
Billy Crystal
Abbie

After a heart attack, Abbie Polin (Crystal), a New York doctor, goes to Los Angeles to see his father, Abe (King), who works in Hollywood as the "king of the extras." Their relationship has been strained for several years. Lisa, the romantic interest in Abbie's life, bonds with Abe, who gets along famously with everyone but his son. Abe begins having memory loss and eventually is diagnosed with a brain aneurysm. He and his son grow closer in time and, before it's too late, Abbie tries to get Abe a speaking role in a film.

Billy Crystal
Abbie

Alan King
Abe

JoBeth Williams
Lisa

Janet Carroll
Dorothy Davis

David Ackroyd
1st Assistant Director

Phil Fondacaro
Horace Bosco

Robert Pastorelli
Al (Broccoli)

Mark L. Taylor
2nd Assistant Director

Peter Elbling
Director

Larry Cedar
1st Assistant Director (Soap)

Sheryl Bernstein
Dancer

Sean Connery
Sean Connery (uncredited)
Zachary Benjamin
Young Abbie

Karl Lukas
Bartender
Joe Shea
Stan Kantor

16 yaşındaki Mo, en iyi arkadaşı Zeke’yi örnek almaktadır. Zeke eğlenceli, havalı ve çok yönlü birisidir. Tek sorun, ablasının 23 yaşındaki eski sevgilisi olmasıdır. Zeke gerçekten Mo’yu seviyor olsa da, ona alışılagelmiş hayat tarzıyla içmeyi, partilemeyi ve ilişki yaşamayı öğretmesiyle işler ters gitmeye başlar. Mo’nun iyi niyetli babası, devreye girip oğlunun yetişme çağlarında ipleri yeniden eline almak istemektedir. Mo’nun lise arkadaşlarına uyuşturucu satmayı planlamalarıyla işler sarpa sarar ve dostluklarının sınırlarıyla ilgili bir sınava tabi tutulurlar.

2 Oscar® ödüllü yönetmen Ron Howard yanına Steve Martin ile birlikte birçok oyuncuyu alarak, hayattaki en değerli uğraş olan ebeveynliğin eğlenceli, dokunaklı ve unutulmaz portresini sunuyor...

Yaşı kendisinden büyük seksi kadınlar tarafından ve aile ve arkadaşlarının ezdiği espritüel ve zeki Igby,her ne ters giderse gitsin zorlukları aşmaya kararlıdır.

Dean Stiffle, bir gün arkadaşı Troy'un cesedini bulur ve bunu yakınlarına ve kasabadaki diğer insanlara söyler. Ama kimse Troy'un ölümünü umursamaz. Uyuşturucu satıcılığı yapan bir grup, malları bitince Dean'i sıkıştırarak onu, Troy'un stoğunu bulmak için zorlar. Fakat Dean buna karşı çıkınca, kardeşini kaçırıp, rehin alırlar.

Sanatçı olan asabi babaları ve onun yok olmaya yüz tutmuş mirasıyla ilgilenmek için New York'a gelen üç kardeşin kin ve rekabet dolu hikâyesi.

Kendi tabiriyle insanları sevmeyen, onlardan uzak duran biri olan Elle Reid, 18 yaşındaki torunu Sage'in yardım istemek için ortaya çıkmasıyla kabuğundan çıkar. Birlikte çıktıkları yolculukta Elle geçmişiyle uzlaşacak ve Sage geleceği ile yüzleşecektir.

Leo ve Angela Russo, baskıcı İtalyan-Amerikan aileleriyle çevrili Queens'te basit bir hayat yaşıyorlar. Oğulları lise basketbol takımında başarılı olunca Leo bunu gerçekleştirmeye çalışırken aileyi paramparça eder.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

Tam Y Kuşağına Göre Bir Film Alex Hakkında, Alex intihara teşebbüs edince hafta sonu bir araya gelmeye karar veren liseden 7 arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Alexe göz kulak olurken, arkadaş grubu içindeki eski aşklar ve dargınlıklar canlanacak, kötü verilmiş kararlar ortaya dökülecek, dostluklar ve ilişkiler kopma noktasına gelecek ve bütün bu yaşananlar, lise yıllarındaki naif dostluklarının nasıl böyle karmaşık ve kirli hale geldiğini sorgulamalarına neden olacaktır.

Genç bir adam, rüyasının peşinden gidip usta bir sommelier olmak ve babasının beklentilerini karşılayıp ailenin barbekü restoranını devralmak arasında sıkışıp kalır.Mamoudou Athie, Courtney B. Vance ve Niecy Nash başrollerde. Yazar-yönetmen Prentice Penny'nin ilk yönetmenlik denemesi.

Ed Wood, kimilerine göre dünyanın en kötü yönetmeni, kimilerine göre de, filmleri son derece keyifli, nev-i şahsına münhasır kült bir yönetmen. Tim Burton, ikinci grupta yer alan bir yönetmen olarak daima ilhamları arasında tuttuğu Wood'un filmcilik serüveni üzerine bu filmi gerçekleştirdi. Yapımda, Ed Wood'un ayrıntılı yaşam hikayesinden çok, en çok bilinen yapımlarını çektiği dönem ve film yapma konusundaki hırsı konu ediliyor. Hem Ed Wood'u tanımak hem de Burton'ın başyapıtını görmek için kaçırılmamasında fayda var. İzledikten sonra sizde yazının başındaki sorunun cevabını bulacak ve muhtemelen ilk seçeneği eleyeceksiniz! * Tim Burton ve Johnny Depp işbirliğinden çıkan 8 film içinde en gerçekçi yapım bu olsa gerek

Dünyaca ünlü bir okyanus bilimci olan Steve Zissou kendi adını taşıyan araştırma ekibinin lideridir. Bir önceki açık deniz maceralarında, ortağı bir köpekbalığı tarafından öldürülmüştür. Zissou intikamını alabilmek için yeniden denize dönmeye karar verir. Büyük bir ekip kuran bilimadamının aslında köpekbalığından daha önemli sorunları vardır...

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…

Yeniyıl ile birlikte, 32 yaşındaki bekar bir kadın olan Bridget, artık kendi hayatının kontrolünü ellerine alması gerektiğini farkeder ve bir günlük tutmaya başlar. Artık yatağının başucunda duran en provokatif, erotik ve isterik kitap kendi yazdığı olacaktır.Kendine hakim olmaya çalışsa da kendini iki erkeğin arasına sıkışmış olarak bulur. Bir tanesi gerçek olamayacak kadar doğru, diğeri ise bir o kadar yanlış ama bu yüzden de doğru.

Tati'nin cins kahramanı Bay Hulot kayın biraderinin ultramodern evine ve de plastik hortum üreten steril bir fabrikaya düşmesiyle tuhaf bir durum komedisi çıkartıyor. Hulot serisinin mekanikleşmiş yaşamı nefis bir şekilde hicveden bu ikinci filmi ile Tati hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızda.

Dünyaca ünlü bir orkestra şefi olan Dareus, bir konser esnasında kalp krizi geçirir. Doktorunun tavsiyesi üzerine, stres dolu hayatını ardında bırakarak, çocukluğunu geçirdiği kasabaya gelir. Amacı biraz yalnız kalmak ve tek başına yaşamayı denemektir. Ama kısa sürede kasabanın en renkli kişiliklerinden biri olur. Samimi ilişkiler kurduğu kasaba halkı için bir şeyler yapmak isteyen Dareus, kasabanın korosunu çalıştırmaya başlar. Kasabadaki çoğunluk, şefin yaptıklarından memnun kalsa da, tutucu çevreler ve özellikle kilise için durum aynı değildir. Hepsi için yeni bir dönem başlamıştır.

İki kız kardeş, karşı cinse merak duydukları ergenlik döneminde, ailece, şirin bir Fransız beldesinde tatile çıkarlar. Tatilde hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi yakışıklı bir İtalyan genci olan Fernando ile tanışırlar. Fernando bir gece Elena’yı, Anais ile paylaştığı odada baştan çıkarır ve Elena ilk cinsel deneyimini yaşar. Hem kız kardeşini hem de bu ilişkiyi kıskanan Anais’e bir köşede sessizde olanı biteni izlemek düşer. Kız kardeşi Elena, erkek vücudunu keşfederken, Anais de şişmanlığıyla yüzleşerek her geçen gün daha da çok içine kapanmaktadır.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

George Monroe, kendi hayatının da mimarı olmak isteyen bir mimardır. Tek hayali tüm sevdikleriyle beraber yaşayabileceği bir yerde bulunmaktır. Bu hayalini gerçekleştirmek isteyen George, yeni bir ev yapmaya karar verir. Bu hayalini paylaşan karısı kısa bir süre sonra George'u terk eder. Artık George'un destekçisi, oğlu, komşularının kızı ve eski karısı olacaktır.

11 yaşındaki Skunk, şeker hastası ve havalı bir kızdır. Yaz tatili tatlı umutlar getirir Skunk'a. Ta ki komşuları Bay Oswald, sevimli ama rahatsız Rick'i tecavüzle suçlayıp dövene kadar. İşte o an Skunk'ın masum çağları damla damla azalmaya başlar. Evi, mahallesi, okulu onun için hain alanlara dönüşür; çocukluğunun tasasız belirsizliği yerini önce korkunç şüphelere ardından ani, nedensiz, neşeli bir keşmekeşe bırakır. Tanınmış tiyatro ve opera yönetmeni Rufus Norris'in ilk sinema filmi Koşulsuz Sevgi, Cannes'da Eleştirmenler Haftası'nın açılış filmiydi. Daniel Clay'in romanından uyarlanan filmin özgün müziklerinde Damon Albarn'ın imzası var...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir