
Monika Raide
Mari

16-year-old Mari, raised without a mother by a drunkard father, is put in an orphanage which she immediately, though unsuccessfully, tries to flee from. The sensitive Mari finds it hard to adapt to the coarse manners and brutal games amongst the children. Only gradually does she develop a sense for the similarly difficult fates of her fellow sufferers, who have long forgotten how to cry. She even falls in love for the first time, not with her self-appointed “protector” Tauri, but with the rough-mannered Robi.

Monika Raide
Mari

Hendrik Toompere
Robi

Tauri Tallermaa
Tauri

Katrin Tamleht
Katrin
Kerttu Aaving
Kerttu

Edith-Helen Kuusk
Melita

Siiri Sisask
Siiri
Janika Kalmus
Anne

Helle Kuningas
Teacher

Mari Lill
Robi's Mother

Evald Hermaküla
Mari's Father

Eduard Tinn
Tauri's Father

Anneli Aunap
Anneli

Rein Pakk
Rein
Manfred Kärblane
Manfred

Film, William P. Young'un 2007'de yazılan çok satan romanından esinlenilerek beyaz perdeye uyarlandı. Kızı Missy bir cinayete kurban gittikten sonra depresyona giren babası Mack Phillips (Sam Worthington), kızının ölü olarak bulunduğu kulübeye gitmesini söyleyen gizemli bir mektup alır. Şüphelerine rağmen oraya gitmeye karar veren Mack, kulübede üç yabancı ile karşılaşacaktır: İsa, Kutsal Ruh Sarayu ve Tanrı!

Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.

Dakota Fanning ve Queen Latifah, aile, özgürlük ve sevginin üstün gücüne dair etkileyici bir hikaye. Öfkeli ve zalim babasından kaçmak ve annesi hakkındaki gerçekleri öğrenmek isteyen 14 yaşındaki Lily Owens (Fanning), bakıcısı ve arkadaşı Rosaleen (Jennifer Hudson) ile arıcılıkla uğraşan Boatwright kardeşlerin (Latifah, Alicia Keys ve Sophie Okonedo) Güney Carolina'daki kasabalarına gider. Beklenmedik bir sevgi ve merhametle sarmalanan Lily, bu eşsiz kadınların arasında, insanın yuvasını bulmak için bazen uzaklaşması gerektiğini farkeder.

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar...

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Borderline kişilik bozukluğu tanısıyla ailesinden koparılarak “Claymoore” adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in (Winona Ryder) buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susanna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanmıştır.

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.

Yılların eskitmeyi bir türlü başaramadığı iki Hollywood efsanesi; bol ödüllü sanatçılar, Clint Eastwood ve Meryl Streep, "Yasak İlişki" adlı bu filmde başrolleri paylaşıyorlar. Iowa-Madison County'de mütevazı bir hayat süren, evli bir kadının bir yasak aşk sarmalına dolanmasının anlatıldığı Yasak İlişki'de bazı köprü resimleri çekmek için gelen fotoğrafçı Robert'a gönlünü kaptıran evli ve çocuklu Francesca'ın dramını izleyeceğiz. Eşi ve çocukları kasaba dışındayken aşkını doya doya yaşayan Fran, bir yandan da evliliğini sorgulamaya başlamıştır. Robert James'in bestseller romanından uyarlanan filmde Streep, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Hızlı Eddie Felson olarak heyecan veren, küstah, sokaklarda ava çıkan ahlaksız bir kişiliktir, bilardo salonlarında eline ıstaka alanları soymak için peşlerine düşer. Mükemmel olduğunu ispatlamak isteyen Eddie, Bert Gordon tarafından korunan efsanevi Minnesota Fats'i arayıp bulur. Yalnız aşk yaşayan bir kadın Eddie'nin hayatını değiştirebilir, ama Eddie ödemesi gereken bedel ne olursa olsun Minnesota Fats'i yenmeden dinlenmeyecektir. New York Times tarafından 1961 yılının en iyi 10 filmi içerisinde gösterilen, ve iki ayrı Akademi Ödülü kazanan bir film!

Amerikalı yazar Jeannette Walls’un 2005 yılında yayımladığı aynı adlı romanından uyarlanan filmde, Jeannette Walls çok başarılı bir gazetecidir, elit ve zengin kesimden bir nişanlısı bile vardır. Ancak bu elit çevreye karşı ailesi hakkında gizli tuttuğu bir geçmişe sahiptir, aslında üç kardeşi ile birlikte yoksulluk içinde, psikolojik şiddetin hat safhada olduğu göçebe bir hayat sürdürmüştür. Babası Rex son derecede karizmatik ve eğlenceli bir adam olsa da aynı zamanda alkoliktir ve alkol alınca ne yapacağı tahmin edilemez, tehlikeli birine dönüşür. Annesi Rose Mary ise özgür ruhlu bir kadındır ve yaptığı resimleri dört çocuğundan daha fazla önemsiyor gibi görünmektedir. Böylesine işlevsiz bir ailede yetişen çocuklar hayatla tek başlarına mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

When Eve, an interior designer, is deserted by her husband of many years, Arthur, the emotionally glacial relationships of the three grown-up daughters are laid bare. Twisted by jealousy, insecurity and resentment, Renata, a successful writer; Joey, a woman crippled by indecision; and Flyn, a budding actress; struggle to communicate for the sake of their shattered mother. But when their father unexpectedly falls for another woman, his decision to remarry sets in motion a terrible twist of fate…

Plagued by an abusive childhood, a woman finds escape in competitive swimming, sexual experimentation, toxic relationships, and addiction before ultimately finding her voice through writing.

Tracy, iki örgülü, gelecek vaad eden, hâlâ ayıcıklarla ve Barbie bebekleriyle oynayan bir yeni ergendir. Fakat çevresinde sürekli cinsellik üzerinden yaratılmış bir atmosfer vardır; özellikle liseye başlamasıyla bu cinsellik söylemi, üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya başlar. Tracy ilk başlarda, bu ortama uyum göstermekte zorlanır. Bir yandan Evie Zamora gibi çok popüler, bir manken kadar güzel ve çekici, kendini beğenmiş, tüm erkekleri peşinden koşturmayı başaran kızları anlayamamaktadır; bir yandan da onların dünyasına dahil olmak istemektedir. Evie'yle arkadaş olması, Tracy'nin olmayı hayal ettiği gibi biri olmasını sağlar, zamanla popüler olmak için neler yapması gerektiğini öğrenir ve herkesin ilgisini çeker. Ancak geçirdiği değişim sonucu, artık başka biri haline geldiğini, kendisine yabancılaştığını fark edecektir.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Clint Eastwood, The 15:17 to Paris filmiyle yine bir kahramanlık öyküsünü ele alacak. Başarılı yönetmen, yeni filminde Ağustos 2015’te Brüksel’den Paris’e giden trene yapılması planlanan silahlı saldırıyı önleyen üç Amerikalı’nın yaşadıklarını mercek altına alacak. Söz konusu olay; 500 kişiyi katledebilecek bir cephane taşıyan bir teröristin yaptıklarına şahit olan Anthony Sadler, Alek Skarlatos ve Spencer Stone‘un teröristi etkisiz hale getirmeye çalışması üzerine kurulu.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

Uzayın derinliklerinden gelen bir takım mesajlar ile genç gökbilimci hayatının rüyasını yakalar. Pulitzer ödüllü Carl Sagan'ın romanından Oskar ödüllü Forest Gump'ın yönetmeni Robert Zemeckis tarafından beyaz perdeye uyarlanan filmde insanoğlunun ilk kez dünya dışından haber alması konu ediliyor.

Tek gerçek aşkı olarak gördüğü kadını kaybetmesinin ardından bir bilimkurgu yazarının hayatına birkaç yıl boyunca başka kadınlar girip çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir