
李康生
Hsiao-kang


Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Mexico City'nin kötü şöhretli gecekondu mahallelerinde şiddet dolu bir hayat yaşayan bir grup çocuk suçlu; aralarında ahlakı diğerleri tarafından yavaş yavaş bozulan ve yok edilen genç Pedro da var.

Tom Powers, Chicago’nun arka sokaklarında yavaş yavaş yükselmeye ve daha tehlikeli suçluların dikkatini çekmeye başlamış bir kabadayıdır. Ancak kısa süre sonra yaşanacak bir gangster cinayeti bu karışık ortamda çok daha büyük bir mafyatik savaşın fitilini ateşleyecektir. William A. Wellman’ın 1931 tarihinde peliküle döktüğü The Public Enemy, modern gangster filmlerinin köklerini de bünyesinde barındırır. Film “En İyi Senaryo” dalında da bir Oscar adaylığı kazanmıştır.

1980'ler. Küçük bir kasabadaki Oklahomalı gençler ikiye bölünmüştür. Hayatın kendilerine pek bir gelecek sunmadığı Greasers ve genellikle zengin ailelerin çocuklarından oluşan Socs (Socials) iki ayrı çetedir. Greasers'lı iki delikanlı Ponnyboy ve Johnny Socs'lu iki güzel olan Cherry ve Marcia ile flört ettiklerinde, sonuç kaçınılmaz olur: çıkan kavgada Johnny, Socs'un ileri gelenlerinden Bob Sheldon'ı istemeden öldürür. İki genç hem intikam alacakları korkusuyla Socs'lardan hem de polisten saklanmak için kaçak hayatına başlarlar. Yaşayacakları şeyler, hem Ponnyboy'u hem de Johnny'yi tahmin edemeyecekleri kadar olgunlaştıracaktır.

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

1960'larda Hell's Kitchen'da büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy adındaki 4 çocuk, eşek şakası yaparken yaşlı bir adamın yaralanmasına neden olurlar. New York'taki Wilkenson Center'da 1 yıla yakın hapsolan 4 arkadaş, buradaki gardiyanların kötü muamelesine maruz kalır. Burada dayak yiyen, onurları zedelenen ve cinsel istismara uğrayan bu 4 arkadaş, 13 yıl aradan sonra Wilkenson ve gardiyanlarından intikam alma fırsatını yakalar.

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.

Çocukken yaşadığı trajik kayıptan beslenen milyarder Bruce Wayne, adaletin izini sürmek ve suçun doğasını anlamak için dünyayı dolaşır. Yozlaşmanın ve suçun pençesindeki şehri Gotham'a döndüğünde, adaletin mevcut sistem içinde sağlanamayacağını anlayarak suç dünyasına korku salacak yeni bir sembol yaratır: Batman. Zekası, disiplinli eğitimi ve ileri teknoloji teçhizatıyla Gotham'ı tehdit eden karanlık güçlere karşı amansız bir mücadele başlatır.

Ailesine ait restoranda çalışan Ian ile araba tamircisi Terry, orta halli bir aileye mensup iki kardeştir. Sürekli zengin olma hayalleri kuran iki kardeşin durumu Terry'nin kumarda yüklü bir para kaybedip borçlanması ile çıkmaza girmiştir. İki kardeş, içinde bulundukları zor durumdan kurtulmak ve hep hayal ettikleri gibi zengin bir hayat yaşamak için her şeyi yapmaya -cinayet işlemek de dahil- hazırdırlar.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?

Stanford mezunu iki parlak genç, bilgisayar dehası olarak kabul edilmektedirler. NURV adlı dev bir şirketin sahibi olan (ve Bill Gates'e açıkça gönderme içeren) Gary Winston, son derece gelişkin bir uydu iletişim sistemiyle ilgili bir proje için bu gençleri işe almak ister. İki arkadaştan Milo (Ryan Philippe), sanatçı kız arkadaşının (Claire Forlani) da aklını çelmesi sonucu işi kabul eder, ancak daha idealist olan Teddy'nin farklı planları vardır. Gary Winston'ın özel bir ilgi gösterdiği Milo, patronunu mahcup etmeksizin, orada tanıştığı meslektaşı Lisa'yla (Rachael Leigh Cook) birlikte yoğun bir çalışmanın içine girer. Ancak bir süre sonra, projenin aslında son dereci şeytani emelleri bulunduğunu ve kendisinin de onaylamayacağı bir amaç için piyon gibi kullanıldığını farkeder...

Sam Byck, beceriksiz bir adamdır. Sorunlarının mimarı genelde kendisi olsa da bütün dünyanın ona haksızlık ettiğini düşünmektedir. Tüm bu başarısızlığının faturasını da Başkan Richard Nixon'a çıkaracaktır.

Tayvan'ın ekonomik kriz yılları... Film ana eksenine 30'lu yaşlarının ortalarında eski bir beyzbol oyuncusu Lung ve onun okul yıllarından beri birlikte olduğu sevgilisi Chin'i ele alıyor. Lung gençliğinde sporda istediği başarıyı yakalayamamış, daha sonra ticarete atılmış, kırgın ve kızgın bir adamdır. Chin ise karşı taraftan beklediği ilgiyi göremeyen, bu boşluğu evli iş arkadaşıyla yakınlaşarak gidermeye çalışan bir kadındır. İkisinin de en büyük hayali, Amerika'ya gitmektir...

Film dünyasının en etkileyici rollerinden birisinde James Dean'i, şehre yeni gelen, yalnızlık, bunalmışlık ve kızgınlığının içerisinde kendisiyle ve toplumla savaşan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağına ait efsanevi Jim rolünde buluyoruz. Bu başyapıtta ona eşlik eden Natalie Wood (kız arkadaşı) ve Sal Mineo (en yakın arkadaşı), başarılı performanslarıyla Akademi Ödülü'ne aday olmuşlardı. 40 yıldır ayakta duran bu dev yapıt, tam bir efsane.

Kariyerist bir doktor ile duygusal olarak olgunlaşmamış bir yazarın evliliğindeki kriz, bir fotoğrafçı ile adi bir suçlunun hayatını da değiştirir. Taipei sokaklarında sirenlerini çalarak giden polis arabaları, şehrin hızlı değişimiyle ortaya çıkan toplumsal çatışmalara ancak tanık olarak kalır.

An autobiographical film based on Taiwanese director Hou Hsiao-hsien's memories of his youth growing up in Taiwan after emigrating from mainland China.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

A street vendor with a grim home-life forges a connection with a young woman on her way to Paris.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir