
Meryl Streep
Kate Gulden


Meryl Streep
Kate Gulden

Renée Zellweger
Ellen Gulden

William Hurt
George Gulden

Tom Everett Scott
Brian Gulden

Lauren Graham
Jules

Nicky Katt
Jordan Belzer

James Eckhouse
District Attorney

Patrick Breen
Mr. Tweedy

Gerrit Graham
Oliver Most
David Byron
Senator Sullivan

Stephen Peabody
Harold
Lizbeth Mackay
Dr. Cohen
Mary Catherine Wright
Clarice

Sloane Shelton
Mrs. Best

Michele Shay
June

Gilbert, obez annesi ve otistik kardeşi arasında sıkışmış; kendine ait hiçbir şeyi olmayan sıkıcı bir yaşam sürmektedir. Yaşamının sıkıcılığı çoğu zaman gözüne batmaz çünkü yaşadığı kasabada hayat, bütün olağandışılıklardan uzak bir tekdüzelikte gitmektedir. Hayatındaki tek aksiyon, otistik kardeşi Arnie'nin ortalığı karıştırmasıdır. Bir gün Gilbert, anneannesi ile birlikte kasabadan geçen Becky ile tanışır ve hayatındaki bütün dengeler bir anda altüst olur. Gilbert, âşık olur fakat aşkını doyasıya yaşamasına mani olan sorumlulukları, mutluluğa ulaşmak için önünde bir engel olarak durmaktadır.

Film, kız arkadaşının ölmekte olduğunu keşfeden 17 yaşındaki bir adamı izliyor. Genç adam bu yüzden kız arkadaşının hayatının son yılında ona bütün bir hayat vermeye karar verir.

Umut vadeden bir müzisyen yakında göreve gidecek bir askerle anlaşmalı evlilik yapmayı kabul eder. Ama sahte ilişkileri bir trajedi sonucu fazlasıyla gerçek bir hâl alır.

Almut, yakın zamanda boşanmış olan Tobias'la tesadüfen karşılaşmasıyla hayatının sonsuza kadar değiştiğini fark eder. Ancak birbirlerine aşık olduktan, bir ev inşa ettikten ve bir aile kurduktan sonra zor bir gerçek ortaya çıkar.

Hoş ve zeki bir kadın olan Holly Kennedy, eşi Gery ile oldukça mutludur. Ancak Gery ölümcül bir hastalığa yakalanır. Bunu öğrenen Holly, kocasından daha kötü bir ruh haline girer. Ancak karısını çok iyi tanıyan Gery ölmeden önce ona farklı zamanlarda eline ulaşacak şekilde düzenlenmiş bir dizi mektup yazar. Holly için bu mektuplar artık bir yol gösterici haline gelir. Bu mektuplar sayesinde hayata yeniden bağlanmayı öğrenecek ve kendini yeniden tanıyacaktır.

Tyler Hawkins (Robert Pattinson), babasının, erkek kardeşi intihar ettikten sonra boşanmak istemesine karşı isyan bayrağını çekmiş olan ve şanssız olduğunu düşünen bir gençtir. Kaderin bir oyunu sonucu Ally Craig (Emilie de Ravin) ile tanıştığı güne kadar kendisini kimsenin anlayamadığını düşünmektedir. Aşk aklına gelen en son şey olmasına rağmen, Ally’nin beklenmedik şekilde kendine çok iyi gelmesi ve ondan ilham alıyor olmasıyla ona yavaş yavaş aşık olmaya başlar. Bu aşkla beraber mutluluğu ve hayatındaki anlamı da keşfeder. Az bir zaman sonra sırların ortaya çıkması ve trajedinin yeniden boy göstermesiyle, onları bir arada tutan sebepler ters yönde etki etmeye başlar.

Joan ve Tom uzun yıllardır evlidir. İlişkilerinde ancak bir ömrü beraber geçiren çiftlerin sahip olabileceği bir rahatlık vardır. Şefkat ve mizahla gösterilen derin bir sevgiyle bağlı olmanın getirdiği bir rahatlık. Ancak Joan’a meme kanseri teşhisi koyulunca takip eden tedavi süreci çiftin ilişkisine yeni bir boyut kazandırır ve Joan’a bir şey olursa ne olacağı sorusuyla yüzleşmek zorunda bırakır.

Çatırdayan bir evliliği çiftlerin iki farklı bakış açısından anlatan filmin bu bölümünde James McAvoy'un canlandırdığı Conor Ludlow'un hayatını izleyeceğiz.

New York'ta yaşayan bir çiftin geçirdiği zorlu bir dönemi ele alan iki ayrı filmden oluşan seride, çiftin hikayesini iki farklı bakış açısından aktarılanlarla dinliyoruz. Bu filmde hikayeyi kadın karakterin gözünden izliyoruz. Ned Benson'ın ilk uzun metraj denemesi olan filmin başrolünde Jessica Chastain bulunuyor.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

9 hayat..9 hikâye..Yaşamın sancılarına ve hayal kırıklıklarına göğüs geren, duygularını sarmalayan ilişkilerin esiri 9 kadın...

2002 Cannes Film Festivali'nde En iyi Yönetmen ödülünü alan bu film, apayrı dünyalardan gelen ve hayatlarının aşkını arayan iki insanın uyumsuz aşk hikayesini anlatıyor. Huzursuzluk ve coşkunun beklenmedik bir şekilde sevimlilik ve saflığa dönüştüğü bir komedi! Adam Sandler, küçük bir şirketin sahibi, yedi kız kardeşi tarafından hükmedilen, zavallı asosyal Barry Egan rolündeki muhteşem performansı ile alkış alıyor. Barry aşk gelip onu bulana kadar onu aramaz. Ancak gizemli oir kadın hayatına girer, duyguları karma karışık olur, kendini coşku, şehvet ve kendinden şüphe etmek gibi hisler arasında bocalarken bulur.

30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

Diane Després üç yıl önce kocasını kaybetmiş, tek oğluyla hayatta ayakları üstünde duran 48 yaşında bir kadındır. Sadece geçinebilecekleri kadar parayı kazanabilmek için elinden geleni yapan Diane, 15 yaşındaki oğlu Steve'in hiperaktivite ve dikkat bozukluğu hastalığı nedeniyle çok zor zamanlar geçirmeye başlar. Kocasını kaybetmesinin ardından oğlu Steve'i rehabilitasyon merkezine götürür. Ancak Steve burada yangın çıkarmak ya da başka bir hastayı yaralamaya kadar varan şiddet olaylarına başvurunca merkezle ilişiği kesilir. Görevliler Diane'e iki seçenek sunmuştur. Oğluna ya kendisi bakacak ya da ıslahevine gönderecektir. İkinci seçenek Diane için imkansızdır ve bu nedenle çocuğuna tek başına bakması gerekecektir...

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

An English mother and her teenage son spend a week preparing the sale of their remote holiday house in the South of France. Fifteen-year-old Elliot struggles with his dawning sexuality and an increasing alienation from his mother, Beatrice. She in turn is confronted by the realisation that her marriage to his father, Philip, has grown loveless and the life she knows is coming to an end. When an enigmatic local teenager, Clément, quietly enters their lives, both mother and son are compelled to confront their desires and, finally, each other.

Strangers, Tesadüfen gizemli komşusu ile karşılaştıktan sonra hayatı değişen bir adamın hikayesini konu ediyor. Senarist olan Adam’ın hayatı, bir gece tesadüfen komşusu Harry ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. İkisi arasındaki ilişki arttıkça Adam, çocukluk evine geri çekilir ve burada uzun süre önce ölmüş olan ebeveynlerinin hayatta olduklarını ve otuz yıl önce öldükleri günkü yaşta göründüklerini keşfeder.

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan depresif bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur ama hastanede onu bekleyen haber hiç de iç açıcı değildir. Abisi vefat etmiştir ve Lee yetim kalan ergen yeğenine bakmakla yükümlüdür.

Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir