
Jenna Ortega
Cairo Sweet

Bir profesör ile yetenekli öğrencisi arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Yetenekli bir genç yazar ve profesörü ikisini de giderek karmaşıklaşan bir ağın içine sokan bir proje için görevlendirince, yaratıcı bir yolculuğa çıkar. Çizgiler bulanıklaşırken ve hayatları iç içe geçerken, profesör ve öğrencisi, bireysel amaç duygularını ve en değer verdikleri şeyleri korumaya çabalarken en karanlık benlikleriyle yüzleşmek zorundadır.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

New York ve Paris sanat sahnelerinin ihtişamında geçen, galeri sahibi Brooke Gatwick ve haber spikeri kocası Owen Shore, iki baştan çıkarıcı yeni kişinin hayatlarına girmesiyle baştan çıkarma, kıskançlık, sürprizler ve gizemle yüzleşir.

Maureen (Robin Wright) ve Eddie (Sean Penn), tutkulu ama sorunlu bir ilişki yaşayan bir çifttir. Eddie'nin şiddet eğilimleri ve psikolojik dengesizlikleri nedeniyle ayrılırlar. Yıllar sonra Eddie, akıl hastanesinden çıktığında Maureen artık Joey (John Travolta) ile evlidir ve bir kızı vardır. Eddie'nin geri dönüşü, Maureen'in iç çatışmalarını ve geçmişe olan bağlılığını yeniden alevlendirir.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Bir arkadaşlarının Fransız Rivierası'ndaki müstakil evinde tatil yapmakta olan Marianne (Romy Schneider) ve Jean-Paul (Alain Delon), mutlu ve huzurlu bir çifttir. Ancak bu sessiz ortam, Marianne'in eski sevgilisi ve Jean-Paul'ün dostu Harry'nin (Maurice Ronet) beklenmedik ziyaretiyle bozulacaktır. Üstelik Harry yalnız değildir, eski bir ilişkisinden olan ve varlığından daha yeni haberdar olduğu 18 yaşındaki kızı Penelope (Jane Birkin) de yanında gelmiştir. Başlarda herkes birbiriyle iyi geçinse de, zamanla bu 4 yetişkin insanın arasındaki ilişki karmaşık sonuçlar doğuracaktır.

Deprem Kuşu, arkadaşının kaybolması ile kendisini büyük bir girdabın içinde bulan genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Lucy Fly, Tokyo'da yaşayan genç bir kadındır. Sorunlu bir yaşamı olan Lucy, gönlünü yakışıklı bir fotoğrafçı olan Teiji'ye kaptırır. Lucy ve kendisi gibi sorunlu olan Teiji arasında çok geçmeden yoğun bir ilişki yaşanmaya başlar. Bu sırada Lucy, eğlenmek için gittiği bir barda Lily adında bir kadın ile tanışır. Kısa sürede yakın arkadaş olan Lucy ve Lily, zamanlarının çoğunu birlikte geçirmeye başlar. Ancak bir gün Lily'nin ortadan kaybolması işlerin karışmasına neden olur. Lily'nin kaybolmasıyla soğukkanlılığını kaybetmeye başlayan Lucy, polisler tarafından sorgulanmaya başlar. Üstelik polisler Lily'nin öldüğünden şüphelenmektedir.

Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.

İnanılmaz derece romantik bir lise son sınıf öğrencisinin esrarengiz yeni sınıf arkadaşına aşkı, ikisini de aşk, ayrılık ve en önemlisi kendileri hakkında öğretici bir yolculuğa çıkarır.

Üniversitede ders vermek için Amerika'ya yerleşen İngiliz Profesör Humbert Humbert 13 yaşında kızı Dolores'le birlikte yaşayan dul Charlotte'un yanında bir oda kiralar. Humbert, Lolita adını takacağı Dolores'e açıklanamaz bir tutku duymaya başlar. Yasak aşkına daha yakın olabilmek için, hiç sevmediği halde Charlotte'la evlenecek kadar ileri gider. Carlotte inanılmaz gerçeği keşfetmesinin ardından kaza sonucu ölünce, Lolita'ya hiç bir şey söylemeyen Humbert onu da yanına alarak arabayla yollara düşer. Humbert'in giderek daha da tehlikeli sularda yüzerken aklıselimi de yitirmeye başlayacaktır.

Bu seksi ve modern gerilimde Akademi ödülü sahibi Judi Dench ve Cate Blanchett, biri iş arkadaşının suçlu sırrı yüzünden harcanan diğeri kendi karanlık saplantılarının kurbanı olan hınzırca eğlenceli, Oscar adayı performanslarını sergiliyorlar.Dench, Barbara Covett rolünde, iş dışında umutsuz ve yalnız bir hayatı olan demir bir yumrukla sınıfını yöneten bir öğretmeni canlandırıyor. Neşe saçan yeni sanat öğretmeni Sheba Hart'la tanışana kadar (Blanchett) bu böyleydi.Buna rağmen Barbara başta çok hoşlandığı yeni kafadar arkadaşı Sheba'nın bir öğrenciyle ilişkisi olduğunu öğrenince kıskançlık ve öfkesine yenilip kontrolden çıkar.



The wife of a pastor who preaches against homosexuality embarks on an affair with a female writer.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü.Florentino Ariza,13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave'ye karşılıksız bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina'dan daha iyi bir damat düşünen baba kızını evden uzaklaştırır. Doktor Juvenal Urbino ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.

İngiliz yönetmen Joanna Hogg, talihsiz bir ilk aşkı ustalıkla anlattığı 2019 tarihli Souvenir / Hatıra’nın devam filmiyle karşımızda. İlk aşkı takip eden yas sürecini keşfe çıkan Hatıra: 2. Bölüm, ana karakteri, sinema öğrencisi Julie’nin, yaşadığı kaybın ardından yaratım sürecine girişini anlatıyor. Hogg’un 1980’li yıllarda Londra’daki hayatından izler taşıyan hikâyenin canlı tanıklarından biri de iki filmde de anne rolünü üstlenen Tilda Swinton ve gerçek hayatta da kızı olan Honor Swinton Byrne. Yönetmenin kendi gençliğine 30 yıl sonra attığı bakış, geçmişin hayaletleriyle yaşayabilmenin yetişkin hayat için kazanılması gereken bir yeti olduğunu naif bir yerden ele alıyor. Dünya prömiyerini 2021 Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan Hatıra: 2. Bölüm, kaldığı yerden devam ettiği hikâyeyi yeniden taze kılmayı başarıyor.

Sevgilisinden yeni ayrılmış bir roman yazarı, Fas'ta huzur dolu bir yazarlar kampında hayattaki seçimlerini gözden geçiren genç bir adamla beklenmedik bir bağ kurar.

Toskana’da tatile çıkan biri Hollandalı, diğeri Danimarkalı olan iki aile, tanışır ve hızla arkadaş olur. Aradan geçen ayların ardından, özgür ruhlu Hollandalı aile, daha muhafazakar olan Danimarkalıları kırsal kesimdeki evlerine hafta sonu tatili için davet eder. Başlarda her şey yolunda olsa da, yeniden bir araya gelmenin sevinci yerini yanlış anlamalara bıraktığında, işler kontrolden çıkmaya başlar.

Sinema bölümü öğrencisi olan Julie, sessiz sakin bir kızdır. Bir gün karizmatik ama bir o kadar da güvenilmez bir adam olan Anthony ile fırtınalı bir flört evresinde savrulurken kendini de bir sanatçı olarak bulur. Ona karşı aşırı koruyucu davranan annesine meydan okumaya ve arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmeye başlar. Ancak arkadaşlarına olan bu ilgisi giderek yoğun ve kaygı dolu bir ilişkiye dönüşecek kadar derinleşecek, hayallerini dahi mahvedecek seviyeye gelecektir.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.










0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir