
Marcélia Cartaxo
Pacarrete

Russas, a small town in northeastern Brazil, is the home of Pacarrete, a grumpy retired dance teacher who dreams of getting a big shot and starring at a dance spectacle for the whole town to see. She's close to fulfilling that dream, but not without overcoming a few impediments along the way.

4 lise öğrencisi bir robot kulübü kurarlar. Hiçbir deneyimleri olmadan 800 dolara aldıkları araç yedek parçaları ile bir robot yaparlar. NASA’nın açtığı yarışmada MIT ile yarışırlar.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Jimnastiğin hayatındaki önem derecesi uçlarda olan Dan, olimpiyat seçmelerine 10 ay kala ciddi bir motor kazası geçirir ve bacağının parçalandığı gerçeği ile karşı karşıya kalır. Karşısına çıkan ve konsantrasyonunu yeniden kazanmasını sağlayan Sokrates ile amacına ulaşmaya çalışır...

A retired rodeo legend risks it all to save his grandson. Facing his own painful past and the fears of his family, he enters a high-stakes bullriding competition as the oldest contestant ever. Along the way, he reconciles old wounds with his estranged daughter and proves that true courage is found in the fight for family.

Richard Jewell, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Centennial Olympic Parkı’nda yaşananlara odaklanıyor. 1996 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatları sırasında Centennial Olympic Parkı’nda bombalı saldırı düzenlenmiştir. Yaşanan olayların suçlusu ise Richard Jewell görülür. Güvenlik görevlisi olarak çalışan Richard Jewell, saldırı sırasında onlarca insanın hayatını kurtarsa da basında çıkan haberler onun terörist olduğunu söylemektedir. Olayın ardından hayatı tepetaklak olan Jewell’in suçsuz olduğu ise birkaç ay sonra ortaya çıkar. Gerçek suçlunun ortaya çıkması ile aklanan Richard Jewell’in hayatı ise asla eskisi gibi olmaz.

Portekiz'in Fátima kentindeki üç genç çoban, tarihsel olaylara dayanarak, Meryem Ana'nın iman edenlere ilham veren ve Kilise ve hükümetin yetkililerini öfkelendiren ve onları hikayelerini geri almaya zorlayan vizyonlarını aktarıyor.

Joika, bale sanatçısı Joy Womack'in yaşamını konu ediyor. Joy Womack, Anastasia Stevens'dan sonra Moskova'nın en ünlü bale akademisi olan Bolşoy Bale Akademisi'nden mezun olan ikinci Amerikalıdır. Filmde, akademiyi başarıyla bitirebilmek için birçok fedakarlıkta bulunan Womack’ın kariyer hayatına odaklanılıyor.

A washed-up filmmaker gets a second chance at stardom when he discovers stunning peasant Maria Vargas dancing in a Madrid nightclub. Goaded by his producer, the director convinces Maria to screen test for, and then star in, his next big picture. But as the producer's possessive nature and the realities of stardom weigh on Maria, she seeks a genuine lover with whom she can escape.

Anton Çehov'un Vanya Dayı adlı oyununu beyaz perdeye uyarlayan Vanya 42.Caddede, oyunun, harcanmış hayatlar, yalnızlık, umut ve umutsuzluk temasını öne çıkartan bir yapım. Eski dostlar bir araya gelir ve Manhattan sokaklarından geçerek ilk buluşmalarına giderler. Daha biz ne olduğunu anlamadan oyun sahnelenmeye başlar. Oyuncular hâlâ sokak kıyafetleri içindedir ve fakat seyirci kendini bir anda Rusya'da bulur. Vanya Dayı, yıllardan beri ölmüş kızkardeşinin kocası Serbryakov'un malikanesini idare etmiştir. Şimdi, yeni karısı Yelenayla eve gelmektedir.

South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.

Nureyev'in 1961'de Sovyetler Birliği'nden iltica etmesi ve KGB'nin kendisini durdurma girişimlerinin hikayesini anlatacak olan filmde Rudolf Nureyev'e, Oleg Ivenko hayat veriyor. Filmde, Sibirya’da bir trendeki doğan Rudolf Nureyev’in, gençlik yıllarından eğitim hayatına, batılı sanatçılarla olan ilişkilerinden KGB ile yaşadığı kedi fare oyununa değiniliyor.

Pete Bell, a college basketball coach is under a lot of pressure. His team isn't winning and he cannot attract new players. The stars of the future are secretly being paid by boosters. This practice is forbidden in the college game, but Pete is desperate and has pressures from all around.

Brian Selznick’in aynı adlı çocuk romanından uyarlanan filmde, Ben (Oakes Fegley) ve Rose (Millicent Simmonds) gizlice hayatlarının daha farklı olmasını dileyen, iki ayrı çağdan iki farklı çocuktur. Ben, hiç tanımadığı babasının özlemini çekerken, Rose da hayranı olduğu ve yaşamını gazetelerdeki haberlerden kestiği bir kupür albümünde toparladığı bir aktrisi bulma hayali kurmaktadır. Ben’in evinde gizli bir ipucu bulması ve Rose’un onu çok heyecanlandıran bir gazete başlığını okumasıyla, her iki çocuk da hayatlarındaki eksik şeyleri bulmak için büyüleyici bir simetriye sahip olan maceralara atılır.

Futbolcu Santiago Munez'in hikayesi, dinamik ve aksiyon dolu bu muhteşem film ile devam ediyor. Newcastle United'ın popüler oyuncusu, her futbolcunun rüyası Real Madrid'e transfer olunca UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki zorlu mücadelede David Beckham, Zinedine Zidane, Raul, Guti ve Iker Casillas gibi dev oyuncularla aynı sahada oynama şansını yakalar. Zafer, alkış ve para ile tanışan Santiago, aynı zamanda başarının çirkin yüzünü de keşfeder. Tüm ömrü boyunca uğruna çalıştığı ve sevdiği her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Oskar adaylığı olan Edward James Olmos, Jaime Escalante'nin ilham verici gerçek hayat hikayesinde rol alıyor. Doğu Los Angeles'ta matematik öğretmeni olan Jaime, sisteme başkaldırır ve öğrencilerinin hayat standartlarını yükseltmek için çalışır. Yardımcı roldeki Lou Diamond Phillips, sınıfın haylazı rolündedir ve Newsweek tarafından "son derece ilgi uyandıran" olarak nitelendirilmiştir ve aynı zamanda Edward James Olmos için ise "muhteşem bir performans" yorumunu yapmıştır. USA Today ise film için "düşük bütçeli bir mucize... Oyuncu kadrosu kusursuz... Olmos, 1988 yılının en iyi performansını sergiliyor." yorumlarında bulunmuştur. Yardımcı rollerde Andy Garcia ve Rosanna De Soto bulunmaktadır.

Amerika'nın gökyüzüne hakim olma ve uzaya yolculuk hayalleri destansı ve görkemliydi. Philip Kaufman'ın Tom Wolfe'un The Right Stuff' adlı romanından uyarladığı, yedi cesur astronot ve maceracı bir test pilotunun yaşamını, ve yaşadıkları renkli dönemi anlatan bu film de öyle. Dört Oscar Ödülü sahibi The Right Stuff, öncü Merkür astronotlarının yaşamını anlatıyor. Shepard, Grissom, Glenn, Carpenter, Schirra, Cooper ve Slayton isimli bu adamlar, ilkel bir uzay aracıyla yeni ufuklara yol alan ilk Amerikalılar oldular.

İngiltere'nin en iyi atletleri 1924 Olimpiyat Oyunları'nda zafer maceralarına başladılar.... Kazandıkları başarı uluslarına gurur getirdi. İki koşucu bu, kişisel bir onur ve mücadeleleri yürekten gelen bir mücadeleydi... 1981 Akademi Ödülleri'nde en iyi film ödülü dahil olmak üzere 4 dalda ödül kazanan Ateş Arabaları'nda, İngiltere'ye en büyük spor zaferlerinden birini getiren, Harold Abraham, Eric Liddell ve takımlarının gerçek hikayesinden esinlenilmiştir...

Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.

Inspired by a true story, this film tells the shocking tale of a mother and daughter who are nothing like they seem, their tumultuous relationship ending in a brutal murder.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir