
Rajesh Khanna
Somnath "Somu" Chander Singh

Somu and Vicky decide to exact revenge on the union leader, Bipinlal Pandey. However, when Somu understands the plight of the workers, it creates a rift between the two friends.

Rajesh Khanna
Somnath "Somu" Chander Singh

Amitabh Bachchan
Vikram "Vicky" Maharaj

Simi Garewal
Manisha

Rekha
Shyama

Govardhan Asrani
Dhondu

A.K. Hangal
Bipinlal Pandey

Durga Khote
Somu's Mother

Om Shivpuri
Damodar Maharaj

Manmohan
Jai Singh

Rıza Murat
Alam

Jayshree Talpade
Courtesan
Yogesh Chhabra
Darshan

Lalita Kumari
Habiba Rehman

WrestleMania 21 was the twenty-first annual WrestleManiaPPV. It was presented by Snickers and took place on April 3, 2005 at the Staples Center in Los Angeles, California. The main match on the Raw brand was Triple H versus Batista for the World Heavyweight Championship. The predominant match on the SmackDown brand was John "Bradshaw" Layfield versus John Cena for the WWE Championship. Another primary match was an interpromotional match between The Undertaker versus Randy Orton. The featured matches on the undercard were Kurt Angle versus Shawn Michaels and a Money in the Bank ladder match. The event also featured the return of Stone Cold Steve Austin who started his part-time appearances with WWE at this event. The event drew a Staples Center record attendance of 20,193 people and grossed more than $2.1 million in ticket sales.

Filmin konusu, insanların iktidardakilerin kanunsuzluk ve açgözlülüğünden muzdarip olduğu, yolsuzluklarla dolu bir dünyada geçiyor. Resmin kahramanı Profesör Aditya zalim bir Gabbar olur. İnsanları iliklerine kadar soyan açgözlü memurların çoğunu dizginleyebildi. Bu adam, bu kirli şehre düzen getirmek için en acımasız yöntemleri bile kullanıyor.

In search of a lifeline for his struggling off road racing team, a man takes on a young car thief looking for a second chance, but as their worlds collide, they must struggle to forge a successful alliance.

Yumruk, ekonomik bunalım yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde güçlü bir sendika yaratan bir adamın hikayesidir. Hikaye büyük ölçüde gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır.

Ranveer ve Rajiv, Güney Afrika'nın Durban kentinde büyük bir at çiftliğine sahip iki kardeştir. Onların en büyüğü olan Ranvir, çok anlayışlı, oldukça agresif ve her zaman hareket halinde. Küçük kardeşi Rajiv onun tam tersidir ve aynı zamanda kronik alkolizmden muzdariptir. Sonia - Ranveer'in kız arkadaşı, Durban'da yükselen bir Hintli mankendir. Ranveer'i seviyor, ancak kaderin iradesiyle küçük kardeşi Rajiv ile evleniyor. Zaten onun için kolay değil ve Rajiv'in alkolizm hastası olduğunu öğrendiğinde dünyası sonunda yıkılıyor. Ranveer, küçük kardeşi uğruna aşkını feda ettiği gerçeğinden de muzdariptir. Rajiv, Sonya'yı karısı olarak alırsa, sonsuza kadar alkolü bırakacağına ve tedavi görmeye başlayacağına söz verdi, ancak evlendikten sonra bu sözünü unutuyor, üstelik daha da sert içmeye başlıyor. Bundan sonra kardeşler arasındaki ilişki daha da karmaşık hale gelir. Bir noktada, Ranvir ve Sonia yakınlaşır ve görünüşte unutulmuş duygular aralarında yeniden alevlenir.


Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.

A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.

Bu film Hindistan hakkında... Bu film siyaset, demokrasi, seçimler hakkında... Bu film milyonları yönetenlerin kaderi hakkında. Yedi kahraman... Herkesin kendi görüşleri, kendi geçmişi, kendi hırsları ve deneyimleri, kendi yolu var... Bu yoldan nasıl geçilir, kendinizi ve sahip olduğunuz her şeyi kaybetmeyin. Ve en önemlisi - zafer ne pahasına olacak.

Hafızası ile ilgili sorunlar yaşayan yaşlı Zev’in acıklı hikayesini anlatan film bir dramı temel alıyor. Zev, 70 yıl önce Amerika’da sahte bir kimlikle yaşayan Nazi bekçisinin, ailesini katlettiğini keşfediyor. Tüm zorluklara rağmen Zev, bakım evindeki yaşlı arkadaşı Max’in de yardımıyla çok gecikmiş olan adaletin sağlanmasını görev ediniyor. Bu olayları ise şaşırtıcı tesadüflerle dolu kıtalararası bir yolculuk takip ediyor. Zira Zev bu süreçte en büyük düşmanının kendi hasarlı hafızası olduğunu öğreniyor.

Birçok görevde ve imkansız şartlar altında, Dom Toretto ve ailesi yolundaki her düşmanı kurnazlıkla, cesaretle ve sürüş becerileriyle alt ettiler. Şimdiyse, geçmişin gölgelerinden çıkan kan intikamıyla güçlenmiş ve Dom'un sevdiği her şeyi ve herkesi sonsuza dek yok etmeye kararlı dehşet verici bir tehditle karşı karşıyalar - hayatlarının en ölümcül düşmanıyla.

Auburn, Güney Dakota’da 3 hafta önce bir soygun yaşanmıştır. Yaşanan soygun 5 kişilik bir ekibin işidir. Polislerin sistemli çalışması ile soygunculardan 4’ü yakalanmış ve hapse atılmıştır. Ancak ekibin 5. üyesi kayıptır. Polis her yerde ekibin 5. elemanı olan yaralıdır ve kanundan kaçmak için ölümü bile göze almıştır. Ancak kurtarıcısı hiç ummadığı biri olacaktır. İşitme engeli bulunan küçük bir çocuk olan Wesley, yaralanan adamı güvenli bir sığınağa taşır. Orada yaralarını sarar ve iyileşmesi için başında bekler. Zaman içinde bu küçük çocuk ve tehlikeli kanun kaçağı arasında sıradışı bir arkadaşlık oluşur. Wesley iyileşmesine yardım ettiği bu gizemli yabancıya bir hayli bağlanmıştır. Ancak polis Wesley’nin kapısına dayanıp onu sorular sormaya başladığında asıl tehlike başlayacaktır. Bir taraf seçmek zorunda kalan Wesley, yeni arkadaşı için işleri daha da kötü hale getirme potansiyeline sahiptir...

Gerçekleştirdikleri yüksek profilli araba soygunlarıyla tüm Avrupa'nın suç dünyasında isimlerini duyuran Andrew ve Garrett Foster kardeşler, Fransa'nın güneyindeki son soygunlarında baltayı taşa vurmuşlardır. Bugatti'sini çalıp yakalandıkları mafya babası Jacomo Morier, son derece öfkelenmiştir. Hayatlarını bağışlamak için tek bir şartı vardır: Morier'nin en büyük rakibi olan Max Klemp'in çok değerli Ferrari 250 GTO'sunu direkt evinden çalmak. Önlerinde sadece 1 haftaları vardır. Foster kardeşler, güzel Stephanie'nin de içinde bulunduğu bir ekip oluşturarak bu zor ve aksiyon dolu görevi başarmaya çalışacaklardır.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?

Gizemli bir silahın paralı askerlerin eline geçmesi üzerine CIA ajanı Mason “Mace” Brown, eski rakibi Alman ajan Marie, MI6 müttefiki ve son teknoloji bilgisayar uzmanı Khadijah ve yetenekli Kolombiyalı psikolog Graciela, güçlerini birleştirmek zorunda kalır. Ancak tüm dünyayı kaosa sürükleyecek olan ölümcül silahın peşine düşen sadece onlar değildir. Gizemli bir kadın olan Lin Mi de silahın peşindedir. Silahı bulmak için dünyanın dört bir yanını dolaşan ajanlar, dünyayı kurtarmayı başaracak mıdır?

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir