
Melanie Lenz
Melanie

Her mother in Kenya, 13-year-old Melanie spends her summer vacation at a strict diet camp set in the Austrian countryside. Between workouts and nutrition classes, pillow fights and first cigarettes, she falls in love with a doctor 40 years her senior.

In an effort to be able to afford expensive treatment for her gravely ill American husband, a retired German entertainer returns to the cabaret as Blonde Venus and catches the eye of a wealthy politician.

Bir erkeğe aşık olarak cinsiyet değiştiren Erwin Weishaupt'un yaşamının son günlerinde yaşadığı kabusu anlatır.

A pair of teenagers in Western Australia looking to escape the monotony of life in a small town take up surfing lessons from a guy named Sando.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Jason Staebler lives on the Boardwalk and fronts for the local mob in Atlantic City. He is a dreamer who asks his brother David, a radio personality from Philadelphia, to help him build a paradise on a Pacific Island, which might be just another of his pie-in-the-sky schemes. Inevitably, complications begin to pile up.



Tom Cruise ve Craig T. Nelson, kazanmanın tek çıkış yolu olduğunu keşfediyorlar.Liseli atlet Stefen Stef Djordjevic (Tom Cruise) yaşadığı sıkıcı kasabadan ayrılmak için her şeyi yapabilecek durumdadır. Antrenerü Nickerson (Craig T. Nelson)ise Stef’i iyi bir üniversiteden futbol bursu alması için ikna etmeye çalışmaktadır.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Genç bir beyaz çocuk blues'cu olma sevdasıyla efsanevi blues'cu Willie Brown'ı bulur ve ondan kayıp şarkısını bulmak için yardım ister. Bu arada da Willie'nin şeytana sattığı ruhunu geri almak için yenilmesi zor bir gitarist olan Jack Butler'ı (Steve Vai) gitar savaşında yenmesi gerekir. Ancak Willie yerine genç blues sever kahramanımız yarışır ve kazanır.

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlar. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam sık sık belirir. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp esrarengiz misafirinin izinden gider.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

Bill Parish, bu dünyada bir insanın sahip olabileceği her şeye sahiptir: Güç, para, başarı ve mutlu bir aile. Fakat mutlu dünyası 65. yaş gününden birkaç gün önce esrarengiz yabancı Joe Black'in ziyaretiyle altüst olacaktır. Zira bu herhangi bir genç adam değil, Parish'in canını almaya gelen Ölüm'dür. Doğum gününü ailesiyle kutladıktan sonra hayata veda etmeyi tercih eden Bill, dünyada geçireceği fazladan birkaç güne karşılık Ölüm'ün dünyadaki rehberi olmayı kabul eder. Ölüm ise dünyanın tüm nimetlerini, en başta da aşkı tadacaktır. Ancak aşık olduğu kişinin Parish'in güzel kızı Susan olması, Bill'in dünyadaki son günlerini oldukça çetin kılacak gibidir.

Amerika... 1963 yazı... Catskill Dağları'nda bir yaz kampında dans öğretmenliği yapmakta olan yakışıklı Johnny Castle, iş dışında kalan vakitlerinde diğer dansçılarla dans etmektedir. Kampta ablası ve ailesi ile beraber tatil yapmakta olan ve "Baby" olarak tanınan genç bir kız kendisine eğlence aramaktadır. Gerçekleşen büyük tesadüflerin de yardımıyla Baby, Johnny'e aşık olur ve zamanla onun hem sevgilisi hem de dans partneri olur.

Hunter, ıssız bir malikanede eşiyle beraber yaşamaktadır. Nahif duruşu, evin içinde bile özenli saçları ve kıyafetleriyle salınan Hunter, adeta kafese kapatılmış Marilyn Monroe gibidir. İçe dönük bir hayat sürerken görüştüğü kişiler eşi Richie’nin ailesi ve yakın çevresinden ibarettir. Mutsuz bir kadın olduğunu gizlemek için ise küçük uğraşlarla kafasını dağıtmaya çalışır. Hamile olduğunu öğrendikten sonra sakladığı bunalımı iyice dışarı vurmaya başlar ve hayatına renk katmak adına evdeki değişik nesneleri yutmak gibi acı dolu bir alışkanlık edinir. (Pika Sendromu olarak adlandırılan bu hastalık en çok çocuklarda ve hamilelerde görünür. Vücudundaki eksik bir mineralden kaynaklanabildiği gibi psikolojik sorunların da habercisi olabilir.) Hunter, gittikçe daha tehlikeli nesneleri yutmaya devam edecek ve işler çığırından çıkmaya başlayınca hem geçmişiyle hem de eşiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Los Angeles polis departmanından iki dedektif, genç bir kızın cinayetini araştırmak üzere güneşin hiç batmadığı ıssız bir Alaska kasabasına gönderilir. Gün ışığı yüzünden şiddetli uykusuzluk çeken dedektif Will Dormer, ana şüpheli olan yerel bir yazarla vicdan sınırlarını zorlayan tehlikeli bir kedi-fare oyununa sürüklenir.

Muriel, Avustralya'nın Porpoise Spit şehrindeki hayatını sıkıcı bulmaktadır ve gününü odasında Abba dinleyerek ve evleneceği günü hayal ederek geçirmektedir. Ancak Muriel daha önce hiç kimseyle beraber olmamıştır. Bir süre sonra biraz para çalıp tropik bir tatile gider, garip biri ile tanışır, adını Mariel olarak değiştirir ve dünyasını alt üst eder.

A former youth boxing champion, Jimmy McCabe is a man in search of hope but looking in all the wrong places. When he hits rock bottom he turns to his childhood boxing club and the only family he has left: gym owner Bill corner man Eddie and promoter Joe. Back in training, years after anyone thought he was a contender, he risks his life, as he tries to stand tall and regain his place in the world.

Biri İngiliz biri Amerikalı iki sevgilinin 1 sene boyunca yaşadıkları müzik ve cinsellik ile dolu yoğun ilişkileri.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir