
Armie Hammer
Mike

"Özgür olmak için cesur ol."
Amerikan Deniz Kuvvetleri'nin Kuzey Afrika'daki bir biriminde keskin nişancı olan Mike Stevens, başarısız olunan bir suikast girişiminin ardından arkadaşıyla birlikte olay yerinden kaçarken milyonlarca kara mayınıyla kaplı bir bölgeye girer. Arkadaşı dikkatsizliği sonucu ölürken Mike da bir mayına bastığını son anda fark eder. Ayağını kaldırması halinde havaya uçacaktır ve kendisine destek verebilecek en yakın birliğin gelmesine 52 saat vardır. Mike tüm yeteneklerini, fiziksel ve zihinsel dayanıklılığını ortaya koymak, çölün zorlu koşullarında ayakta kalmak zorundadır.


Eski ABD denizcisi Gabriel Drummer, en yakın arkadaşı ve aynı zamanda hayatını kurtaran kişi ile birlikte çaresizce oğlunun olabileceği yerleri aramaktadır. Senaryosunu Adam G. Simon’un yazdığı, yönetmenliğini Dito Montiel'in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Shia LaBeouf, Kate Mara, Gary Oldman, Jai Courtney, Clifton Collins Jr., Charlie Shotwell ve Wolé Parks gibi oyuncular yer alıyor.

Cesira Roma’da yaşayan güzel ve başarılı, bir bakkal sahibidir. İkinci Dünya Savaşı şiddetlenmektedir ve günlük bombalamaların ortasında 13 yaşındaki kızı Rosetta için korkmaktadır. Cesira, daha güvende olacaklarını düşünerek kızını da alarak doğduğu köye gider. Burada genç bir entelektüel olan Michele, Cesira’ya aşık olur. Bu sırada müttefikler ilerler, Cesira Roma’ya dönmeye karar verir ve sonunda savaşın dehşetiyle karşılaşır.

Eski ABD Hava Kuvvetleri generali Lawrence Dell (Burt Lancaster), nükleer füze silosunu ele geçirerek hükümeti tehdit eder. Vietnam Savaşı gazisi olan Dell ve firari mahkum ekibi, silolardaki iki MİNÜTEMAN füzesinin kontrolünü ele alır. Dell'in amacı, ABD'nin Vietnam'da savaşı kasıtlı olarak uzattığını kanıtlayan gizli belgeleri halka açıklamak ve başkanı (Charles Durning) istifaya zorlamaktır. Hükümet panik içinde çözüm ararken, Dell füze fırlatma kodlarını çözerek dünyayı nükleer savaş tehdidiyle şantaj eder. Gerilim tırmanırken, ordu siloyu basmaya hazırlanır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Timor Denizi'ni geçerken tekneleri batan bir grup genç Avustralyalı asker, hızla küçülen bir salda hayatta kalma mücadelesi verir. Karadan yüzlerce mil uzakta, kendi aralarındaki çatışmalarla, düşman saldırılarıyla ve onlara musallat olan devasa ve aç bir büyük beyaz köpekbalığıyla yüzleşmek zorundadırlar.

Her şey klasik bir aile tatili ile başladı. Cleveland’da bir polis dedektifi olan “Big Bob” Carter ve sevgili eşi Ethel’in evlilik yıldönümleridir ve kutlamak için tüm ailesi ile birlikte California’ya gitmeye karar verirler. Böylece tüm aile uzun yolculuğun tadını çıkaracak ve birlikte olacaktır. Fakat hiç kimse bu toplu yolculuktan çok da fazla hoşnut değildir. Büyük kızları Lynn yeni doğmuş bebeği için bu uzun yolculuktan dolayı endişe duymaktadır. Kocası Doug ise sevgili kayınpederi ile arasındaki anlaşmazlıklardan hoşnut değildir. Küçük kızları Brenda arkadaşlarını bir aile gezisi için geride bırakmış olmaktan mutsuzdur. Bobby ise ailenin iki Alman Kurdu köpeği ile her şeyden daha çok ilgilidir. Hep birlikte bir karavan ile batıya doğru yola çıkan bu kalabalık aile onları nelerin beklediğinden habersizdir.

Sağır ve dilsiz bir kadın olan Dot , babasının ölümünden sonra vaftiz ailesiyle birlikte yaşamaya başlar. Dot özellikle evin kızı Nina’dan çok çekinmektedir. Kısa bir süre sonra Nina ile iyi anlaşmaya başlamışlardır. Fakat Dot, Nina’nın babasıyla yaşadığı tuhaf ilişkiyi farkeder. Bu içinden çıkılmaz bir duruma dönüşecektir. 2005 Amerika yapımı gerilim yüklü güzel bir film.

Candyman, bir kez daha yeni Orleans ve başlangıçlara onun dehşet verici cinayetlerine geçer. Bu sefer, onun kurbanı, bir okul öğretmenidir.Candyman Onun babası tarafından öldürüldü, ve erkek kardeş yanlış bir şekilde, cinayetlerden suçlandı.....

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar ve Fransızların beraber düzenledikleri Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün olan D-Day'de geçiyor film. Bir düzine karakter eşliğinde müttefik kuvvetlerin yaşadığı en uzun günün hikayesi. Filmin en büyük özelliği birbirinden ünlü pek çok oyuncunun yer alması...

2. Dünya Savaşı’nda, Amerika’nın sabrının taşmasına neden olan Pearl Harbor baskınını, hem Japonlar’ın hem de Amerikalılar’ın bakış açılarıyla anlatmayı deneyen, gösterişli bir ortak yapım. Baskının öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar dizisini de perdeye taşıyan “Tora! Tora! Tora!”, özellikle o ünlü saldırı sahnelerinde ürkütücü bir gerçekçiliği yakalamayı başarıyor. Film, 1939 yılında Amiral Isoroku Yamamoto’nun Japon Kraliyet Donanması’nın komutasını üzerine almasıyla başlar. Eğitimini Harvard’da tamamlamış, ateşli bir milliyetçi olan komutan, önceleri Amerika’yla yapılacak bir savaşa karşı olmasına rağmen, zamanla fikrini değiştirir. Japonya’nın, Asya’nın en güçlü devleti olma arzusu onu da etkiler ve vargücüyle Amerikalılar’la savaşmaya hazırlanır. Öte yandan ABD cephesinde, Japonya’nın egemenliğine karşı çıkma hazırlıkları başlar.

Bir grup asi deniz komandosu, kimyasal silahlarla birlikte Alcatraz adasını ele geçirir ve turistleri rehin alırlar. Liderleri, eski bir savaş kahramanı olan bir generaldir. Gizli operasyonlarda ölen askerlerin ailelerine ödenmek üzere 100 milyon dolar fidye isterler. Aksi takdirde San Fransisco körfezini kimyasal silahlarla bombalayacaklardır. Onları durdurabilecek iki kişi, Alcatraz'dan kaçabilmiş tek mahkum ve bir kimyasal silah uzmanı zamana karşı ölümcül bir mücadeleye girişirler.

Okuldan arkadaş olan Alex Ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışmak amacıyla Marie'nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Eve geç saatte varırlar ve gider gitmez de yatmak için odalarına çekilirler. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir katil içeri dalıp evdekileri teker teker öldürmeye başlar.

Her yıl, gözden uzak bir kasabada, dünyanın en tehlikeli 30 suikastçisi arasında, hayatta sadece tek bir adam kalıncaya dek, kazananın 10 milyon dolarlık büyük ödüle ulaşacağı bir 'Turnuva' düzenlenir. Yüksek bahis oynamaktan keyif alan bir milyarderler konsorsiyumu tarafından düzenlenen turnuva, katılımcıları tarafından kapalı devre bir yayınla sonuna kadar takip edilir.Lai Lai de turnuvanın gözde katillerinden biridir ve son hedefini, masum bir hamile kadın olduğunun farkına varmadan, öldürür.Turnuva organizatörlerinden intikam almaya kararlı olan Lai Lai, suikastçilerin birçoğunu altetmeyi başarır fakat uzun yıllardır şampiyonluğu kimseye kaptırmayan Joshua tarafından avlanır. Ölen hamile kadın onun karısı Mary’dir ve neden kendisi yerine karısının öldürüldüğünü öğrenmeye çalışmaktadır. Mary’nin turnuvanın başından beri hedef olduğunu öğrenirler.Joshua çok kanlı bir intikam yolculuğuna çıkar.

Bu tür filmlerde şimdiye kadar gördüğünüz her şeyi unutun. Artık yeni bir devir başlıyor ve bu kadar acımasız, bu kadar çok merminin bu kadar hareketli ve son derece etkileyici bir biçimde sahneye aktarıldığı bir filmi ilk defa izleyeceksiniz. Jeffrey hayatını kiralık katil olarak kazanmakta ve bu konuda en iyisi olduğunu da bilmektedir. Yer altı örgütlerinden biri tarafından son bir iş daha yapması istenir ancak peşinde en az onun kadar ünlü bir polis olan Lee vardır e Lee, her ne pahasına olursa olsun onu durdurmaya azimlidir. Bu son iş sırasında oyuna getirilen Jeffrey ile olay yerine neden geldiği bilinmeyen sevgilisi de yaralanır. Onu uzun zamandır takip etmekte olan Lee de ilk defa onun hakkında bir ipucu ele geçirir. Artık iyi ile kötünün kaçınılmaz kozlarını paylaşacakları son çatışmaya çok az kalmıştır...

Dünyanın çeşitli yerlerinde sebebi açıklanamayan felaketler meydana gelmesi üzerine General Thomas Purcell, jeofizikçi Dr. Josh Keyes ile Fransız nükleer fizikçi Dr. Serge Leveque'i acilen Washington'a çağırarak bu trajedilerin arkasındaki sırrı çözmekte gecikmez. Ortada bir savaş tehdidinden çok daha kötü bir gelişme vardır: Dünyanın merkezindeki çekirdeğin dönüşü durmuştur. Güneşten gelen ölümcül radyasyon etkisine karşı koruyucu kalkan işlevini gören elektromanyetik alanın bozulması sonuçlarının korkunç olacağı açıktır. Bu problemin hemen çözülmemesi halinde uçaklar yere çakılacak, elektronik araçların devreden çıkmasıyla eşi görülmedik bir kargaşa yaşanacaktır. Atmosferdeki değişimler sonucunda yüzlerce şimşeğin aynı anda çakmasıyla "süper fırtınalar" oluşacak; hepsinden öldürücü olanı ise, mikrodalga radrasyon etkisiyle dünyamızın kavrularak yanması olacaktır...

Bir terörist tarafından gizlinen üç atom bombası, ABD’nin en büyük kabusu haline gelir. Yerleri bilinmeyen bu bombaların yerleştirilmesine iki gün kala, bir sorgu yargıcı ile FBI ajanı bu silahları bulmak için mücadeleye girişirler.Film, Yusuf isimli Amerikalı Müslümanın bir video kaydı yapmasıyla başlar. FBI özel ajanı Helen Brody ve ekibi, haberlerden Yusuf'un arandığını öğrenince bir soruşturma başlatırlar.Özel bir sorgu yargıcı olan H, Yusuf'un videoda bahsettiği nükleer bombaların yerini bulmak için işe koyulur ve Yusuf'u bulduğu anda parmaklarından birini keserek, caniliğini ve kararlılığını ispatlar. Böylelikle Brody iyi polis, H kötü polis olmuştur. Yusuf ise işkenceye katlanmaya eğitimli biridir ve sessizliğini bozmaz. Bu işin içinde ise başka iş vardır, film absürdlüğünü gizleyip sonradan ortaya çıkaran, seyirciyi ters köşeye yatıran bir özelliğe sahip.

Ailesi ile ilgili acil bir durum için yola çıkan Darby, kar fırtınası yüzünden yolda kalır. Bu durum üzerine Darby, bir grup erkekle birlikte otoyol dinlenme alanında sığınak bulmaya çalışır. Otoparktaki bir minibüste kaçırılmış bir kıza rastlayan Darby, onları kaçıranın kim olduğunu bulmaya çalışırken kendisini korkunç bir ölüm kalım meselesinin içinde bulur.

Anthony Swoff, Sacramento’da Camus okuyan bir gençtir. 1980’lerin sonlarında askere alınır. Kim olduğunu bilmediği ve esas nedeni de kavrayamadığı bir düşmana karşı savaşması gerekmektedir. Körfez Savaşı sırasında Amerikalı askerler, kendilerine yapılan saç tıraş modeli için bir isim takmışlardır. Kavanozkafa. Yani Jarhead. İşte savaşta duruşları da zaten tam da bu ironik yaklaşım etrafında döner. Aksi takdirde gönüllülük kisvesi altında direnç gösterip de mücadele etmeleri o kadar kolay olmayacaktır. Anthony Swofford’un romanından uyarlanan filmin yönetmeni Sam Mendes.

Hannah, Montana'nın vahşi doğasında yangın gözetleme kulesinde görev yapan bir itfaiyecidir. Göreve başladığı ilk gün ormanda kanlar içinde, travma geçirmiş ürkek bir çocuk olan Connor'la karşılaşır. Hannah onu güvenli bir yere götürmeye çalışırken, Connor'ın peşindeki iki acımasız katil ve büyük bir orman yangını onları takip etmektedir.

İki kız kardeş güzel ve uzak bir yerde dalışa gider. Kız kardeşlerden birine bir kaya çarparak 28 metre aşağıda mahsur kalmasına neden olur. Tehlikeli derecede düşük oksijen seviyesi ve soğuk havayla birlikte, hayatı için savaşmak kız kardeşine kalmıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir