
Jake Busey
Willy

Inspired by the terrifying story of Robert 'Willy' Pickton, the pig farmer cum prolific lady killer whose horrific crimes shocked the world, PIG KILLER graphically depicts the rape, torture, slaughter and dismemberment of forty-nine young women on a pig farm. With his herculean hog, Balthazar, by his side, Willy and his menagerie of colorful cohorts terrorize Vancouver's seedy downtown until his arrest which uncovered a horrific series of brutal Canadian murders.

Jake Busey
Willy

Ginger Lynn Allen
Louise

Susan Priver
Adrienne

Lew Temple
David

Silvia Spross
Marilyn Eastman

Cassandra Gava
Janet Wall

Cyril O'Reilly
Leonard

Bai Ling
Brenda

Robert Miano
Karl Eastman

Robert Rhine
Detective Schneer

James Russo
Rat
Kate Patel
Wendy Eastman

Scott Vogel
Hickock

Elina Madison
Angel

Michael Paré
Detective Oppal

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Kocasının vahşice öldürülmesinin ardından, Kansaslı bir karayolları devriye memuru, faili bulmak için yola çıkar. Av ilerledikçe, sorumlu adamın sadist bir seri katil olduğunu ve zihinsel sapkınlığının derinliğinin ve şeytani planlarının kimsenin hayal edemeyeceği kadar çarpık olduğunu fark eder.

Sidney Prescott'un yeni bir hayat kurduğu sakin kasabada, yeni bir Hayalet Maskeli katil ortaya çıktığında en karanlık korkuları gerçeğe dönüşür. Kızı, bir sonraki hedef haline geldiğinde Sidney, ailesini korumaya kararlıdır. Ancak bunu başarmak için geçmişinin dehşetleriyle yüzleşmeli ve kanlı döngüyü sonsuza dek bitirmelidir.

Anthony Hopkins, en başarılı ve en tüyler ürpertici performansını sergilediği Dr. Hannibal Lecter rolüyle tekrar karşınızda... FBI ajanı Will Graham artık emekli olmasına rağmen "Diş Perisi" olarak bilinen seri bir katili bulmak için tekrar göreve çağırılır. Graham, bu vahşi cinayetleri durdurabilmek için ilk başta Dr. Lecter'ın zihnine girmesine izin vermelidir... Oscar ödüllü oyuncular Ralph Fiennes, Emily Watson, Harvey Keitel, Mary Louise Parker ve Philip Seymour Hoffman gibi oyuncuların inanılmaz performanslarıyla devleşen bu filmi kaçırmayın.

After fleeing his psychotic father, a young teen and his mom seek refuge in a remote farmhouse, only to face a pack of ferocious dogs and the sinister spirits that haunt the property.

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Dedektif ve adli psikolog Dr. Alex Cross yeğeninin birden ortadan kaybolması üzerine araştırmayı üstlenir. Yerel kanun güçlerinin tepkilerine aldırmadan kendi yöntemleriyle olayı araştırmaya başlayan Cross olayın tek kurbanının olmadığını ve altında aynı imza olan 7 kaybolma olayının olduğunu ortaya çıkartır. Bu takipte ona şüpheliyle karşılaşmış olan genç doktor Kate McTiernan yardımcı olur. Kaybolan kızı bulmak ve olayın arkasındaki gerçeği öğrenmek için zamana karşı bir yarış başlar.

Jigsaw’un ölümcül oyunları devam ederken, Jigsaw’dan kurtulan bir grup insan kendilerine yardımcı olmak için destek ararlarken Bobby Dagen ile tanışırlar.. Dagen, Jigsaw’dan kurtulmuş nadir insanlardan biridir ve sahip olduğu bazı gizli sırlar yeni bir dehşet dalgası yaratacaktır...

Copycat, geçmişteki en kötü şöhretli katilleri taklit eden bir seri katilin peşinde umutsuz bir kovalamacayı konu alan adrenalin dolu bir filmdir. Hırslı bir San Francisco cinayet dedektifi (Holly Hunter) ve ünlü bir suç psikoloğu (Sigourney Weaver), ardında ceset bırakıp hep bir adım önde kalmak konusunda yetenekli bir katilin izini sürerken, suçun parçalarını bir yapboz gibi bir araya getirirler.

Dünyaya adalet getirmek isteyen sadist bir dahi şehre musallat olur. Küstah bir dedektifle acemi ortağı ise, emekli bir komiserin de yardımıyla, şehrin kanlı geçmişini hatırlatan bu tüyler ürpertici cinayetleri çözmeye çalışır. Derin bir gizemin içinde farkında olmadan kapana kısılan dedektif, kendini katilin korkunç oyununun ortasında bulur.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Dedektif Lincoln Rhyme, New York'da çalışan ve özel davaların görüldüğü mahkemelerde bilirkişi olarak görev alan ülkenin en deneyimli kriminologlarındandır. Rhyme uğradığı bir saldırı sonucunda ağır yaralanır ve boyundan aşağısı felç olur. Yirmili yaşlarında henüz başında olan zeki kadın polis Amelia Donaghy genç yaşına rağmen yaşamın tüm yorgunluğunu omuzlarında hissetmektedir. Masa başına geçmeye hazırlanan Amelia karmaşık cinayetlerle örülü bir göreve çağrılır. Yeni işinin ilk gününde Rhyme ile tanışan Amelia bu olayda onunla birlikte çalışmaya ikna olur.

An aging, reclusive Southern belle plagued by a horrifying family secret descends into madness after the arrival of a lost relative.

Akıl hastanesinden kaçmış olan Christina (Cloris Leachman) peşine düşen kötü adamlardan kaçarken yolda Mike Hammer'a otostop çeker. Daha doğrusu resmen arabanın önüne kendini atar. Hammer (Ralph Meeker) başına geleceklerden habersiz Christina'yı arabasına alır ve Los Angeles'a gitmeye başlar. Kadının büyük bir sır sakladığı her halinden bellidir. Hammer her şeye karşın gideceği yere kadar kadını bırakıp, olası bir belanın içine girmek istememektedir. Ancak kötü adamlar hem Hammer'ı hem de kadını yolun ortasında yakalar ve kadını öldürürler. Aslında Hammer'ı da arabasıyla uçuruma iterler ama Hammer mucizevi şekilde kurtulur ve olayların içine girer. Aslında her şey gizemli, kapalı bir kutunun etrafında dönmektedir... Kiss Me Deadly öncelikle noir tanımına birebir uyan çok sağlam bir film. Özellikle açılış sahnesi mükemmel. Jeneriklerin ters bir şekilde akışı ve arka planda kadının nefesleri daha en baştan izleyiciyi huzursuz ediyor...

Birbirinden uzak iki hayatın kesişmesiyle sapkın bir tek gecelik ilişkinin, bir seri katilin kanlı cinayetler zincirine dönüşmesiyle her şey beklenmedik bir biçimde şekilleniyor.

Bir iş görüşmesi için Detroit'e gelen genç bir kadın kiralık bir ev tutar. Ama gece geç saatte geldiğinde eve çifte rezervasyon yapıldığını, yabancı bir adamın zaten evde kaldığını görür. Doğru olmadığını bilse de geceyi orada geçirmeye karar verir ama korkacağı şeyin beklenmedik bir misafirden çok daha fazlası olduğunu kısa sürede anlar.

Polis departmanına gelen bir adam, bir gece önce San Francisco’da cinayet gerçekleştiğini söyler. Polis, kurbanın kim olduğunu söylediğinde ise kendisi olduğunu söyler. Polisin bu ihbarı ciddiye almaması üzerine, adam hikayesini anlatmaya başlar. Adamın ismi Frank Bigelow’dur ve küçük bir kasabada muhasebecilik yapmaktadır. Nişanlısı Paula ile evliliklerinin arefesinde, biraz kaçamak ve eğlence için San Francisco’ya gitmiştir. Yaşadığı hızlı bir gecenin sabahı kendisini pek iyi hissetmez. Doktora gittiğinde korkunç gerçekle yüzleşir. Haberi olmadan vücuduna enjekte edilmiş bir zehir, bütün damarlarını sarmıştır. Üstelik bu zehirin panzehiride yoktur. Frank, kalan birkaç günlük ömründe, kendisine bunu kimin ve neden yaptığını bulmak zorundadır…

Deborah Logann hakkında medikal bir belgesel gibi başlayan film, Logan’ın Alzheimer hastalığına yakalanış evrelerini ve kızının bu hastalık süreci ile mücadele etmesini anlatıyorken bu hastalıktan muzdarip birinin yaşadığı ve yaşattığı gerilimleri korkuyla harmanlıyor.

Genç bir kadın yazar kitabını huzur içinde yazmak amacıyla sakin ve sessiz nehir kenarındaki evine gider. Her şey yolunda görünürken, insanlık dışı muamele ile karşılaşıp burada hiç tanımadığı kişilerin türlü işkencelerine maruz kalır. Ancak genç kadın intikam için hepsinin izini tek tek bulacaktır.

Fotoğrafçı Leon, Metro Kasabı diye adlandırılan bir seri katilin tüm risklerine rağmen peşine düşer. Çektiği fotoğraflardan yola çıkarak ipuçları arıyordur. Yıllarca metroda kaybolan insanlara ne olduğunun gizemini çözmeye çalışmaktadır. Yaptığı araştırmalarla, çok geçmeden seri katilin kim olduğuna ulaşacaktır. Filmin konusu, korku hikayesi yazarı Clive Barker'ın kısa hikayesi olan ve aynı ismi taşıyan The Midnight Meat Train (1984) adlı eserden esinlenmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir