
Nick Nolte
Phillip Elliott


Nick Nolte
Phillip Elliott

Mac Davis
Seth Maxwell

Charles Durning
Coach Johnson

Dayle Haddon
Charlotte Caulder

Bo Svenson
Jo Bob Priddy

John Matuszak
O. W. Shaddock

Steve Forrest
Conrad Hunter

G.D. Spradlin
B. A. Strothers

Dabney Coleman
Emmett Hunter

Savannah Smith Boucher
Joanne Rodney

Marshall Colt
Eddie Rand

Guich Koock
Eddie Rand
Deborah Benson
Mrs. Hartman
Jim Boeke
Stallings
John Bottoms
Vip

Bir futbol fanatiği olan Eric postacıdır. Orta yaş krizi geçiriyor ve hayatı da her geçen gün daha kötü gidiyordur. Fakat bir gün oğlunun bir hapını içmesiyle efsane Eric Cantona sanrısına kavuşur. Cantona artıkonun hayat koçudur.

Leo ve Angela Russo, baskıcı İtalyan-Amerikan aileleriyle çevrili Queens'te basit bir hayat yaşıyorlar. Oğulları lise basketbol takımında başarılı olunca Leo bunu gerçekleştirmeye çalışırken aileyi paramparça eder.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Tom Warshaw (Duchovny), Paris'te yaşayan bir sanatçıdır. Özel yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Eşi ve on üç yaşındaki oğlu ile ilişkisini düzeltebilmek için önce geçmişi ile hesaplaşması gerekmektedir. Bunun için hayatını değiştiren olayları yaşadığı 1973 yılı New York'una doğru zihinsel bir yolculuğa çıkar. Sorunlu bir çocuk olarak yetiştiği bu dönemde en iyi dostları zihinsel engelli Pappass (Robin Williams) ve kadın hapishanesinde tutuklu olan Lady'dir (Erykah Badu). İlk hayal kırıklıklarını, ilk aşkını ve en derin dostlukları yaşadığı bu günler, Tom'un ileriki hayatında derin izler bırakacaktır. İlk gençlik yıllarına ve büyümeye dair bu zekice filmde kahkahalarınızı ve göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.

Barney Thomson, awkward, diffident, Glasgow barber, lives a life of desperate mediocrity and his uninteresting life is about to go from 0 to 60 in five seconds, as he enters the grotesque and comically absurd world of the serial killer.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Raoul Duke ve avukatı Dr. Gonzo, bir motosiklet yarışını izlemek için Mojave Çölü'nde bir bavul dolusu uyuşturucu ve kırmızı bir üstü açık arabayla Las Vegas'a giderler. Uyuşturucu tüketimleri endişe verici bir hızla artarken, uyuşturucu bağımlısı ikili otel odalarını mahveder ve yasal yaptırımlardan korkarlar. Duke, Los Angeles'a geri dönmek için yola çıkar, ancak bir polisle yaşadığı tuhaf olayın ardından Günah Şehri'ne geri döner ve çılgın uyuşturucu serüvenine devam eder.

Roger Avary, 80'lerde aynı video dükkanında beraber çalıştığı Quentin Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri filminde "radyo diyaloglarının yazarı" olarak girdiği sinema dünyasında, kısıtlı bir çevre tarafından, özellikle de Mr. Stitch isimli bilimkurgu televizyon filmiyle tanınıyor. Yönetmen senaryoyu Amerikan Sapığı romanının yazarı Bret Easton Ellis ile birlikte onun romanından uyarlamış. Merkezine Wall Street'te çalışan Patrick Bateman'in kardeşi uyuşturucu satıcısı Sean Bateman'i koyan film, kampüs içinde yaşanan karışık cinselliği anlatan bir kolej filmi.

Aparajito (Yenilmez), Satyajit Ray’ın muhteşem Apu üçlemesinin ikinci filmi. Pather Panchali’de (Yol Türküsü) ablasının ölmesinin ardından küçük Apu (Pinaki Sengupta) ve ailesi Benares’e taşınmıştır. Babası Harihar (Kanu Bannerjee) Ganj kıyılarında rahiplik yaparak hayatını kazanırken çocuk da içinde barındırdığı zengin görüntü ve ses karışımından büyülenmiş ve hoşnut bir halde kenti dolaşır. Ne var ki Harihar bir hastalığa yakalanıp ölür ve Apu’nun tek başına ayakta kalmaya gücü yetmeyen annesi Sarbojaya (Karuna Bannerjee), oğlunu yeniden taşraya, kayınpederinin evine götürür. Daha büyük bir dünyanın tadını almış olan Apu, içinde büyüdüğü basit köy hayatıyla yetinemeyecek duruma gelmiştir; köyün öğretmeni de onun tutku ve meraklarını teşvik eder. 16 yaşında Kalküta’da öğrenim görmek için bir burs kazanır. Kent yaşamına kendini kaptıran Apu (artık Smaran Ghosal tarafından canlandırılmaktadır) eve çok seyrek ve gönülsüzce döner.

The Cider House Rules, evini terkeden, aşkı ve dünyada ait olduğu yeri bulan genç bir adamın hikayesi. Senaryoyu da yazan John Irving'in çok-satan romanından uyarlanan film, ailesini kaybetmiş ve kaldığı yetimhanenin doktoru Larch tarafından yetiştirilmiş Homer Wells'in hikayesini anlatıyor. Homer ve Larch'ın arasındaki ilişki biraz gariptir. Larch, Homer'a tıpla ilgili bildiği her şeyi öğretir. Ama Homer'ın istediği ve Larch'ın ona veremediği bir şey vardır: Hayatını sürmesi için gerekli kurallar...

Kolpa bir adam yanlışlıkla ev sahibini öldürünce, cesedi saklamak için elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Ancak daha sonra şehvetin dikkatini dağıtması, çok sevdiği kardeşinin ölümü ve bir grup uyumsuz karakter onu kendisini bir servetin beklediği bir yolculuğa sürükler...

Bir zamanlar iyi şeyler yazan fakat sonra kişiliğiyle birlikte ilhamını da kaybeden roman yazarı Ted Cole ( Jeff Bridges ), artık dağınık görünüşlü, çapkın ve alkolik bir adama dönüşmüştür. Ted, alkollüyken yakalanarak ehliyetini kaptırmıştır ve bu arada da, bir ayrılık denemesi için sahil evinde kaldığı zaman, onu istediği yere götürecek bir şoföre ihtiyacı vardır. Ted'in asıl amacı ise çok sonra ortaya çıkar. Adam, karısıyla genç delikanlıyı sık sık evde yalnız bırakır. Eddie, kısa sürede Marion'a aşık olur ve oğullarının kaybını hala kabullenememiş olan Marion ise genç adama karşılık verince, evin dengesi iyice bozulur.

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Paul Sheldon kolay okunan popüler romanlar yazarıdır. Artık kariyerinde bir dönüm noktasında olduğunu düşünür, seri maceralarını yazdığı karakteri Misery Chastain'in öldürüp diziyi bitirir. Paul taşrada geçirdiği bir araba kazasından yaralı kurtulur. Onu bulup evinde bakmaya başlayan Annie Wilkes, şans eseri Paul'un sadık okurlarından biridir ve kahramanı Misery Chastain'in de sıkı bir hayranıdır. Son kitabı okuyup Misery'nin ölümüyle şoke olan kadın öfkeye kapılır ve Paul'u ayağından feci şekilde yaralayarak onu yatağa hapseder. Hem bölge şerifi hem de menajeri umutsuzca Paul'ü ararken o, gardiyanı Annie'ye özel bir Misery macerası daha yazmak zorundadır. Harry ile Sally Tanışınca yönetmeni Rob Reiner'ın bu müthiş başarılı Stephen King uyarlaması, o zamana dek gölgede kalmış aktris Kathy Bates'i şöhretle tanıştırmakla kalmamış, onu Oscar'la da buluşturmuştu..

Elfriede Jelinek'in Piyano Öğretmeni adlı romanından uyarlanan film, Viyana Müzik Konservatuarı'nda öğretim görevlisi olarak çalışan orta yaşlı bir kadın üzerine kurulu. Annesiyle aralarında sevgi ve nefret karışımı bir ilişki bulunan Erika Kohut adlı bu kadın, bir yandan saygı duyulan ve otoriter bir öğretmen görüntüsü çizerken diğer yandan karanlık arzuları ve müzik arasında ikilem yaşamaktadır. Viyana'nın kenar mahallelerindeki erotik gösterilere ve porno film gösteren sinemalara gidip gelen Erika, anlam katamadığı hayatında bir tür kendi kendini tüketme sürecine girmiştir. Kendine o denli yabancıdır ki bir sevgili edinememekte, geceleri parkta sevişen çiftleri gizlice seyretmekle tatmin olmaktadır. Kendisine karşı garip bir hayranlık ve tutku duyan erkek öğrencisiyle iletişim kurmasının ardından, görünüşteki hayatı ve bastırılmış arzuları arasındaki duvar yıkılmaya başlar.

Ünlü yazar Victor Hugo'nun kızı Adéle Hugo'nun günlüğüne özenle aktardığı yaşamı ve aşklarının öyküsü "The Story of Adéle H."… Adéle bir askere aşık oluyor, ancak sevgilisine bencilce yaklaşıyor.

John King'in kitabından uyarlanan film, İngiltere'de ve aslında dünyanın pek çok ülkesinde futbolla iç içe geçen şiddet ve erkek kültürü üzerine çarpıcı bir yapım. Hafta sonları seks, bira, uyuşturucu ve bunların yetmediği noktalarda birilerini dövmek için yaşayan 20'li yaşlardaki Tommy'nin çevresinde gelişen film, neredeyse belgesel tadında bir gerçeklikle hikayesini perdeye taşıyor.


Brandon hayatı boyunca gerçek bir sporcu olabilme hayallerinin peşinde koşmuştur. Ancak sonunda, geçirdiği sakatlık nedeniyle Vegas’ta, sadece karnını doyurabileceği kadar para kazandığı masabaşı bir iş sahibi olmuştur.Günün birinde çalan telefonla, ömrü boyunca teğet geçtiği spor dünyasının içine, ancak farklı bir kapıdan, davet edilir.Walter Abrams için Brandon, yetenekleri çalınmış bir sporcudan öte, gerçek bir dahi çocuktu. Spor müsabakalarının sonuçlarını kusursuz olarak tahmin edeceğine inandığı bu adamla yüksek bahisler dünyasında milyon dolarlar kazanmak o kadar da zor olamazdı.Pazar günleri kazanılan milyon dolarlar Pazartesileri kaybedilebilir. Kader yazı-turalarla çizilebilir. Emin olunması gereken tek şey "Kimin kimi aldattığıdır".
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir