
Czinkóczi Zsuzsa
Kovács Juli


Czinkóczi Zsuzsa
Kovács Juli

Anna Polony
Egri Magda

Jan Nowicki
János

Csere Ágnes
Juli (voice)

Ronyecz Mária
Magda (voice)

Tamás Végvári
János (voice)

Pál Zolnay
Grandfather Dezsõ

Szemes Mari
Grandmother
Tóth Tamás
Andras

Ирина Куберская
Anna Pavlova

Adél Kováts
Natasa

Jerzy Bińczycki
Professor

Kútvölgyi Erzsébet
Erzsi

Margitai Ági
Judit Kardos

Bánsági Ildikó
Ildi

İki kız kardeş, karşı cinse merak duydukları ergenlik döneminde, ailece, şirin bir Fransız beldesinde tatile çıkarlar. Tatilde hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi yakışıklı bir İtalyan genci olan Fernando ile tanışırlar. Fernando bir gece Elena’yı, Anais ile paylaştığı odada baştan çıkarır ve Elena ilk cinsel deneyimini yaşar. Hem kız kardeşini hem de bu ilişkiyi kıskanan Anais’e bir köşede sessizde olanı biteni izlemek düşer. Kız kardeşi Elena, erkek vücudunu keşfederken, Anais de şişmanlığıyla yüzleşerek her geçen gün daha da çok içine kapanmaktadır.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

A woman embarks on a journey alone across the United States after fleeing from her violent husband.

Agnes and her two sisters struggle through a day in a home overrun by gamblers, thieves, and johns.

Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.

Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.

Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

12 yaşındaki küçük kızın tüm hayatı Elvis Presley müzikleridir. Ancak küçük kızın kentten uzaktaki çiftliklerindeki hayatı hiçte o kadar kolay değildir...

Eşini kaybetmiş Sam Baldwin, oğlu Jonah ile birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Ulusal bir radyo kanalında yayın yapmaya başlayınca hayatında bazı değişiklikler olacaktır; çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi...Sam'in yaşadığı yerden hayli uzak olan Annie de Sam'in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, Sam'e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ardından dayanamaz ve etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Danimarka'nın banliyölerinde yaşayan ve akşamları aynı kursa giden 6 kişinin, beklentileri ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları karşısında tutunacak dal olarak İtalyanca'yı görürler. Karısının ölümüyle hayatının yönünü kaybetmiş genç bir rahip, inanılmaz derecede sakar bir kasiyer, cinsel organını kullanmadığı için köreldiğine inanarak iktidarsız olduğunu düşünen bir otel memuru, bulunduğu ülkenin dilini konuşamayan güzel bir İtalyan garson, sivri dili ile başına dert açan futbol delisi bir restoran müdürü ve annesinin hastalığıyla boğuşan hüzünlü bir kuaför.

Ailesi ile birlikte İngiltere'de yaşayan 18 yaşındaki Jess'in anne ve babası, onun kibar ve Hint geleneklerine bağlı bir genç kız olarak yetişmesini istemektedir. Ancak Jess'in tek bir hayali vardır: David Beckham gibi futbol oynamak!... Jess, bir gün parkta top koştururken Jules tarafından fark edilir. Jules, Jess'e bölgenin kız futbol takımında oynamasını teklif eder. Aynı yaşta, aynı düşü paylaşan iki genç kız, kısa sürede arkadaş olurlar ve takımlarının durumu gün geçtikçe iyiye gider. İkisinin de ailesi, kızlarının futbol topu peşinde koşmasından son derece rahatsızdır. Jess'in ailesi, onun neden hukuk fakültesine gitmediğini ve ablası Pinky gibi uygun bir gençle nişanlanmadığını merak etmektedir. Pinky'nin başına geleceklerden henüz haberleri yoktur! Jules'in annesi de diğer kızlar gibi giyinmeyen kızının nasıl erkek arkadaş bulacağını kara kara düşünmektedir. Oysa Jules, top peşinde değil; takımlarının yakışıklı koçu erişilmez Joe'nun peşinde koşmaktadır!
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir