
Zoé De Grand Maison
Abby

Abigale ve ailesi, Oregon Yolu'nda ilerlerken acımasız bir kovboy çetesinin kurbanı olur. Hayatta kalan tek kişi olarak, dünyadaki tek varlığı olan ailesinin atını kana susamış haydutların pençelerinden kurtarmak için ne gerekiyorsa yapacaktır.

Dört cesur adamın, bir grup esiri, yamyam bir kabilenin elinden kurtarma girişimini anlatacak olan film, eski usül western konseptine de fazlasıyla yakın duran bir görsel estetiğe ve öykü evrenine sahip olacak gibi görünüyor!

1847 yılında Meksika-Amerika iç savaşında, Yüzbaşı John Boyd (Guy Pearce) terfi alır. Bu terfi sonrası Boyd, Nevada'nın karlı dağlarında ıssız bir savaş biriminde üçüncü adam olarak görev alacaktır. Bu görevde kumandan Hart , inançlı Toffler ve Cleaves ile tanışacaktır. Boyd bu gruba katıldıktan sonra, donmaktan ve açlıktan ölmekten son anda kurtulan bir yabancı olan Colqhoun (Robert Carlyle) de gruba dahil olur. Colqhoun'un anlatıklarına göre şefleri Ives, karlar altında bir mağarada kalınca, bölüğündeki bazı insanları yiyerek hayatta kalmıştır. Bundan sonra Boyd ve diğerleri bu olayın geçtiği mağarada başka sağ insan olup olmadığını bulmak için yola çıkarlar. Fakat Boyd, eski bir Kızılderili efsaneside anlatılan Weendigo adlı canlı et yiyerek beslenen, beslendikçe daha çok isteyen insanüstü bir yamyamın saldırısından korkmaktadır. Acaba kendisi de bu yamyam tarafından yenilecek midir yoksa onun oluşturduğu yamyam sürüsüne mi dahil olacaktır ?

Belli bir yerde uzun süre kalamayan Jubal Troop, tesadüf eseri tanıştığı çiftlik sahibi Horgan’ın yanında çalışmaya başlar. Ancak Shep’in karısının Jubal’e gösterdiği yakın ilgi ve çiftlikte çalışan Pinky’nin duyduğu yoğun nefret yüzünden kısa sürede sorunlar çıkar.

Baskıcı ve karizmatik bir çiftlik sahibi, erkek kardeşinin yeni karısı ile onun genç oğlunu canından bezdirir. Ardından, uzun süredir gizlenen sırlar gün yüzüne çıkar.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…

En çok at çalmakla bilinen bir çetenin reisi olan Tom, Missouri'de, Montana bölgesinde geniş bir arazi alır. Amacı buraya yerleşmek, sonra öldürülen arkadaşının intikamını almak için fırsat kollamaktadır. Bölgenin güçlü adamı durumu farkedince hızlı ve acımasız Clayton'u çağırır, böylece Tom ve Clayton karşı karşıya gelir. Penn'in tipik western öğelerini kullanıp bir anti-western yapmaya çalıştığı filmde Marlon Brado'nun ilginç tiplemesi ve Jack Nicholson'un oyunculuğu dikkat çekiyor..

A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.

Vahşi Batı'da bir kurtarma ekibi, gizemli koşullar altında evlerinden kaybolan bir yerleşimci ailesini bulmak için yola çıkar.

İç Savaş'tan birkaç sene sonra... Bir posta arabası, kış soğuğu yaşayan Wyoming'den geçer. Yolcular, cellat John Ruth ve yakaladığı kaçak Daisy Domergue, Domergue'nun adalete teslim edilmesi için Red Rock kasabasına doğru hızla yol alır. Yolda iki yabancıyla tanışırlar: Biri, kötü şöhretli bir ödül avcısı olan, zenci bir eski federasyon askeri Binbaşı Marquis Warren ve diğeri de kasabanın şerifi olduğunu iddia eden güneyli haydut Chris Mannix 'tir. Tipide yollarını kaybeden Ruth, Domergue, Warren ve Mannix, bir dağ geçidindeki konaklama yeri olan Minnie'nin Tuhafiyesi'ne sığınır. Onları mekânın sahibi değil, dört yabancı karşılar: Minnie'nin yerine göz kulak olan Bob, Red Rock celladı Oswaldo Mobray, Kovboy Joe Gage ve General Sanford Smithers. Fırtına hızlanırken sekiz gezginimiz, Red Rock'a hiç varamayabileceklerini öğrenir.

Hugh Glass kürkleri için hayvanları avlayan bir kuruluş için çalışan deneyimli bir tuzakçıdır. Fakat avlandıkları bölgelerde kendilerinden başka hem yerli Kızılderililer hem de Fransız birlikleri kol gezmektedir. Bir av ertesinde bir boz ayı tarafından ölümcül bir biçimde yaralanan Glass'ı, yavaşlamamak adına ekibi ölüme terk eder. Fakat bölgeyi herkesten iyi bilen avcı Glass hayata tutunur ve yavaş da olsa yaraları iyileşir. Zira yaşama tutunması için oldukça geçerli bir sebebi vardır.

Charley Waite, Boss Spearman, 'Button' ve Mose Harrison geçmişlerinden kaçmaya çalışırlar ve sürülerini, kanunları doğanın koyduğu ve bir erkeğin sadece orada kendini özgür hissedebildiği açık araziye sürerler. Vahşi batının kanunlarıyla birbirine bağlı ve sadakat içindeki bu kovboylar, yaşamaya, gerçek değerleri ayakta tutmaya ve mümkün olduğunca şiddetten kaçmaya çalışırlar. Fakat zorbalığın ve korkunun hüküm sürdüğü bir sınır kasabası hayatlarını değiştirir, yeniden hareketli günlere dönmek zorunda kalırlar.Tüm bu kargaşanın içinde, daima yalnız olan Charley'nin hayatında, tüm kalbini ve ruhunu etkileyen, cesur bir kadın olan Sue Barlow'la tanışınca hiç beklenmedik bir dönüş olur. Bu cesur adamlar kasabadaki zorbalara karşı bir savaşa girişince, kendi içlerindeki şeytana karşı da direnmek zorunda kalırlar.

Yıl 1878. Lincoln kasabası. Çiftlik sahibi ve eğitimli bir İngiliz Centilmen olan John Tunstall, çiftliğinde kimsesiz gençleri toplayarak topluma kazandırmaya çalışıyordur. Örneğin bu gençlere birbirlerine "Centilmen" diye hitap etmelerini, şiir okumalarını ister. Tunstall bir çiftlik ağası olan Lawrence G. Murphy ve adamları tarafından kurulmuş Santa Fe çetesi tarafından tuzağa düşürülüp öldürülünce gençler efsanevi Billy the Kid önderliğinde acımasız Santa Fe çetesine ve hükümet görevlilerine karşı savaş açarlar. İntikamları kanlı bir saldırıya dönüştüğünde kanunsuz kimseler olarak ilan edilir ve aranmaya başlarlar. Böylece Vahşi Batı tarihinin en büyük kovalamaca serüveni başlar.

Paul adında bir serserinin arkadaşını öldüren canilerden intikam almak için küçük bir kasabaya gelmesini ve buradaki hotel çalışanlarından yardım almasını konu alan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini korku filmleriyle tanınan Ti West üstleniyor...

Winter, 1843. A young woman is under investigation following the mysterious death of her family's matriarch. Her recollection of the events sheds new light on the ageless forces behind the tragedy.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

Genç Will Andrews, akademik kariyerini geride bırakıp Harvard'ı terk etmeye ve doğanın çağrısına uymaya karar verir. Bu yüzden yeni hayatına başlamak ve kendini bulmak için batıya taşınır. Yolculuğu sırasında sakin Butcher's Crossing kasabasından geçerken vahşi bir bufalo sürüsü avlayan yerel Miller ile tanışır. Birlikte her şeye rağmen ava çıkmaya karar verirler ancak kısa bir süre sonra ikisinin asıl planı ortaya çıkar. Çünkü av ne kadar uzun sürerse bedeniniz ve zihniniz o kadar çok teste tabi tutulur.

Jane Hammond, 8 kurşun yemiş olan ve ölümle pençeleşen kanun kaçağı kocası Bill'i kurtarmak amacıyla, 10 yıldan fazladır görüşmediği eski sevgilisi Dan Frost'tan yardım ister. Zira peşinde azılı bir mafya vardır ve yarım kalan işlerini bitirmek için Bill'in izini saklandığı çiftlik evine kadar sürerler. Dan, Jane'e yardım edecektir ama hiçbir şey karşılıksız değildir...

New England'daki bir hazırlık okulunda çalışan, kimsenin sevmediği huysuz bir öğretmen, gidecek yeri olmayan birkaç öğrenciye göz kulak olmak için Noel tatili boyunca okulda kalmak zorunda kalır. Birkaç gün sonra okulda kalan tek öğrenci, 15 yaşındaki zeki ve baş belası Angus ve oğlunu Vietnam’da yeni kaybetmiş olan, okulun şef aşçısı Mary ile beklenmedik bir bağ kurar.

Kuzeyli Nanook 1922 yapımı bir Robert J. Flaherty filmidir. Belgesel sinemanın en önemli örneklerinden biri sayılır. Hudson Körfezi'nde yaşayan bir Eskimo ailesinin yaşamını konu alır. Belgeselin ilk bantları kaza sonucu yanmıştı. Daha sonra Flaherty geri döndü ve tekrar aynı belgeseli çekti. Filmde eskimo ailesinin buzdan ev yapmaları, çocuklarını beslemeleri, avlanmaları gibi soğuk yaşamlarının en ince ayrıntıları görülebilir.

Savaş ve şiddetin etkisiyle karakteri sertleşmiş olan yüzbaşı Joseph J. Blocker'a (Christian Bale), bir Cheyenne savaş şefi ve ailesinin Montana'daki kabile topraklarına geri dönüş yolculuğunda eşlik etme görevi verilir. Blocker hayatı boyunca içinde yaşadığı şiddet dolu hayattan yorgun düşmüş olsa da bu görev onun için oldukça zor olacaktır; zira eşlik ettiği şef yıllar boyunca en büyük düşmanlarından biri olmuş ve birçok arkadaşının hayatını ellerinden almıştır. Ancak kayıplar konusunda şef de en az Blocker kadar payına düşeni almıştır. Tehlikeli topraklardan yola çıkarak, vahşi ancak etkileyici batıya doğru ilerleyen kafile bu yolda birçok zorlukla karşılaşacaktır. Zorluklar arttıkça, Blocker emirleri yerine getirirken kendi bağnazlığıyla yüzleşmeye mecbur kalacak, bir yandan da bu yolculuğa ailesinin bir baskında katledildiğine tanıklık eden intihara meyilli bir dul kadın da (Rosamund Pike) dahil olacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir