
Lisa De Leeuw
Harriet

Harriet lives a repressed existence, working as a secretary in a Manhattan office. After discovering that her boss is secretly seeing a prostitute named Lucy, Harriet works up the courage to approach her to see if she can help her fulfill her sexual fantasies and overcome her inhibitions.

Lisa De Leeuw
Harriet

Lee Caroll
Lucy

Tiffany Clark
Linda

Lisa Cintrice
Mary Anne
Jinger Jaye
Mrs. Longley

Mistress Candice
Mrs. Jones

Robert Kerman
The Boss

George Payne
Bob

Bobby Astyr
Mr. Jones

Bobbie Burns
Miss Tyler

Sean Elliot
David

Ron Jeremy
Richard

R. Allen Leider
Cab Driver
Ashley Moore
John
Jamie St. James
Jim


Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Brandon Sullivan otuzlu yaşlarında, cinsel dürtülerine hakim olamayan bir New Yorklu'dur. Brandon'ın iş, ev ve barlardan ibaret tekdüze yaşamı, fahişeler ve porno filmler arasında geçmektedir. Dikbaşlı kız kardeşi Sissy, birkaç gün kalmak için evine gelince hayatı birden rayından çıkacaktır.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.


Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.

Yaramaz Harry, günümüz New York kentinin sofistike sokaklarında, yaratıcılığın kol gezdiği ofislerde, 2 sıkıntıların hakim olduğu cafelerde ve kalabalığın ardında saklanan yalnızlığın ortasında hayat buluyor. Harry'nin hayatı, sinir krizinin eşiğinde, gülerken düşündüren maceralarla dopdolu ve sıradanlığın oldukça ötesinde bir seyir kazanıyor..., Neden mi? Harry Block, arkadaşları hakkında satış rekorları kıran bir kitap yazıyor... Özel hayatlarının en özel noktaları herkesin önüne sunulan bu zavallı kurbanlar ise Harry'nin en büyük düşmanları olma yolundalar.

1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

Günde yedi ders ve ateşli bir öğle arası. Genç ve hevesli müzisyen, oyuncu, dansçı adayları ve onlara hayalini kurdukları şöhretin kapılarını açmayı garanti eden New York Güzel Sanatlar Akademisi Altı Dalda Akademi Ödülüne aday gösterilen ve En İyi Beste ve En İyi Şarkı dallarında Oskar kazanan bu film kaçırılmaması gereken görsel bir şölen.

Leon Uris’in aynı adlı eserinden uyarlanan 1969 yapımı film, soğuk savaş sırasında yaşanan casus hikâyelerini konu alır. Film, birbirinden farklı birçok kişinin öykülerinin kesiştiği yerdir. Zeki bir Fransız ajanı, sıhhi savaştaki karmaşıklaşmış politikalar içerisinde, 1962 Küba krizine yol açmış olayları gün yüzüne çıkarır. Daha sonrasında ise Fransa’ya geri dönerek uluslararası Rus casusluk çemberinden ayrılır.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Kadınlara düşkün uyuşturucu bağımlısı bir polisin sıradışı maceralarını anlatan filmde, Harvey Keithel'ın performansı gerçekten görülmeye değer. Polis örgütünde görevli bir teğmen, uyuşturucu satar, hayat kadınlarıyla ilişki kurar ve genç kızları elde etmek için mevkiinden yararlanmak ister. Harvey tecavüze uğrayan bir rahibe ile ilgili soruşturmayı yürütürken kendi yaşam biçimini de sorgulamaya başlar. Büyük oyuncu Harvey Kietel'in adeta "one-man-show"a soyunduğu, oldukça sert ve sarsıcı bir film. Rüşvet alan, ahlaksız, üçkağıtçı, esrar bağımlısı ve kumarbaz bir polisin, sona doğru hızla yuvarlanışını anlatan film, epey tepki toplayan görüntüleri televizyonlarda epey makaslanmıştı. Tecavüze uğrayan bir rahibenin davasını araştıran polis kahramanımızın iç dünyasında yaptığı yolculuk gerçekten etkileyici...

Obsesif bir kişilik olan Melvin bir aşk yazarıdır ve her gün aynı yerde büyük bir titizlikle kahvaltısını yapar ve orda çalışan Carol ona hergün tahammül etmektedir. Eşcinsel olan komşusu Simon ise yetenekli bir ressamdır. Bu üç kişi daha sonra birlikte bir maceranın içinde bulurlar kendilerini...

Kasım 1988, New York: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir. Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır. Bobby Green (Joaquin Phoenix) çapraz ateş altında kalmıştır. Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev'e (Moni Moshonov) ait olan ve Buzhayev'in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir Rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlâk dışı hayat tarzına rağmen kız arkadaşı Amada'ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan'da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır. Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

A former youth boxing champion, Jimmy McCabe is a man in search of hope but looking in all the wrong places. When he hits rock bottom he turns to his childhood boxing club and the only family he has left: gym owner Bill corner man Eddie and promoter Joe. Back in training, years after anyone thought he was a contender, he risks his life, as he tries to stand tall and regain his place in the world.

Büyük hedefleri olan ve fevkalade sıkı çalışan Tess bir gün bir bakar ki 30'na merdiven dayamış olmasına rağmen hala sekreterlik yapmakta. Katherine Parker için çalışırken nefis ve büyük bir proje ile çıkagelir. Fakat patronu bu fikri kendine mal edip Tess'i bertaraf eder. Allah'ın çomağı yok tabii; Patron bacağını kırıp işten uzaklaşmak zorunda kalınca yerini doldurmak üzere Tess hemen girişimlere başlar. Üstelik Katherine'in sadece işini elinden alsa iyi, yakışıklı sevgilisini de bi güzel aşık eder kendine.

Bir çok New York'lu, exclusive club olan Shortbus'a sex yaşamlarındaki problemlere çözüm bulabilmek amacıyla gelmektedir. Rob ve Sophia çok mutlu bir çifttir fakat Sophia hayatında hiç orgazmı yaşamamıştır. Bu ironik durum onun peşini iş yaşamında da bırakmaz çünkü kendisi bir çift danışmanıdır ve bu tür sorunları kendi hastalarında da görmektedir. Hastalarından ikisi, Jamie ve James, 5 senedir birbirlerine sadık kalabilmiş bir gay çifttir. Fakat James artık bu ilişkiye başka erkekleri de katmak istemektedir. Ceth bu aileye katılabilecek çok uygun bir insandır; fakat caddenin diğer tarafında oturan röntgenci Caleb'in bu konudaki düşünceleri çok daha farklıdır. Jamie'lerin kışkırtmasıyla Sophie, Severin'i ziyaret eder. Tüm çiftleri Shortbus Club'da ilginç deneyimler beklemektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir