
Ion Besoiu
Profesorul Panait


Ion Besoiu
Profesorul Panait

Maria Ploae
mama lui Ninel

Cristian Bota
Adrian

Radu Bânzaru
brigadier

Mădălina Craiu
Anuca

Constantin Dogioiu
caporalul Zaica
Bogdan Nechifor
călugărul

Ion Grosu
brigadier
Sergiu Bucur
Ninel
Constantin Florescu
Labour Camp Comandant

Marius Chivu
Militian
Marius Turdeanu

Mihai Bica
Daniel Popa

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Devrim kahramanı Che’yi herkes tanır. Peki ya bir zamanlar onun Buenos Aires’in varlıklı kesimlerinde yaşayan 23 yaşında bir tıp öğrencisi olduğu kaç kişi bilir? Peki 29 yaşındaki arkadaşı, biyokimyacı Alberto Granado’yla birlikte yaptıkları motosiklet yolculuğunda Latin Amerika’nın gerçekleriyle nasıl yüzleşmek zorunda kaldıklarını? 1952 yılında Ernesto ve Alberto Buenos Aires’ten bir motosikletin sırtında yola çıkarlar. Araçları arızalandığında otostop yapar, halka kaynaşmaya başlarlar. Bildiklerinden çok farklı bir Latin Amerika gerçeği beklemektedir onları. Astımı olan Ernesto ilaçlarını bir kadınla paylaşır; cüzam kolonisinde, hastaların kaderine ortak olurlar. İnka medeniyetinin üzerinde yükselen çarpık kentleşme ve adaletsizliklere şahit olurlar. Bu yolculuk, iki genç adamın geleceklerini şekillendirecektir.

Bir zamanlar iyi şeyler yazan fakat sonra kişiliğiyle birlikte ilhamını da kaybeden roman yazarı Ted Cole ( Jeff Bridges ), artık dağınık görünüşlü, çapkın ve alkolik bir adama dönüşmüştür. Ted, alkollüyken yakalanarak ehliyetini kaptırmıştır ve bu arada da, bir ayrılık denemesi için sahil evinde kaldığı zaman, onu istediği yere götürecek bir şoföre ihtiyacı vardır. Ted'in asıl amacı ise çok sonra ortaya çıkar. Adam, karısıyla genç delikanlıyı sık sık evde yalnız bırakır. Eddie, kısa sürede Marion'a aşık olur ve oğullarının kaybını hala kabullenememiş olan Marion ise genç adama karşılık verince, evin dengesi iyice bozulur.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Genç yaşta anne olan Sandra, kocasından gördüğü şiddete artık dayanamaz. Kocasından ayrılmayı kafasına koyar ancak bir yandan da Dublin’deki konut kriziyle de uğraşmaktadır. Ev bulmakta zorlanan Sandra, kızları ile geçici olarak bir otel odasına yerleşir. Kendisine yardım etmeyi reddeden bu sistemle mücadele eden Sandra, kızlarına güvenli ve mutlu bir yuva sağlayabilmek için sıfırdan başlayarak evini inşa etmeye karar verir. Bu süreçte kendi hayatını da yeniden inşa eder ve benlik duygusunu da geri kazanır.

A pair of twin brothers from East L.A. choose to live their lives differently and end up on opposite sides of the law.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

İki çocuğunu yanına alıp, kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarak New York’a gelen Clara, tıpkı onun gibi zor zamanlardan geçen dört kişiyle tanışır: Sinir krizinin eşiğinde bir hemşire olan Alice, işlemediği bir suçla lekelenen Mark, avukatı John Peter, hayatta hiçbir amacı olmayan genç Jeff ve ailesinden kalan restoranı ayakta tutma mücadelesi veren, hayalperest Timofey. Görünüşte sıradan ama dünyaları apayrı insanların New York’ta karşılaşmalarının ve birbirlerine tutunmalarının hikayesi.

Boksör olan Lion, kardeşi Stan’ın bir suç patronuna olan borcunu ödeyebilmek için son kez bir dövüş turnuvasına katılmaya karar verir. Kardeşler bunun için ülkeyi dolaşmak zorunda kalır ve bu süreçte onlara beklenmedik biri eşlik eder. Stan, Lion'u hayatının dövüşü için eğitirken bir dizi olay kardeşleri parçalamakla tehdit eder ancak birbirlerine olan sevgileri ve daha iyi bir hayata kavuşmak için olan inançları onların bir arada yol almasını sağlar.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

1700'lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye'nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya'dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa'nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.

Çiftlik sahibi Ryker, Joe Starret’in arazisini istemektedir. Shane, Starret’in arazisinin korunmasına yardımcı olmak için onların yanına yerleşir. Evde kaldığı sürece onun karısını ve çocuğunu etkisi altında bırakır. Halkı topraklarından çıkarmak için gelen Chirs ile efsane silahşör Shane karşı karşıya gelirler. Shane, Chris'i yenince Ryke onu satın almak ister. Shane teslim olmz bu sefer de başlarına Wilson belası açılır. Efsane silahşör tüm vadiyi bu silahlı adamlardan temizlemeye çalışırken, ailenin küçük oğlu Joey ile arasında kuvvetli bir bağ gelişir... Yönetmenliğini George Stevens’ın üstlendiği yapımın başrollerinde Alan Ladd, Jean Arthur, Van Heflin, Brandon de Wilde, Jack Palance yer almaktadır.

Yılın Mücadelesi dünyanın dört bir yanından gelen en iyi takımların buluştuğu ve her yıl düzenlenen bir break dans turnuvasıdır. Amerikalı grup on beş senedir bu dans olimpiyatlarını kazanamamaktadır. Los Angeles Hip Hop dünyasının önemli isimlerinden biri olan eski break dansçı Dante ülkesini birinciliğe yükseltmek istemektedir. Takımını çalıştırması için eskiden şampiyonluk kazanmış bir basketbol takımının koçluğunu yapmış arkadaşı Blake'ten yardım ister. Doğru koçla her takımın şampiyon olabileceği teorisiyle ülkenin en iyi break dansçılarından oluşan bir Rüya Takımı kurarlar. Yılın Mücadelesine sadece üç ay kala, Blake on iki yetenekli gencin bir takım ruhu oluşturabilmesi ve zafer kupasını Amerika’ya getirmesi için bildiği her taktiği kullanır. Film her sene Fransa’da düzenlenen gerçek Dünya şampiyonasından esinlenilerek yapılmıştır.

Yeni milenyumun ilk onunda aşırı ilerlemiş teknolojinin merhamet duygusunu solladığı bir dönemde Martin ailesi NDR-114 modeli yeni bir robot satın alır. Ailenin en küçük çocuğu robota Andrew adını verir. Robot günlük işleri yapmak üzere programlanmıştır. Martin ailesi bir süre sonra sahip olduklarının sıradan bir makine olmadığını anlar. Çünkü Andrew insanlara özgü duygulara ve yaratıcı düşüncelere sahiptir.

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

Bu şaşırtıcı psikolojik gerilim bir devlet hapishanesinde 26 mahkumun kobay olarak seçilmesi, mahkum ve gardiyan rollerini paylaşmaları ve bir simülasyon oluşturmaları üzerine. Günler geçtikçe oyuncular rollerini gerçekle karıştırmaya başlayacaklar. Güç, tahrik ederken gerilim artacak ve deney kontrolden çıkacak!

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Disgrace is the story of a South African professor of English who loses everything: his reputation, his job, his peace of mind, his good looks, his dreams of artistic success, and finally even his ability to protect his cherished daughter. After having an affair with a student, he moves to the Eastern Cape, where he gets caught up in a mess of post-apartheid politics.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir