
Ibrahima Mbaye
Massamba

1759, Mauritius Island, Indian Ocean. The island is controlled by French settlers and the deported slave population live in fear while toiling in the sugar cane plantations. Unlike her disillusioned father Massamba, 16-year-old Mati refuses to keep her head down and accept her fate.

Ibrahima Mbaye
Massamba

Anna Thiandoum
Mati

Camille Cottin
Madame La Victoire

Benoît Magimel
Eugène Larcenet

Bass Dhem
Barbe Blanche

Félix Lefebvre
Honoré Larcenet

Swala Emati
Mame Nguesso

Vassili Schneider
Baptiste

Bamar Kane
Gaoussou
Lancelot Courcieras
Joseph

Lazare Minoungou
Rado

Marc Barbé
René Magon de La Villebague

Issaka Sawadogo
Yoro
Komi Amado
Khoulé
Charlotte Saudrais
Ruba

Part two of a two-part biopic following French army officer Charles De Gaulle's life and political commitment between 1940 and 1945, and trace his development towards a political career.

Kölelik karşıtı eylemci olarak tanınan Harriet Tubman, Amerikan İç Savaşı sırasında verdiği büyük mücadelelerle tanınmıştı. Köle olarak doğan ve yetişkinliği sırasında kaçarak başka bir yere taşınan Tubman, ailesini hiçbir zaman unutmamış ve onları da kurtarmak için evine geri dönerek özgürlük mücadelesi için çabalamıştı. Çevresindeki insanların yardımıyla toplamda on üç kez silahlı mücadele vererek onlarca köleyi ve aileyi özgürleştirmiş olan Tubman ayrıca Amerikan İç Savaşı sonrasında kadın hakları üzerine yaptığı çalışmalarla da tanınıyor.

Fanny is a Jewish girl in a French orphanage in 1943. When she and her friends are no longer safe from the Nazis, they try to flee to Switzerland. After their guide disappears, Fanny has to take the lead and help the other kids make it over the mountains.

Truffaut’nun sağır ve dilsizler için kurulan bir enstitüde çalışan doktor Itard’ı canlandırdığı filmde, ormanda bulunan ve konuşmayı bilmeyen Victor adlı bir ‘vahşi’nin uygarlığa döndürülme macerası anlatılıyor. Enstitünün sert yöntemlerinin Victor’u daha da uzaklaştıracağını düşünen Itard onu evine almaya karar veriyor.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

"The Edge of the Blade", 1887 Paris'inde geçen, onur kavramının düellolarla savunulduğu bir dönemde geçen tarihi bir dram. Karizmatik kılıç ustası Clément Lacaze ve feminist Marie-Rose Astié, yasaklara rağmen onurlarını korumak için tehlikeli bir düello mücadelesine girerek toplumsal kalıplara meydan okur.

While investigating the global phenomenon of caste and its dark influence on society, a journalist faces unfathomable personal loss and uncovers the beauty of human resilience.

1841'de New York'ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington'a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney'de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur...


Birinci Dünya Savaşı'nda, aristokrat sınıftan gelen Komutan De Boeldieu ile işçi sınıfından gelme Teğmen Marechal, keşif gezisine çıkarlar. Ancak görevlerini başarı ile tamamlayamadan, Alman askerleri tarafından esir alınırlar. Alman Komutan von Rauffenstein da, tıpkı Boeldieu gibi aristokrat bir aileden gelmedir ve esirlerinin kendisi ile birlikte yemek yiyebileceklerini duyurur. Yemek sırasında Boeldieu ile Rauffenstein, aralarındaki ortaklıkları görmeye başlarlar, bunların hepsi de sınıf temellidir. Ancak bu ortaklık, onların esir kampına gönderilmesini engellemez. Komutan ve teğmen, kampta diğer askerler ile arkadaş olur ve onların kaçış planlarına katılırlar. Esir kampından tünel kazarak kaçmayı deneyeceklerdir...

Güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirler kurarak, gökyüzünü delen piramitler yaparak ve olağanüstü kültürel ve bilimsel başarılar elde eden etkileyici gelişmiş bir toplum inşa ederek Amerika’da 1000 yıldan fazla bir süre hüküm sürdü. Ondan sonra, tarihin ışıltısı içinde, bu dünya çöktü. Bütün bunlardan geriye kalan ormanlarla kaplı birkaç piramit ve boşuna umut veren bir gizem oldu. Şimdi, Maya uygarlığının sona ermesinden 500 sene sonra, yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyada kendisi için en fazla önem taşıyan şey olan ülkeyi kurtaracak olan bir adamın macerası üzerine kurulan belirli bir zamanı olmayan bir efsanede olduğu gibi her şeyi gözler önüne seren modern bir film macerası yaratmak için asla keşfedilmemiş bu ülkeyi derinlemesine araştırıyor.

February 1939. Overwhelmed by the flood of Republicans fleeing Franco's dictatorship, the French government's solution consists in confining the Spanish refugees in concentration camps where they have no other choice than to build their own shelters, feed off the horses which have carried them out of their country, and die by the hundred for lack of hygiene and water... In one of these camps, two men, separated by barbwire, will become friends. One is a guard the other is Josep Bartoli (Barcelona 1910 - New York 1995), a cartoonist who fights against the Franco regime.

Julie, ünlü bir besteci olan kocasını ve kızını trafik kazasında kaybeder.kazadan yaralı kurtulan genç kadın yaşama küser ve geçmişini unutmaya çalışır. Özgürlük, Julie'nin geçmişini ardında bırakması, sorunlulukları olmadan yeni bir yaşam şeklini benimsemesidir. Bu amaçla evini veçevresindeki insaları terk eder. Ancak yalan ve ihtiras dolu ilişkilerin ördüğü bir ağ onu yavaş yavaş dış dünyaya çeker ve yüzleşmek istemediği hayaletlerle karşı karşıya bırakır.

France, 1893. Joseph Bouvier attempts to shoot his love who refused to marry him and to commit suicide. Upon release from the filthy asylum where he was placed, with bullets still remaining in his head, he wanders the country roads and rapes and murders many teenagers over years. The judge Rousseau captures him, but to serve his ambition seeks to avoid that Bouvier is simply declared insane.

“Manderlay”, Amerika’nın güneyinde, ıssız topraklarda bulunan bir çiftliğin tuhaf öyküsünü anlatıyor. Grace ve babası, 1933 yılında yerleşecek uygun bir yer bulmak üzere Dogville kasabasından, güneye doğru yola çıkarlar. Tesadüfen Alabama eyaletinde yolları Manderlay adında bir çiftlik köyüne düşer. Grace, kapısı zincirli bu köyün içinde, kölelik neredeyse bir asır önce kaldırılmamış gibi yaşayan beyaz sahipler ve zenci kölelerle karşılaşır. Babası, başkalarının işine karışmamasını tavsiye etse de Grace, kendi gibilerin elinde eziyet çeken kölelere bir vicdan borcu olduğunu düşünür ve bu kasabayı er veya geç özgürleştirmek için çiftlikte kalmaya karar verir.

Film, ünlü gitarist ve besteci Django Reinhardt'ın hayatını ve 1943'te Alman işgali altındaki Paris'ten kaçışını konu alıyor.

Biarritz, 1933. Charm and talent assist small-time swindler Serge Alexandre, alias Stavisky, to bribe his way into the centre of French politics. But when his great scam involving millions is exposed, he brings the government to the verge of collapse and the country to the brink of civil war.

Trakyalı bir köle olan Spartaküs'ün asi yaradılışı gladyatör okulu işleten Lentulus Brutus'ün dikkatini çeker. Böylelikle Spartaküs'ün gladyatörlük yaşamı başlar. Eğitim süresi sonunda gladyatörler birer kadınla birlikte olma şansı bulur. Spartaküs kendisine sunulan Varinia'ya dokunmaz. Okulu ziyaret eden senatör Marcus Crassus'un şerefine tertiplenen oyunlarda Spartaküs Romalı politikacının zalim yanını görme fırsatı bulur ve Varinia'nın ona hediye edilmesi üzerine bir isyan başlatır.İsyan kısa sürede tüm bölgeye yayılır. Varinia ve Crassus'un evinden bir başka köle, romantik şair Antonius da sayıları giderek artan isyancılara katılırlar. Karşılarına çıkan bir kaç lejyonu yenilgiye uğratan isyancıların amacı İtalya'nın güney ucuna ulaşıp oradan gemilerle anavatanlarına dönmektir. Oysa Roma'da isyancıların üzerinden büyük politik oyunlar oynanmaktadır ve Crassus da bu oyunun bir parçasıdır.

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir