
Marta Romero
Maruja

In a small rural town, everybody lays eyes on Maruja, the most beautiful woman there. After the son of the mayor comes back from France, he also notices Maruja, setting forth events of love, jealousy, guilt, and anger.

Marta Romero
Maruja

Roberto Rivera Negrón
Lorenzo

Mario Pabón
Ángel

Axel Anderson
Jean Pierre

Manuel Pérez Durán
Teófilo

Víctor Arrillaga
Dionisio

Mona Marti
Doña Provi
Eugenio Navarro
Father Justino

Orlando Rodríguez
Porfirio
Marta Bozzo
Mrs. Newcombe
Helena Montalbán
Lisa

Paquito Cordero
Juan
Julie Berrios
Amiga
Laura Martell
Higinia
Delia Esther Quiñones
Secretary

Immanuel Rath, yaşlı ve bekar bir profesördür. Öğrencilerinden duyduğu "Mavi Melek" adlı gece kulübüne onları yakalamak amacıyla gider. Gizlice gittiği gece kulübünde Lola Lola adlı dansçıya herkes gibi o da tutulur. Artık her akşam Lola'yı ziyaret etmeden duramaz hale gelir. Gece hayatı tıpkı bir girdap gibi onu içine çeker. Sürekli bir hayal alemi içinde derslerde bile Lola'yı düşünerek kendinden geçer. Lola'nın başka erkeklerle olmasından ölümüne rahatsız olduğu için onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu onun giderek çöküşüne yol açmaya başlar.

Manuel's life is upended when Esmeralda, his lost love from 15 years ago, calls unexpectedly. Despite being set to marry another, he rediscovers Esmeralda, and they realize their love transcends time.

Binlerce mil uzakta bile anne ile oğul arasındaki ilişki asla bozuk olamaz. Annesi ile dokuz yıl görüşmeyen Carlitos umutludur. Rosario ile birlikte her ikisi de yeni bir yaşam kurmak için A.B.D.'ne gitmişler ancak Rosario daha parlak bir gelecek için olağanüstü bir mücadeleye girer. Ancak Carlitos Rosario'yu bulmak için bir yolculuğa çıkar. Eleştirmenler bu şekildeki bir anne oğul ilişkisinden övgü ile bahsediyorlar. Zamanımızda tüm toplumlarda azalan ebeveyn ve çocuk ilişkisini güçlü şekilde anlatan bir öykü.

Yessica is a rebellious girl who forms an unlikely friendship with quiet schoolmate Miriam. Yessica's home life is ruled by her brutal stepfather and her amoral stepbrother, Jorge, while Miriam shares a calm, loving household with her mother. The girls' friendship is shattered after Jorge arranges to have one of his friends rape Yessica.

Büyük öneme sahip gizli bir hazineyi ele geçirmek isteyen De La Mora kardeşler, eski evlerine gizlice girmek için sinsi bir plan yapar.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Recently escaped from reformatory, Reinaldo struggles to get by in the streets of Havana in the late 90s, one of the worst decades for Cuban society. Hopes, disillusionment, rum, good humor and above all hunger, accompany him in his wanderings, until he meets Magda and Yunisleidy, survivors like himself. In one or the other's arms, he will try to escape the material and moral misery surrounding him, living love, passion, tenderness and uninhibited sex to the limit.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Chris Cross, 25 yıldır kasiyerdir. Bir yağmurlu gecede, Chris bir kadının adam tarafından dövüldüğünü görür. Adama şemsiyesi ile vurur, adam yere düşüp bayılınca, polisi bulup kadının yanına gelir. Geldiklerinde kadını tek başına bulurlar. Chris kendisini çok zengin bir sanatçı gibi tanıtır. Chris , Kittyi evine kadar bırakır. Chris kızdan hoşlanmaya başlar fakat evlidir. Kitty ise Chris ile tanıştıktan sonra başka planlar kurmaya başlar... Aşk , para , dolandırıcılık hukuk üzerine işlenmiş mükemmel film.

Sophie, üst düzey bir burjuva hayatı süren Lelievre'lerin malikanesine hizmetçi olarak girer. İçine kapalı ve sessiz bir kadın olan Sophie, işverenlerinin isteklerini layıkıyla yerine getirmekte, aile de bu çekingen kadının çalışkanlığından memnun olmaktadır. Bu arada Sophie, kasaba postanesinde çalışan agresif ve hiperaktif Jeanne ile tanışır ve yakın dost olur. Aileye hizmet ettiği günlerden birinde Sophie'nin okuma yazma bilmediği ortaya çıkar. Lelievre'lerin örtük horgörüleri Sophie'yi çok kızdırır. Bu durumu Jeanne'a açması, Lelievre'ler için sonun başlangıcı olur * Ruth Rendell'in Taştan Hüküm kitabından.

Zorg, Fransa'da sahildeki bungalovların bakımından ve gözetiminden sorumlu olarak çalışan bir görevlidir. Sessiz, huzur dolu ve disiplinli bir yaşam sürmektedir ve boş zamanlarında yazmaktadır. Bir gün Betty hayatına girer. Betty, güzel olduğu kadar vahşi ve dengesizdir. Aniden, Betty'nin tehlikeli tavırları kontrolden çıkmaya başlar. Zorg, sevdiği kadının yavaş yavaş delirmek üzere olduğunu görür. İlişkileri dibe vurduğunda acaba Zorg'un aşkı kazanabilecek midir?

Bir parlamento üyesi olan Dr. Fleming, oğlunun nişanlısı Anna'ya tutkulu bir şekilde aşık olur. Tamamen takıntılı bir şekilde, hayatının geri kalanını her şeyden vazgeçmeye razı olarak onunla geçirmek istemektedir. Ancak Anna onun bunu yapmasına izin vermez ve oğluyla evlenmesinin bütün bu olayların örtebileceğini düşünür. Fakat işler düşündükleri kadar kolay ilerlemez. Sonunda ilişkileri ortaya çıkar ve artık bu büyük yıkımla başa çıkmak zorundadırlar.

Catalina is a young, beautiful girl living in extreme poverty with her brother Bayron and her mother Hilda. She becomes obsessed with getting breast implants to get social status and money. She leaves her boyfriend Albeira and becomes a prostitute for drug dealers. In this way she will enjoy all the luxuries that she lacks. Meanwhile, her ex-boyfriend Albeira and her mother Hilda begin a relationship behind her back.

Johnny Clay, son bir vurgun yaparak emekli olmaya karar veren, eski bir mahkumdur. Bir hipodromu soymaya niyetlenen Johnny ve ortağı Nikki sağlam bir plan yaparlar. Buna göre Nikki, dikkatleri başka yöne çekmek için yarışan atlardan birini vuracak; çıkan kargaşada yararlanan Johnny de bahislerin oynandığı vezneyi soyacaktır. Soygun için gerekli ekibi toparlayan Johnny, işi en küçük ayrıntısına kadar planlar ama yine de bazı şeylerin yanlış gitmesine engel olamaz...

1928 yapımı bu filmde Georg Wilhelm Pabst’ın natüralizminin derinliklerine dalıyoruz. Neşe içinde gezerken etrafındaki herkese trajedi saçan Femme Fatale’imizle tanışın: Lulu. başrollerde Bob Cut’ı hayatımıza sokan karizmatik oyuncu Louise Brooks ve zamanının Dracula’larından Francis Lederer.

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir