
Rupert Everett
Narrator (voice)

During the Nazi regime, there was widespread persecution of homosexual men, which started in 1871 with the Paragraph 175 of the German Penal Code. Thousands were murdered in concentration camps. This powerful and disturbing documentary, narrated by Rupert Everett, presents for the first time the largely untold testimonies of some of those who survived.

1980'li yıllardaki New York'taki uyuşturucu trafiğini ön plana alan yapım; bir grup kafadarın yaşam biçimini sunuyor. 80'li yılların sıcaklığını barındıran filmin yönetmen koltuğuna ise; ilk yönetmenlik deneyimini belgesel sinema üzerine yapan Jennie Livingston üstleniyor.

A keen chronicle of the unlikely rise to power of Adolf Hitler (1889-1945) and a dissection of the Third Reich (1933-1945), but also an analysis of mass psychology and how the desperate crowd can be deceived and shepherded to the slaughterhouse.

İnsanların büyük şirketler, kurumlar ve hükümetler tarafından nasıl kontrol altına alındığını, manipüle edildiğini anlatan Zeitgeist adlı belgesel, 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm "The Greatest Story Ever Told"da, eski Pagan inanışlarından günümüze kadar din olgusunu ve insanlar üzerindeki etkisi ele alınıyor. 2. Bölüm olan "All the World's a Stage", bazı kanıtlar eşliğinde 11 Eylül saldırılarının Irak ve Afganistan'daki saldırıları meşrulaştırmak için Amerikan hükümeti tarafından yapılmasını ele alıyor. Son bölüm "Don't Mind the Men Behind the Curtain" ise belirli bankaların giderek zenginleştiğini ve dünya ekonomisinin önemli bir kısmını tekeline almasını anlatıyor.

En ünlü futbolculardan Cristiano Ronaldo'nun hayat hikayesinin işlendiği belgeselde başrolü kendisi oynuyor. Şimdiye kadar ilk kez bir futbolcunun hayat hikayesi bu kadar yakından ele alınmakta. Futbolseverlerin kapalı kapılar arkasında neler döndüğünü, neler yaşandığını öğrenebileceği bir yapım izleyiciyi bekliyor.

A chronicle of the rise and fall of O.J. Simpson, whose high-profile murder trial exposed the extent of American racial tensions, revealing a fractured and divided nation.

Daniel Craig candidly reflects on his 15 year adventure as James Bond. Including never-before-seen archival footage from Casino Royale to the upcoming 25th film No Time To Die, Craig shares his personal memories in conversation with 007 producers, Michael G Wilson and Barbara Broccoli.

Değişim rüzgârları eserken iki kadın, onlarca yıllık aşklarını gizledi. Ama cinsel kimliklerini ileri yaşta açıklamak, beraberinde başka zorluklar getirecek.

A detailing of the rise to prominence and global sporting superstardom of six supremely talented young Manchester United football players (David Beckham, Nicky Butt, Ryan Giggs, Paul Scholes, Phil and Gary Neville). The film covers the period 1992-1999, culminating in Manchester United's European Cup triumph.

29 Ocak 2024. Kızılay gönüllüleri bir acil durum çağrısı alır. 6 yaşındaki bir kız, Gazze'de ateş altındaki bir arabada mahsur kalmış, kurtarılmak için yalvarmaktadır. Onu telefonda tutmaya çalışırken, bir ambulansın ona ulaşması için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Adı Hind Rajab'dı.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Auschwitz kumandanı Rudolf Höss, eşi Hedwig, çocukları ve hizmetkârlarıyla rüya gibi bir hayat sürmektedir. Öyle ki, ölüm kampının duvarına bakan muhteşem evleri tam da tren raylarıyla gaz odaları arasındadır. Martin Amis'in aynı adlı romanından uyarlanan bu çarpıcı film çiçekli, geniş bahçeleri, seraları ve havuzlarında keyif süren Höss ailesinin başlarına ölüm külleri serpilirken süregiden sıradan gündelik yaşamını gözlemliyor.

1943 yılında Belarus’ta Naziler tarafından gerçekleştirilen vahşeti küçük bir çocuğun hikayesi üzerinden bu sarsıcı ve rahatsız edici film, gelmiş geçmiş en korkunç savaş filmlerinden biridir. Savaşın olayların doğal akışını mahveden yakıcı gücünü anlatıyor. Gerçeklere dayanan filmin kahramanı, Beyaz Rusya'lı on altı yaşındaki Flyora. Başta yalnızca bir çocuk olan Flyora, ormana kaçar ve partizanlara katılır. Nazilerin vahşetini yaşadıktan sonra ise Flyora büyür, hatta yaşlanır. Bir zamanlar taptaze olan çocuksu yüzü artık kırışıklıklarla doludur.

Örnek bir asker olan Mike Deerfield, görev için gittiği Irak'ta esrarengiz bir şekilde kaybolur. Eski bir savaş gazisi olan Mike'ın babası Hank oğlundan haber alamayınca araştırması için özel dedektif Emily Sanders ile anlaşır. Oğlunun kayboluşundaki gizemi aydınlatmak için soruşturmaya anne Joan'da katılacaktır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...

Amerikan Hükümeti Ark of the Conenant’ı bulması için Arkeolog Dr. Indiana Jones'u görevlendirir. Ark’ta ünlü 10 Emir’in varolduğuna ve kutsal güçler olduğuna inanılmaktadır. Üstelik Hitler’in ajanları da Ark’ın peşindedirler. Jones, eski aşkı Marion’la birlikte Nepal’den Kahire’ye kadar tuzak ve tehlikeyle dolu bir maceraya atılır.

Tarihin en ünlü maceracı arkeologu Indiana Jones’a babası Dr. Henry Jones tarafından bir günlük gönderilir. Bu günlüğün içerisinde gizemli Kutsal Kase’ye dair bazı ipuçları ve bir harita bulunmaktadır. Özel bir koleksiyoncudan babasının ortadan kaybolduğunu öğrenen Indiana Jones, müze kuruatörü Marcus Brody’i de yanına alarak İtalya’ya babasını aramaya gider. Burada kendilerini buldukları yer ise bir Nazi bölgesidir ve Naziler de Kutsal Kase’nin peşindedir. Babasını kurtarmaya giden Indiana’nın birincil hedefi Kutsal Kase’yi Nazilerden önce ele geçirmek olacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir