
Paul Robeson
Narrator

By the start of World War II, Paul Robeson had given up his lucrative mainstream work to participate in more socially progressive film and stage productions. Robeson committed his support to Paul Strand and Leo Hurwitz’s political semidocumentary Native Land. With Robeson’s narration and songs, this beautifully shot and edited film exposes violations of Americans’ civil liberties and is a call to action for exploited workers around the country. Scarcely shown since its debut, Native Land represents Robeson’s shift from narrative cinema to the leftist documentaries that would define the final chapter of his controversial film career.

Paul Robeson
Narrator

Fred Johnson
Fred Hill
Mary George
Hill's Wife
John Rennick
Hill's Son
Amelia Romano
Young Girl in Cleveland

Houseley Stevenson
White Sharecropper
Louis Grant
Black Sharecropper
James Hanney
Mack

Howard Da Silva
Jim

Art Smith
Harry Carlyle

Robert Strauss
Frank Mason, grocer

John Marley
Thug With Crowbar

Harry Wilson
Eugene Poulnot

Barışçıl olarak başlayan bir protesto, polisle şiddetli bir çatışmaya dönüşür. Çatışmaları tarihin en kötü şöhretli davalarından biri izler.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.

Yargıç Clarence Thomas’ın ABD’nin Anayasa Mahkemesi’ne üyeliği söz konusudur. Fakat eski meslektaşı Anita Hill, aleyhine ifade verir; İfadesinde Clarence’ın kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyler.

Laura McAllan (Carey Mulligan) alışık olmadığı şehir hayatını bırakarak, eşinin Mississippi’deki çiftliğine yerleşmiştir. Zorlu bir benlik mücadelesinin içinde kalan genç kadın bu süreçte çocuklarını olabildiğince iyi koşullarda yetiştirmeye çalışmaktadır. Laura kendi iç kaygılarıyla boğuşurken, bölgeye savaştan dönen iki adam gelir. Bunlardan biri eşinin erkek kardeşi Jamie (Garrett Hedlund) olup; yakışıklı ve çekicidir. Yani kocasının olamadığı her şeydir. Ronsel Jackson (Jason Mitchell) da çiftlikte yaşayanlardan birinin oğludur ve Jamie’nin aksine bir savaş kahramanı olarak dönmüştür. Tüm bu gelişmelerle kasaba olduğundan daha farklı bir yere dönüşmüş, Laura’nın yaşamı zorlaşmıştır.

Oslo, 1993’te gerçekleşen Oslo Barış Antlaşması’nın arka planında yatan olayları ele alıyor. Yatıştırılamayan ebedi düşmanlıklar, perde arkası görüşmeler ve Oslo Antlaşması’nın gerçekleşmesini sağlayan gizli ama birbirlerine derinden bağlı bir grup Norveçli, İsrailli ve Filistinli kahramanın öyküsü, gerçek hikâyelere dayanıyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.


İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Lazzaro, iyi niyetli ve biraz da saf olan bir gençtir. Onun hayattaki en yakın dostu ise biraz şımarık bir genç olan Tancredi’dir. Hayatta en çok değer verdiği arkadaşının her isteğini yerine getirmeye çalışan Lazzaro, Tancredi’nin son isteğini de kabul etmekten kendini alıkoyamaz. Lazzaro, arkadaşının adam kaçırma düşüncesini bir oyun olarak düşünse de Tancredi oldukça ciddidir. İlgi peşinde olan Tancredi, işleri biraz daha büyüterek, Lazzaro’yu ve yaşadıkları garip köyü büyük bir ateşin içine atar. Yaşananlara polis müdahale etmeye başlayınca Lazzaro kaçmak zorunda kalır. En yakın arkadaşı ve boşaltılan köyün sakinleri şehre akın etmeye başlar. Arkadaşı Tancredi’yi bulmaya karar veren Lazzaro, onun peşinden şehre gitmeye karar verir. Fakat şehre geldiğinde bulunduğu yerin, köyünden oldukça farklı olduğunu görür. Lazzaro, bu kirli şehir içinde fazla temiz kalmaktadır.

12 yaşındaki küçük kızın tüm hayatı Elvis Presley müzikleridir. Ancak küçük kızın kentten uzaktaki çiftliklerindeki hayatı hiçte o kadar kolay değildir...

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Louis Merkins, 24 yıllık tutukluluk hayatının sonuna yaklaşırken, yeni bir mahkum hapishanenin tüm dengelerini değiştirir. Gerçek mahkumların da rol aldığı yapımda Altın Küre ödüllü Jeffrey Wright'ı izliyoruz.

Otostop çeken bir kadın, genç bir çift tarafından kaçırılır ve yedi yıl boyunca esir tutulur, bu süre zarfında işkence görür ve kendisini tutsak edenlerin kölesi olarak yaşamaya zorlanır.

Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...

Bu çılgın komedi, deli dolu ve komik adam Steve Martin'in başrolde olduğu ilk çıkış filmi. Fakir bir aile tarafından evlat edinilen Navin Johnson (Steve Martin), çılgın buluşları sayesinde zengin olmuş ama sonra yeniden başa dönmüştür. Navin'in başına gelen tuhaf olaylar saymakla bitmez: Bir motosiklet yarışçısına aşık olur, delil bir katilin tuhaf saldırılarından her seferinde kurtulmayı başarır, yaptığı icatla milyoner olur ve daha nicesi... Kahkahaya doyacağınız bu eğlenceli filmde Steve Martin'in performansı, dünyadaki en komik oyunculardan biri olduğunu gösterir niteliktedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir