
Sonny Coops van Utteren
Sam

As the youngest of the family, Sam is haunted by the notion that someday he could become the last remaining survivor, all alone. On a family vacation at the beach, he meets the unconventional Tess, who carries her own secrets around with her and shows him how the present moment can win out over memories and anxiety about what’s yet to come.

Sonny Coops van Utteren
Sam

Josephine Arendsen
Tess

Julian Ras
Jorre

Tjebbo Gerritsma
Sam' Father

Suzan Boogaerdt
Sam's Mother

Johannes Kienast
Hugo

Terence Schreurs
Elise

Jennifer Hoffman
Tess' Mother

Hans Dagelet
Hille

Guido Pollemans
Sill

Lizzy van Vleuten
Girl at fish stall
Margot Bloem
Doctor

Tessa du Mee
Mrs van Kesteren
Peer Pheifer
Snack bar employee
Amber Meester
Salsadanseres

1981 yılında Kansas'ta başlayan bu hikâye, küçükken aynı beyzbol takımında oynayan Brian ve Neil'in hayatlarına odaklanıyor. 8 yaşındayken amnezi geçiren Brian, neler yaşadığını hatırlayamadığı ve hayatından eksilen 5 saatte uzaylılar tarafından kaçırılıp üzerinde deneyler yapıldığına inanmaktadır. Neil ise beyzbol takımının koçunun tacizine uğramış, geri kalan hayatı boyunca onu unutamamış fahişe bir gençtir. Küçükken yaşadıkları travmatik olaylar sonucu hayatları tamamıyla değişen iki gencin yolları yıllar sonra tekrar kesişecektir. Çünkü Brian, Neil'in kendisinin uzaylılar tarafından kaçırılmasını açıklayabileceğini düşünmektedir.

Daha kendi hayatını bir düzene oturtamamışken genç yaşta baba olması Calum'u altüst eder. Karısından ayrılır, işlerini tam olarak yoluna koyamaz, filmin ortalarında kızıyla yaptığı bir konuşmada da anlarız ki çok fazla para da kazanamamaktadır. Zaten kızı Sophie ile birlikte okullar açılmadan gittikleri yaz tatilini de oldukça ucuza getirmiştir. Bir baba-kız ve büyüme hikâyesi, anıların hüznü ve sevinciyle dolu, zamanın hızla geçişine dair sade, incelikli bir dram... Sophie, tam 20 yıl önce Fethiye'de bir tatil köyünde babasıyla geçirdiği tatilin unutulmaz anlarını geçmişe duyduğu melankoliyle anar. Babasını tanıdığını düşünse de yıllar sonra hatırladıklarıyla gerçekliğin arasında boşluklar kalır.

Will, Portland’da bir ormanda 12 yaşındaki kızı Tom ile beraber toplumdan tamamen izole olmuş bir halde yaşamını sürdürürken sosyal hizmetler tarafından fark edilmeleriyle hayatları bir anda değişir. Film, topluma ayak uydurmaları amacıyla yaşadıkları çadırdan bozma evlerinden uzaklaştırılıp normal bir eve taşınmaya zorlanan baba-kızın yaşadıkları psikolojik geçiş üzerine odaklanıyor.

Elliot Anderson (Kevin Costner), karısının bir araba kazasında ölmesiyle dul kalır. Elliot, kızı doğumda can verdiği için torunu Eloise (Jillian Estell)’i büyütür. Acısıyla baş etmeye çalışırken, Elliot’un dünyası, Afrikan Amerikan büyükanne Rowena (Octavia Spencer)’nın Eloise’in kendi kızını ölüme itmekle bağımlısı olan babası Reggie’ye verilmesini isteyince alt üst olur. Elliot kendisini bir anda velayet savaşında bulur ve ne pahasına olursa olsun torununu ilgisiz babasının eline vermeyecektir.

Ailesi İtalya'dan Arjantin'e, oradan da New York'a göç eden 17 yaşındaki toy delikanlı Bernie, bir süredir kayıplara karışmış olan ağabeyini bulmak için Buenes Aires'e gider. Ağabeyini bulduğunda kendi beklentilerine uymayan bir kişilik görür. Ağabeyi Tetro, havai ve melankolik bir şairdir ve kız arkadaşı Miranda ile birlikte yaşamaktadır. Bernie onların yanında yaşamaya başlar ve ağabeyi ile ortak geçmişlerini sorgulamaya koyulurlar.

Karısının küllerini tanıştıkları yere götürmek için yolculuğa çıkan bir adamın hikayesini konu ediyor. Yaşlı bir adam olan Tom, karısının vefatının ardından onun küllerini tanıştıkları Land's End'e götürmeye karar verir.

A nuclear bomb is detonated in Los Angeles, and the nation devolves into unprecedented chaos. Ex-Green Beret Jeff Eriksson and his family escape to The Homestead, an eccentric prepper’s fortress nestled in the mountains. As violent threats and apocalyptic conditions creep toward their borders, the residents of The Homestead are left to wonder: how long can a group of people resist both the dangers of human nature and the bloodshed at their doorstep?

A busy executive learns during a meeting that his mother may be dying and rushes home to her side. He ends up being his father's caretaker and becomes closer to him than ever before. Estranged from his own son, the executive comes to realize what has been missing in his own life.

A young girl tries to help her grandfather, who is suffering from Alzheimer’s, navigate his increasing forgetfulness, and ends up going on a remarkable adventure with him.

Sofia, gizemli bir hastalıktan mustarip annesi Rose'la birlikte Doktor Gómez ile görüşmek için İspanya kıyılarındaki Almería kasabasına gelir. Anne-kız arasındaki kemikleşmiş gerginlikler su yüzüne çıkarken, Sofia özgür ruhlu Ingrid'in büyüsüne kapılır.

Yolcuların uçağa binmesinden bir süre sonra uçak varış noktasına doğru havalanır. Küçük uçağın pilotu aniden rahatsızlanıp, öldüğünde yolcular büyük bir paniğe kapılır. Yolcular arasında bulunan Doug White, ailesini kurtarmak için uçağa güvenli bir şekilde indirmeye çalışır.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Artık ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore, 30 yıl sonra bir arkadaşının öldüğü haberi üzerine doğduğu kasabaya geri döner. Kasabaya geldiğinde eski anıları canlanan Salvatore, Cinema Paradiso adlı sinemada projeksiyoncu olarak çalışan Alfred ile ilişkilerini hatırlar. Küçük bir çocuk olan Salvatore, günlerini Alfred'in yanında geçirmekte, filmlerle ilgili konuşmakta ve Alfred'in sinema konusunda deneyim ve bilgilerinden yararlanmaktadır. Babacan tavırlarıyla Salvatore'nin hayatında önemli bir yere sahip olacak Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusu keşfedecektir.

Quebec’te başlayan ve Kudüs’e kadar uzanan fiziksel ve ruhsal bir yolculuğun, toplumsal baskının, insan doğasının, mücadelenin ve azmin anlatıldığı eşsiz bir baba-oğul hikayesi olan “C.R.A.Z.Y”, Michel Côté’nin unutulmaz performansıyla ölümsüzleşiyor. Sinemaseverlerin kulaklarının pasını alacak muhteşem parçalar (David Bowie, Pink Floyd, Rolling Stones vb.) ve dokunaklı final de cabası…

Okuldan atılma noktasına gelen Max Fischer'ın Rushmore'dan ihraç edilmeye tahammül etmesi mümkün değildir. Çünkü Rushmore onun sevdiği tek şeydir. Rushmore'a öğretmen olarak atanan Rosemary’i etkilemek için her şeyi yapmaya hazır olan Max'i, Herman Blume’un da bu garip ilişkiye dahil olmasıyla daha da zor günler beklemektedir. Yalnız ama ilginç fikirlere açık bir adam olan Herman, Max'e dilediği konuda maddi desteği vermeyi hazırdır. Ancak iki arkadaşın arası ikisi birden Rosemary'e aşık olunca biraz açılmaya başlar.

11 yaşındaki Dawn ergenliğe mutsuz ve acı dolu bir geçiş yapar.Tek düşü,bazı kızlar gibi popüler olmaktır ama ne tipi ne de tarzı uygundur.Okul arkadaşlarının alay ettiği kimsenin birlikte takılmak istemediği yalnız ve mutsuz Dawn,aradığı ilgi ve sevgiyi ailesinde de bulamaz..Her şeye rağmen başını dik tutar ve mutlu görünmeye çalışır çünkü kendisini güzel günlerin beklediğinden emindir.Özünde acıklı bu öyküyü,bağımsız sinemanın genç yönetmeni Todd Solondoz son derece komik ve eğlenceli bir bakış açısıyla ele alıyor...

Genç Christopher McCandless’ın ilham veren gerçek hikayesinden uyarlanan Into the Wild, rahat ve konforlu yaşamını terk ederek Alaska’nın kırsalında hayatının en büyük meydan okumasını gerçekleştirmek ve özgürlüğü yaşamak için yollara düşen Christopher’ın hikayesini anlatıyor. Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Sean Penn’e yıldız oyuncular William Hurt, Marcia Gay Harden, Vince Vaughn, Catherine Keener ve Hal Holbrook eşlik ediyor. Özgürlüğe Giden Yolda, “güzel olduğu kadar heyecan verici, eğlenceli ve çoşkulu.”

Amerikalı yazar Lois Lowry'nin romanından beyazperdeye uyarlanan film, ütopik bir dünya düzeninde geçiyor ve bu dünyada insanların zihinlerinde bulunan geçmişe dair anılar ve bilgiler tamamen siliniyor. Dolayısıyla artık insanların hafızalarında ne suç, ne yoksulluk ne de hastalıklar kalır. Bu geçmişi ayrıntılarıyla bilen tek kişi ise 'The Giver' isimli yaşlı bir adamdır. 12 yaşındaki Jonas, yaşlı adamın yanında çalışmaya başlayınca insanlığın hafızalarından silinen geçmişini öğrenmeye başlar. Zamanla bu sırların acımasızlığıyla yüzleşen Jonas'ın hayatı tam bir kaosa dönüşecektir...

Bir balıkçı kasabasında yaşayan ikisi kardeş üç genç kızın ayrı ayrı aşkın sınavından geçişini konu alan bu sevimli film, yanlış anlaşılmaların, imkansız aşkların ve sahici engellerin etrafa bolca serpiştirildiği bir romantik komedi örneği. Filmde, kasabanın meşhur pizzacısında garsonluk yapan genç kızların her birinin, içinde bulundukları durumu iyileştirmek için aşktan medet umuşlarına tanık oluyoruz. Kardeşlerden biri Kat, okuldaki başarısıyla yetinmeyip evli ve kendisinden yaşça büyük patronuna aşık oluyor. Kat’e göre çok daha başına buyruk olan Daisy, gönlünü zengin bir gence kaptırıp, aradaki sınıf ve köken farkıyla baş etmeye çalışıyor. Jojo ise deli gibi sevdiği adamın evlilik teklifini kabul etmeye bir türlü cesaret edemiyor. Bu arada elbette Mystic’te hayat tüm hızıyla devam ediyor.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir