
Eric Thal
Harry


Eric Thal
Harry

Elliot Page
Sherry

Natasha Wightman
Rose

August Diehl
Tiger

Maxwell McCabe-Lokos
Mad Ax
Beatrice Brown
Nancy

Diana Greenwood
Dog

Jefferson Guzman
Blade
Elliot McCabe-Lokos
Manson
Willy Rachow
Scrawny Boy

Christian Näthe
Hackler

Jim Sturgess
Red
Patrícia Guerreiro
Squeegee Girl

Joaquim Horta
Cute Guy

Armin Dillenberger
Spark Member

Güneş şemsiyeleriyle bezeli bir sahilde çocuklar oynuyor. Suyun sesi, gökyüzünün maviliği ve güneşin sıcaklığı hâkim. Bütün bu kalabalığın ortasında uyuyan bir çocuk Ava. Henüz 13 yaşında. Ruhu uyanıyor ancak gözleri, bir hastalık nedeniyle kapanmak üzere. Genç kızlığına adım adım yaklaşırken, önünde bekleyen sorunlarla baş edebilmek için kendince yöntemler arıyor. Prömiyerini yaptığı Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünden ödülle dönen Ava, genç bir kızın büyüme hikâyesini girift bir anlatı üzerinden kuruyor ve dört başı mamur bir sinema duygusu yaratıyor. Yönettiği ilk uzun metrajlı filminde Léa Mysius, oldukça kompleks, görsel olarak çok maharetli bir karakter portresi çiziyor.

A young girl whose father is an ex-convict and whose mother is a junkie finds it difficult to conform and tries to find comfort in a quirky combination of Elvis and the punk scene.

ABD’nin yoksul kentlerinden birinde üvey kardeşleriyle yaşayan Star, bir minibüsün içinde ülkeyi gezip dergi satan gezgin bir ekiple tanışır. Başlarındaki Jake’e tutulunca, uyumsuzlarla dolu bu ekibe katılır. ABD’nin orta batısında, dansla ve ilk aşkın cazibesiyle dolu bir yolculuk başlar.

Tracy, iki örgülü, gelecek vaad eden, hâlâ ayıcıklarla ve Barbie bebekleriyle oynayan bir yeni ergendir. Fakat çevresinde sürekli cinsellik üzerinden yaratılmış bir atmosfer vardır; özellikle liseye başlamasıyla bu cinsellik söylemi, üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya başlar. Tracy ilk başlarda, bu ortama uyum göstermekte zorlanır. Bir yandan Evie Zamora gibi çok popüler, bir manken kadar güzel ve çekici, kendini beğenmiş, tüm erkekleri peşinden koşturmayı başaran kızları anlayamamaktadır; bir yandan da onların dünyasına dahil olmak istemektedir. Evie'yle arkadaş olması, Tracy'nin olmayı hayal ettiği gibi biri olmasını sağlar, zamanla popüler olmak için neler yapması gerektiğini öğrenir ve herkesin ilgisini çeker. Ancak geçirdiği değişim sonucu, artık başka biri haline geldiğini, kendisine yabancılaştığını fark edecektir.

Akademi Ödüllü oyuncu "Halle Berry" ve Benicio Del Toro eleştirmenlerden tam not alan drama Yitirdiğimiz Şeyler ile son yılların en etkileyici performansını sergiliyorlar. Yaşadığı büyük kayıbın ardından iki çocuğuyla hayata tutunmaya çalışan Audrey (Berry), bunalımın eşiğindeki eski aile dostları Jerry'yi (Del Toro) kalması için evine davet eder. Birbirlerinin yardımıyla ikili çok geçmeden yeni başlayacakları hayatlarında umut ve mutluluğu keşfedeceklerdir. Oscar ödülüne aday gösterilen Susanne Bier'in (After The Wedding) yönettiği, Oscar ödüllü Sam Mendes'in yapımcı, Golden Globe ödüllü David Duchovny'nin de (The X Files) oyuncu olarak katkıda bulunduğu film "hüzünlü ve samimi."

Agnes and her two sisters struggle through a day in a home overrun by gamblers, thieves, and johns.

19 yaşında bir eroin bağımlısıyken hırsızlıktan üç yıl hapis yatan Sherry Swanson'ın tek derdi, yokluğunda abisi ve eşi tarafından yetiştirilen küçük kızı Alexis'e bakabilmektir. Ancak günlük hayatın gerçeklerine hazırlıksızdır. Yönetmen Laurie Collyer, Sherrybaby projesini Sundance ve Cannes Film Festivali atölyelerinde geliştirme fırsatı buldu.

Charlie is a troublesome 18-year-old who breaks out of a youth drug treatment clinic, but when he returns home to Los Angeles, he's given an intervention by his parents and forced to go to an adult rehab. There, he meets a beautiful but troubled girl, Eva, and is forced to battle with drugs, elusive love and divided parents.

Katie, akşamki parti için hazırlanırken hiç hoş olmayan bir sürprizin onu beklediğinden haberi yoktur. Partinin başlamasına az bir süre kala kardeşi Seth’in gelmemesinden dolayı rahatsız olan Katie, onun evine gitmeye karar verir. Apartmana vardığında kapının önünde bir yığın posta olduğunu gören Katie bir şeylerin yolunda olmadığını anlar. Seth, eski bir eroin bağımlısıdır ve yeniden kullanmaya başlamıştır. Katie, kardeşini içinde düştüğü durumdan kurtarmaya kararlıdır. Seth ve onun 2 yaşındaki kızı ile birlikte yola koyulan Katie, gece boyunca kardeşini yatırabileceği bir rehabilitasyon merkezi ararken zorlu bir mücadele verecektir.

Genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalamaktadır. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, zihninde kim olduğuna, ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşur.

Britanya askerleri 30 ocak 1972 tarihinde, kuzey İrlanda'nın Derry şehrinde düzenlenen insan hakları yürüyüşüne katılan 13 silahsız sivili öldürür. 'Kanlı Pazar' olarak anılan bu olay , son dönem İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. senelerce birikmiş ufak tefek olaylar, bu pazar günü bir iç savaşa dönüşür. bu olay onlarca İrlandalı gencin İRA ordusuna katılarak 25 yıllık bir mücadeleyi başlatmalarına neden olur.

Film Avustralyalı bir adamın, aynı anda bir kadına ve eroine olan bağımlılığını anlatıyor. Dan ve Candy sanat ile uğraşan insanlardır ve birbirlerine tutku ile bağlıdırlar. Aynı şekilde eroine de. Para bittiğinde eroine kavuşabilmelerinin tek yolu ise Dan'in mentor saydığı hedonist Casper'a başvurmaktır. Aşkı ve yaşamı dibine kadar iliklerinde hissetmek arzusundaki bu ikilinin hayatları giderek karanlık bir tabloya dönüşür. Candy adlı romandan uyarlanan filmin oyuncu kadrosu iddialı. Avusturalya sineması açısından uslubu, görselliği ve uyarlandığı romanın edebi değeri ile harmanlanmış olan film, Requiem for a Dream ile kıyaslanıyor * Bir insanı sevmenin bedeli ne kadar olabilir? Anlatımın ve oyunculuğun da filmin içindeki şiir kadar güzel olduğu film

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

Jim, lise basketbol takımının başarılı oyuncularından biridir. Milli takımda oynama ve bir basketbol yıldızı olma hayalleri, uyuşturucu ile tanışınca yerini New York sokaklarının acı gerçeklerine bırakır. Annesi tarafından evden atılması ile birlikte para bulup hayatta kalabilmek için her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir insana dönüşür Jim. Suç, sefalet, çarpık ilişkiler ve ölüm gibi kötü tecrübelerle dolu bir yaşamla karşı karşıya kalmıştır. Ta ki kendini kurtaracak şeyi, günlük tutmayı keşfedene kadar...

Based on a true story. Liz Murray is a young girl who is taken care of by her loving, but drug-addicted parents. Liz becomes homeless at 15 and after a tragedy comes upon her, she begins her work to finish high school.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

Kült film sıfatını hakkıyla kazanmış filmlerin başında gelen Easy Rider, Hollywood’da başarılı ama bağımsız, karşı kültürel ve düşük bütçeli filmler dönemini başlatmıştır. Wyatt ve Billy adında iki motorcunun süslü Harley Davidson’ları üzerinde Los Angeles’tan doğuya doğru yaptıkları bu özgürlük arayışı, alternatif bir yol filmi olmakla birlikte iki kahramanın Amerikan rüyasına ulaşma yolunda bilinmezlerle dolu destansı yolculuklarını anlatıyor. Film, paranoyanın, bağnazlığın ve şiddetin hüküm sürdüğü konformist Amerika’da idealist 60’ların çöküşüne tanıklık ediyor. Filmde özgürlükler ülkesi olarak sunulan Amerika'nın aslında kendi içerisinde farklılıklara ve bireysel özgürlüğe karşı ne kadar hoşgörüsüz bir tutum takındığından bahsedilmektedir.Zamane kuşağın bu mantaliteyi değiştirmeye çalışması ve kendi bakış açısını ortaya çıkarma çabası filmin ana temasını oluşturur. Film dönemin en eleştirel yapımlarından biridir..


A group of bored, disaffected New York City teenagers spend a day skating, smoking, drinking, partying, deflowering virgins, and getting into fights.

The brief life of Jean Michel Basquiat, a world renowned New York street artist struggling with fame, drugs and his identity.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir