
Bruno Cremer
Captain Jean Reichau

Reichau, a former army captain, is back in France after serving three years in prison for belonging to the OAS (Secret Armed Organization), a dissident paramilitary group during the Algerian War. Marked by his past, he does not believe in the values of his country any more. At a loss to know what to do with his life, he agrees one day to take part in a heist set up by Pierre, a pilot, the very man who gave him away in Oran. The operation, in which Yo, a gorgeous woman, participates, consists in stealing a bag containing 55 million francs during a Paris-Bordeaux flight...

Bruno Cremer
Captain Jean Reichau

Marisa Mell
Yo

Jean-Claude Rolland
Pierre

Étienne Bierry
Douarrd
Pierre Fromont
Commander
Jean-François Chauvel
Former soldier of the uni
D. Zimbaca
Hong Mai Thomas
Douard’s partner

Maurice Auzel
Jeannot, boxer (uncredited)

Robert Blome
Boss of the Bordeaux bistro (uncredited)

Henri Guégan
Customer at the Halles bistro (uncredited)

Toulouse Polisi narkotik ekibinin başı Sara, eski sevgilisi Raynal'ın sızdığı İspanya ve Fransa arasındaki hızlı bir geçişi araştırıyor. Kısa süre sonra davasının, yerel cezai soruşturma departmanı başkanı Richard tarafından denetlenen bir Paris hastanesinde iki gencin öldürülmesiyle bağlantılı olduğunu keşfeder. Katili bulmak ve hızlı gidişe bir son vermek için birlikte çalışmaya zorlanan Sara ve Richard, birbirlerine olan ilgileri artarken kendilerini İspanya ve Fransa yollarında zamana karşı nefes kesici bir yarışta bulurlar.

1968'de, Kuzey Koreli özel bir birlik, Güney Kore başkanına suikast düzenlemek için bu ülkeye sızdı. Başarısız olmalarına rağmen, Güney Kore hükümeti, Kuzey Kore lideri Kim Il-sung'un öldürülmesi amacıyla, suçlulardan oluşan özel bir cinayet birliği kurdu. Silmi Adası, kaderleri hükümetlerinin elinde olan bu eski mahkûmları izliyor. Gerçek bir olaya dayanan ve Güney Kore'de yapılan en pahalı filmlerden biri olan bu çarpıcı aksiyon filmi, ülkesinde on milyondan fazla izleyici topladı.



İngiltere’nin 80’li yıllarda, şiddet dolu davranışlarından ötürü en popüler mahkûmlarından biri olan Michael Peterson’ın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanan film, 19 yaşındaki genç Michael’ın çok çabuk öfkelenen karakter çizgileriyle başlıyor.Dünya üzerinde isminin kalıcı olmasını isteyen Michael’ın aklına bir gün postane soymak fikri gelir ve eline aldığı silahıyla hiç düşünmeden bunu gerçekleştirir. İlk olarak 7 yıl olarak kararlaştırılan hücre hapsi, hapishane içerisindeki uygunsuz hareketleri sonucunda 34 sene olur.Tüm bu seneler boyunca Peterson’ın aklı, yarattığı ‘Charles Bronson’ karakterinin kontrolündedir. Bronson’ın aklındaysa popüler kültürün dokunaklı sonu vardır. 21. yüzyılın ‘Otomatik Portakal’ı olarak nitelendirilen film, yüksek şiddet içeren sahneleriyle de adını duyurmakta.

Parisli genç dümenci Malik, meşhur bir banka soyguncusu olan üvey babası Serge'in suç ortaklarıyla birlikte tutuklandığını öğrenir. Mahkeme sürecinde, sanıklardan Chérif'in avukatı Iris, Malik'ten hem müvekkilini hem de Serge'i kurtarmak için tehlikeli bir soyguna girişmesini ister. Malik, bu riskli operasyonun altından kalkacaksa Chérif'in eski ortaklarını ikna edip bir araya getirmek zorundadır.

Ricky (Riki-Oh), inanılmaz bir güce sahip genç bir adamdır. Uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanıp haksız yere cezaevine gönderilir. Ancak bu sıradan bir hapishane değildir; mahkumların hayatları, yozlaşmış gardiyanlar ve acımasız çete liderleri tarafından kontrol edilen karanlık bir sistemin içinde cehenneme çevrilmiştir. Ricky, sadece kendi onurunu korumak için değil, aynı zamanda diğer mahkumları bu baskıcı düzenden kurtarmak için savaşmaya karar verir. Gardiyanlarla ve hapishanenin korkunç lideri olan "Şef" ile karşı karşıya gelir. Ricky'nin inanılmaz gücü, şiddet dolu ve grotesk dövüş sahnelerine yol açar. Bu süreçte geçmişine dair trajik sırlar da ortaya çıkar. Film, adalet, intikam ve insanlık temalarını işlerken, aşırı şiddeti ve kara mizahıyla kendine has bir kült klasik haline gelmiştir.

New York'a zarar veren ufak meteor parçalarından sonra NASA dünyaya hızla yaklaşmakta olan büyük bir meteor tespit eder. Teksas büyüklüğündeki bu meteoru zararsız hale getirmek için bir plan yapılır. Meteora ulaşılacak ve 250 metre derinlikte bir kazı yapılarak merkezine nükleer patlayıcı yerleştirilecektir. İşin başına konunun uzmanı Harry Stamper getirilir. Harry 10 gün gibi kısa bir zamanda astronotları eğitemeyeceğini söyler ve göreve kendi ekibini dahil eder. Plan başarılı olursa meteor ikiye ayrılacak ve dünyanın iki yanından, zarar vermeden geçip uzaklaşacaktır.

Damien özel bir müdahale timinde görev alan seçkin bir polistir. Dövüş sanatlarında uzman olan Damien, gizli soruşturmalar konusunda tam bir uzmandır. Sorunları kısa sürede etkili ve kesin bir şekilde çözme konusunda da oldukça yeteneklidir. Bu yetenekli adam kariyerinin en zorlu göreviyle karşı karşıyadır. Banliyönün en belalı çetesi tarafından hazırlanmakta olan bir kitle imha aracı insanlığı tehdit etmektedir.

Nick Nolte bir polis, Eddie Murphy bir mahkum. Birbirlerinden hiç hoşlanmadıkları aşikar. Ancak birbirlerine çok ihtiyaçları olduğu da. Ve hiç ummadıkları bir yerdeler; müthiş bir macerada, aynı tarafta. 48 saat için olsa da...

On yıl sonra tekrar bir araya gelmek zorunda kalan iki uyumsuz polis, büyük bir komplonun tehdit ettiği bölünmüş bir Fransız kasabasında işlenen cinayeti araştırır.

Gardınızı alın! Eğlenceli macera Üç Silahşörler'de Aramis'i Charlie Sheen, Athos'u Kiefer Sutherland ve Porthos'u ise Oliver Platt canlandırıyor. Bu cesaretli üçlü Fransa Kralı'nı devirmeye çalışan Kardinal Richelieu'u durdurmaya kalkıştıklarında artık "Hepsi biri için ve biri hepsi için" idi. Hayali bir silahşör olmak olan genç D'Artagnan'ın üyeliği, Richelieu'nun güzel ama hain ajanı Milady de Winter'a (Rebecca De Mornay) aşık olduğunda tehlikeye girer. Eğer D'Artagnan Milady'nin pençelerinden kurtulabilir ve Silahşör olacaksa, kılıç kullanmadaki ustalığını ve güvenilir dostluğunu kanıtlamak zorundaydı. Üç Silahşörleri hiç böyle görmediniz!


Büyük bir deprem sonucunda, Los Angeles Amerika kıtasından ayrılıyor. 2013 yılında, suçluların, yeni ahlak kurallarına uymayanların sürüldüğü bir 'sürgün adası' haline geliyor. New York'takine benzer bir duvar inşa ediliyor; böylece adadan kaçış imkansız hale getiriliyor. İşte tam bu sıralarda, Amerikan başkanının kızı bir teröriste aşık oluyor ve evden kaçıyor. Çok tehlikeli bir silahı ele geçirmeye çalışan terörist ve çetesini durdurmak için, hükümet Snake Plissken'i görevlendiriyor. Snake, birkez daha maharetlerini sergilemek ve 9 saat içinde teröristi bulmak zorunda.



Leone, cezaevinde yatan iyi huylu bir mahkumdur. Cezasının bitimine altı ay kala başka bir cezaevine nakledilir. Cezaevinin müdürü mahkumlara acımasızca davranan, kötü niyetli bir adamdır. Leone'den hoşlanmayan müdür, ona oldukça kötü davranır. Leone'nin tek amacı ise herhangi bir suça karışmadan cezasını bitirebilmektir. Ancak müdürün yaptıkları onun tahammül sınırlarını fazlasıyla aşar...

Kanadalı polis Burke, seri katil "Kum Adam"ı yakalayarak hapse attıktan sonra bu kez sahte bir suçlu kimliğiyle başka bir hapishaneye sızar. Amacı, mahkûmların organ ticareti için öldürüldüğü iddialarını araştırmaktır. Ancak soruşturmasını tamamlayamadan hapishaneye yeni bir mahkûm gelir: "Kum Adam". Artık Burke'nin kimliği deşifre olmuştur ve tehlikededir.

Jean Paul Belmondo filmografisinin hatırı sayılır yapıtlarından olan Le Professionnel, özellikle Ennio Morricone'nin Chi Mai soundtrack'i ve Paris sokaklarında geçen araba kovalama sahnesiyle hafızalarda yer etmiştir. Filmde Malagawi isimli Afrika ülkesinin başkanını öldürmek üzere görevlendirilen ajan Joss politik ilişkilerin değişmesiyle Fransa gizli servisi tarafından ele verilir...... ve iki senelik hapis hayatından sonra amirlerinden intikam almak üzere ülkesine döner. Belmondo'nun karizmasıyla lezzetlenen Fransız usulü aksiyon yönetmen Georges Lautner'in imzasını taşımaktadır.

Çin gizli servisinin bir mensubu, özel görevle Paris'e gönderilir. Burada, cinayeti de içeren bir dizi karmaşık olayla karşılaşır. Kahramandan ziyade anti-kahramana yakın bir portre çizen adamımız, bir sır yumağını çözmek yolunda Paris'in altını üstüne getirecektir. Filmde, çocuğunu arayan Nebraskalı bir kadın rolünde karşımıza çıkan Bridget Fonda'dan tutun da, Paris'i bir fon olarak kullanmaktan öte amaç gütmeyen sahnelerine kadar herşey, ayağı yere basan bir senaryonun gerektirdiklerine alabildiğine uzak. Diyebiliriz ki senarist ve yapımcı kimliğiyle filme damgasını vuran Luc Besson, Jet Li'li güzel dövüş koreografileri dışında pek bir şeye aldırmadan, kung-fu motiflerinin olabildiğince çoğunu içeren bir film çekmiş... Çok aksiyon, çok Paris, çok abartı...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir