kurulan Vietnam kökenli Camillenin öyküsünü konu edinir. Sömürge günlerinde aşkı anlatan filmin konusu ise, 1930ların Fransız Yeni Çininde kauçuk ağacı fidanlığı sahibi, varlıklı Eliane, nefis karizması, babası ve yerli halktan evlat edindiği kızı Camille ile huzur içinde yaşamaktadır. Bir müzayede sırasında diğer bir karizmatik Jean-Baptiste ile tanışır ve kısa süreli bir ilişki yaşar. Bu arada Camillede başka bir gence âşık olur. Bunun üzerine Elaine, Jean-Baptistei uzaklaştırmak için gereken tüm girişimlerde bulunur ve Jean-Baptise uzak bir adaya gönderilir. Camille ise artık başka bir adamla evlidir fakat aşkın gözü kördür bir kere, sevdiği adamı bulmak için ülke çapında bir yolculuğa çıkar.

Jim Belushi (K-9), hapishaneden kaçıp, yepyeni bir hayata kavuşan sanslı mahkum Jimmy Dworski rolünde karşımıza çıkıyor. Dworski şans eseri son derece tertipli ve planlı Spencer Barnes'ın (Charles Grodin, Midnight Run) tüm hayatını organize ettiği ajandasını bulur. Nakit para, kredi kartları ve Malibu'da muhteşem bir evin anahtarı ile Dworski için "Kolay Yaşam"ın kapıları açılmıştır. Bu arada akıl defterinin kaybolmasıyla Spencer'in yaşamı tam bir kabusa döner. Bu iki aykırı kahraman en sonunda karşılaştıklarında ise gülmekten kendinizi alamayacağınız olaylar da beraberinde gelir!

60'ların başından 70'lerin ortalarına dek süren çalkantılı süreçte geçen RÜYA KIZLAR, umut vaat eden "The Dreamettes" adlı müzik grubunu kuran Effie (Jennifer Hudson), Deena (Beyoncé Knowles) ve Lorrell (Anika Noni Rose) adlarındaki üç kızın yükseliş hikayesini anlatıyor. Hırslı menajer Curtis Taylor, Jr. (Jamie Foxx), bir yetenek yarışmasında keşfettiği kızlara, hayatlarının teklifini yaparak; onlara as sanatçı James "Thunder" Early (Eddie Murphy)'nin yardımcı sanatçıları olmalarını teklif eder. Curtis zamanla kızların görünüşlerinin ve seslerinin kontrolünü ele alır ve halkın büyük ilgisini uyandıran kızların sonunda kamuoyunda, kendi dışa vurumlarının ifadesi olan "The Dreams-Rüyalar" ismi ile anılmasını sağlar.

A street smart runner develops an intense rivalry with an equally ambitious wealthy young athlete.

Reklamcı Charles Schine her gün işiyle evi arasında mekik dokuyan Chicago'lulardan birisidir. İşine gitmek için her sabah düzenli olarak 8:43 trenini yakalamak zorundadır. Bir gün treni kaçırır ve Lucinda ile tanışır. Lucinda çok güzel, büyüleyici ve baştan çıkarıcıdır. Lucinda ve Charles'ın her ikisi de adeta çocuklarıyla evli olmasına rağmen sanki bir manyetik alan gibi birbirlerine doğru çekilirler. Birlikte yedikleri öğle yemekleri kısa sürede iş sonrası akşam yemeklerine dönüşür. Çok geçmeden de kendilerini bir otel odasında bulurlar. Charles ile Lucinda'nın mükemmel gibi görünen ilişkisi, odaya LaRoche adlı acımasız bir yabancının girmesi ve ikisini silahla tehdit etmesiyle çıkmaza girer. Yasak aşk artık akla hayale sığmayacak kadar tehlikeli ve şiddet yüklü bir kabusa dönmüştür. Charles'ın yaşamı artık ihanet, şantaj, şiddet ve cinayetlerle doludur. Karısına açılamayan ve polise de bir şey söyleyemeyen Charles, artık tanımlayamadığı bir dünyanın içinde tuzağa düşmüştür.

Sarah, erkek arkadaşı Jeff’le evlenmeyi kabul etmişse de, bundan ölesiye korkmaktadır. Şimdi de, kızkardeşi Annie tenis partneriyle evlenmeye karar verdiği için, Sarah’ın düğüne katılmak üzere memleketi Kaliforniya Pasadena’ya dönmesi gerekmektedir. Bu da ailesiyle vakit geçirmek anlamına gelmektedir.Babası Earl onu çok sevse de hiçbir zaman gerçekten anlayamamıştır. Annesinin ölümünden sonraysa babası ile birbirlerinden gitgide uzaklaşmıştırlar. Sarah için, eve gitmek, önünde uzanmasından korktuğu sıkıcı, yerleşik hayatı kuş bakışı izlemek gibidir.Bu geziyi katlanılabilir kılan tek şey asabi anneannesi Katharine’le olabilme fırsatıdır. Katharine yanlışlıkla ağzından, ailede evlilik öncesi korkuyu ilk yaşayanın Sarah olmadığını kaçırır: Aslında, Sarah’ın merhum annesi de 30 yıl önce Sarah’nın babasıyla evlilik arifesinde gizemli bir genç adamla kaçmıştır.

Matt Lee Whitlock, küçük bir yer olan Banyan Key'in polis şefidir. Çevresindeki herkes tarafından saygı görmekte ve diğer polisler tarafından takdir edilmektedir. Fakat yerleşim biriminde gerçekleşen iki cinayet herkesin kanını dondurur. Çünkü olayın şüpheslisi Whitlock gibi gözükmektedir. Polis olayı araştırmak üzere zamana karşı bir yarışa girer.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Genç araba hırsızı Jesse, Las Vegas'tan çaldığı bir arabayla L.A.'ye doğru yol alırken bir polisi vurur. Bu olay sonucunda Meksika'ya kaçmaya çalışan Jesse birkaç günden beri tanıştığı ve aşık olduğu Fransız bir öğrenci olan Monica'yı da yanında götürmeyi ister. Kaçış devam ederken polis onlara yaklaşmaktadır ve sonunda gazetede Jesse'in suçunu gören Monica, Jesse'i polise ihbar eder...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir