
Stefano Accorsi
Matteo


Stefano Accorsi
Matteo

Barbora Bobuľová
Emma

Violante Placido
Elena

Stefano Dionisi
Leonardo
Giuditta Saltarini
Rita

Massimo De Francovich
Carlo

Donato Placido
Vincenzo
Giuseppe De Marco
Tommaso

Valentina Lodovini
Francesca
Giulia De Leonardi
Ada
Giorgio Sgobbi
Notaio

Andrea Iaia
Barista

Emiliano Coltorti

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Gecenin geç saatlerinde New York caddelerinde bir ambulans sirenlerini çalarak ilerlemektedir. Gece vardiyasındaki ambulans görevlileri için ölülerle ya da ölmek üzere olan insanlarla yüzyüze olacakları yeni bir gece daha başlamıştır. Sabaha kadar görev başında olan bu görevliler, en az New York caddelerinden topladıkları ölmüş ya da ölümün eşiğine gelmiş insan bedenleri kadar fırtınaya tutulmuş, yaşamları normal seyrinden çıkmış insanlardır.Kimbilir, belki de onları ayakta tutan, Manhattan'ın bir deprem merkez üssünü andıran kaos yüklü caddelerin sürrealist bir tabloya benzeyen görünümüdür. Her gece dünyanın bir başka acımasız ve keskin görünümüyle karşılaşmanın getirdiği yakıcı duyguların ta kendisidir.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Yıldızı sönmekte olan seksi ve karizmatik İngiliz Holywood yıldızının en yakın arkadaşının ölümünü telefonda duyması ile hatıralara dalarak izleyici 1970lerin İngiltere'sinde bir sahil kasabasına götüren bir yapıt.

Eric Rohmer’in ‘Ahlak Üzerine Altı Öykü’ (Six Moral Tales) serisinden ilham alan genç yönetmen Puiu, benzer bir şekilde Bay Lazarescu’nun Ölümü’nü Bükreş banliyölerinde geçen altı filmden oluşacak bir serinin ilk filmi olarak kurgulamış. Bay Lazarescu Bükreş’te bir apartman dairesinde tek başına, üç kedisiyle yaşayan 60’lı yaşlarında bir alkoliktir. Bir gece mide krampları ve bulantısıyla uyanınca acil servisi çağırır ve beklemeye başlar. Ambulans nihayet geldiğinde, Lazarescu’nun büyük şehir tıp dünyasındaki karanlık yolculuğu başlar; bir hastaneden diğerine sürüklenir, yanlış teşhis konur, tekrar teşhis konur, beklemeye alınır ve saatler ilerledikçe durumu kötüleşir. Neredeyse bir belgesel lezzetinde gerçekçi olan film, yönetmenin kendi tabiriyle televizyon dizisi ER ile Rohmer’i buluşturuyor ve bolca kara mizah da içeriyor. Film, eleştirmenlerce bir başyapıt olarak nitelendiriliyor; Bükreş dünyanın herhangi bir şehri, Bay Lazarescu ise pekala yan komşunuz olabilir.

Amy Pond and Rory Williams are trapped on a crashing space liner, and the only way the Eleventh Doctor can rescue them is to save the soul of a lonely old miser. But is Kazran Sardick, the richest man in Sardicktown, beyond redemption? And what is lurking in the fogs of Christmas Eve?

Frank Jessup, işi elverdiğince sakin bir hayat sürmekte olan bir ambulance şoförüdür. Birlikte olduğu şefkat dolu sevgilisiyle mükemmele yakın bir yaşamları vardır. Aldığı gizemli bir not her şeyi altüst edecektir. Notta yaşlı bir kadının evine gitmesi söylenmektedir. Frank notun dediğini yaparak sözü geçen kadının malikanesnin yolunu tutar. Bayan Tremayne ile karşılaştığında kafası karışır. KEndini öldürmek üzereyken adamın geldiğini söyler ama Frank bunun bir intihar mı yoksa cinayet teşebbüsü mü olduğuna anlam veremez. Evde dolanırken de evin üvey kızı olan Diane Tremayne ile karşılaşır. Genç ve güzel kadın kendine herkesi aşık edebilecek kadar cazibelidir de. Frank'i ne kadar baştan çıkarmaya çalışır. Hayatı tepetaklak olan adam sevdiği her şeyi yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Ancak bir süre sonra gerçeklerin farkına varır. İçinde bulunduğu durum bir aşk ilişkisinden ibaret değildir, bedelini düşündüğünden daha da ağır ödeyeceği büyük bir oyunun bir parçası haline gelmiştir.

Ray Monroe ve eşi Joanne, bir kazada yaralanan kızlarını yakınlardaki bir hastanenin acil servisine götürür. Kız tomografiye gönderildiğinde annesi de onunla birlikte gider. Ancak bunun ardından kız ve annesi sırra kadem basar ve onların orada olduklarına dair tüm hastane kayıtları ortadan kaybolur. Endişe içindeki Ray, ailesini ve onlara ne olduğuna dair gerçeği bulmak için zamanla yarışır.

In the exact moment they hit rock bottom, four strangers are visited by a mysterious man who gifts them a week to see how the world would be without them.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Genç bir sağlık görevlisi olan Ollie Cross, deneyimli bir doktor olan Rutkovsky ile birlikte çalışmak zorundadır. Her ikisi de New York şehir merkezinin sokaklarında suçlular, evsizler ve uyuşturucu kullanıcıları arasında dolaşıyor. Ollie, bu süreçte mesleğinin doğasında var olan riskleri keşfeder.

Bu film, dönüm noktası niteliğindeki hukuk mücadelelerinden korkunç kaçırılmasına kadar, açık sözlü ateist Madalyn Murray O'Hair'in tartışmalı hayatını anlatıyor.

Hereafter' (Ahiret) ölümle farklı yollarda bağlantısı bulunan üç kişinin hikayesini anlatıyor. Amerikan işçi sınıfına bağlı olan George (Matt Damon)'un ölümden sonraki hayatla özel bir bağı bulunmaktadır. Ancak George bu bağı taşımak zorunda olduğu bir lanet olarak görmektedir. Fransız gazeteci olan Marie(Cecile De France) bütün dünyasını sarsan ölümcül bir durum yaşamıstır. Ölmüş ve tekrar hayata dönmüştür. Ve Londra'da ailesi dağılmış bir çocuk olan Marcus ikiz kardeşini kaybedince umutsuzca onu aramaya başlamıştır. Tesadüfler ya da kader ne derseniz artık onları Londra'da buluşturacaktır.


Madalyalı gazi Will Sharp, karısının tedavi masraflarını karşılamak için paraya sıkışmıştır. Yardım istememesi gerektiğini bildiği birinden, evlatlık erkek kardeşi Danny’den yardım ister. Karizmatik, azılı bir suçlu olan Danny, yardım yerine kendisine bir soygun teklif eder; Los Angeles tarihinin en büyük banka soygunu, 32 milyon dolar. Will, karısının hayatı tehlikede olduğu için bu teklife hayır diyemez. Ama kaçış planları son derece ters gidince, çaresiz kardeşler, içinde hayata tutunmaya çalışan yaralı bir polis ve başarılı bir acil yardım görevlisi olan Cam Thompson’ın da bulunduğu bir ambulansı kaçırırlar. Will ve Danny’nin, hiç durmayan yüksek hızlı bir kovalamacada tüm şehre yayılan geniş kapsamlı bir polis müdahalesinden paçayı sıyırmaları, rehinelerini hayatta tutmaları, bir şekilde birbirlerini öldürmemeleri ve bu arada da Los Angeles’ta görülen en çılgın kaçışı gerçekleştirmeleri gerekmektedir.


2001 Sundance Film Festivali ve Cannes Film Festivali'ndeki en popüler filmlerden birisi olan "The Deep End", kandırma psikolojisi üzerine kurulu ve klasik gerilim filmi sınırlarını yeni ve zorlayıcı alanlara kaydıran bir yapıt. Bir kadın (Tilda Swinton) genç oğlunu korumak amacıyla bir cinayeti örtbas eder. Ama birisi bunu bilmektedir. Bilgi para demektir ve hatta sessizliğin bedeli daha da ağırdır. Kanıtları saklamak için aldığı her karar ilginç bir şekilde bu korkutucu kedi fare oyununa yeni bir halka ekleyecektir.

Richard Jewell, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Centennial Olympic Parkı’nda yaşananlara odaklanıyor. 1996 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatları sırasında Centennial Olympic Parkı’nda bombalı saldırı düzenlenmiştir. Yaşanan olayların suçlusu ise Richard Jewell görülür. Güvenlik görevlisi olarak çalışan Richard Jewell, saldırı sırasında onlarca insanın hayatını kurtarsa da basında çıkan haberler onun terörist olduğunu söylemektedir. Olayın ardından hayatı tepetaklak olan Jewell’in suçsuz olduğu ise birkaç ay sonra ortaya çıkar. Gerçek suçlunun ortaya çıkması ile aklanan Richard Jewell’in hayatı ise asla eskisi gibi olmaz.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir