
Frederik de Groot
Johan Schultz


Frederik de Groot
Johan Schultz

Renée Soutendijk
Marie Bovenkamp

Hein Boele
Arie Cohen Kaz

Bernhard Droog
Henri Poerstamper

Geert de Jong
Mies Evertse

Leen Jongewaard
Eskens

Pieter Lutz
Mertens

Sacco van der Made
Ballegooyen

Coen Flink
Hammer

Rutger Hauer
August Schultz

Sylvia Kristel
Miep Algera

Peter Römer
Kees Poerstamper

Femke Boersma
Poerstamper's wife

Dick van den Toorn
Piet Poerstamper
Pim Vosmaer
Jan Intveld

The crew of the merchant ship Glencairn hope to survive a transatlantic crossing during World War II. Adapted from four Eugene O'Neill one-act plays.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Güney Afrika'da gerçekten yaşanmış tarihi bir olaya dayanan film, 100 İngiliz askerinin 1879 yılında Rorke's Geçidi'nde yer alan İngiliz ileri karakolu savunmasında 4.000 Zulu savaşçısına karşı verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Germans kidnap an American major and try to convince him that World War II is over, so that they can get details about the Allied invasion of Europe out of him.

Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.

The War Below, Birinci Dünya Savaşı sırasında Messines Savaşı'nın ölümcül açmazını kırma umuduyla, kimsenin olmadığı toprakların altına tünel kazmak ve Alman cephesinin altından bombalar yerleştirmek için işe alınan bir grup İngiliz madencinin hikayesini konu ediyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Film, 1943 yılında iki istihbarat ajanının, müttefiklerin planladıkları saldırıyı dezenformasyon yöntemiyle önlemeye çalıştıkları absürt savaş stratejisini anlatıyor.

ABD ordusunda bir yarbay, Kanada'nın seçkin askerlerinden ve ABD ordusunun artıklarından oluşan seçkin bir komando tarzı birlik kurmakla görevlendirilir.

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

The true story of a British effort to trick the Germans into weakening Sicily's defenses before the 1943 attack. A dead soldier is dressed as a British officer and outfitted with faked papers showing that the Allies were intending to invade occupied Greece. His body is put into the sea where it will ultimately drift ashore and the papers be passed along to German Intelligence.

1943 yazı... Tuur (Maas Bronkhuyzen) ve Lambert (Joes Brauers), küçük bir köyde mutlu ve huzurlu bir hayat yaşayan iki yakın arkadaştır. Ancak savaş kapıdadır ve herkesin hayatını sonsuza dek değiştirmek üzeredir. Tuur’un babası ve abisi direnişe katılmıştır. Lambert’in ailesi ise aksine Alman’lara boyun eğmeyi seçer. Derken şehirden bir kız gelir ve her ikisiyle de arkadaş olur. Ancak sırrını sadece birine anlatır. Bu sır ise iki dostun yollarının sonsuza dek ayrılmasına neden olacaktır
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir