Jeff Ayers
Self


Iconic snowboarder Travis Rice and friends redefine what is possible in the mountains. Experience the highs, as new tricks are landed and new zones opened, alongside the lows, where avalanches, accidents, and wrong-turns strike.

Politik açıdan solcu görüşü benimsediğini çekincesizce ortaya koyan; yaşam ve ölümlülük üzerine düşüncelerden sanatın toplumdaki rolüne saparken toplum dışına itilmişlere ve marjinallere saygılarını sunan belgesel, çok farklı konulara değiniyor. Bununla birlikte Varda, filmin kendisinden uzaklaşmasına izin vermiyor; izleyici, sanki bir yolcu koltuğunda oturmuş, usta bir kaptanla aydınlatıcı bir yolculuğa çıktığı hissine kapılıyor. Filmdeki en muhteşem anlardan birinde, yönetmen Varda, ağaçtan olgun incirleri toplayıp oracıkta yerken, varlıklı ve bencil insanların açgözlülüğüyle ilgili bir tirada başlıyor. Beylik Marksist teoriyi ezbere okumak yerine sadece bir gözlemini dile getiriyor: ‘iyi olmak istemiyorlar.’ Merkezinde, semt pazarları kapandıktan sonra yiyecek bulmak için artıkları toplayan veya çöplükleri karıştıran modern zamanların rençperlerinin bulunduğu bu acımasız gerçek, belgesel boyunca yankılanıyor.

Yönetmen Colin Hanks ve yapımcı Ryan Reynolds'dan John Candy: Kendimi Seviyorum. John'u yakından tanıyanlar, hiç görülmemiş arşiv görüntüleri, fotoğraflar ve söyleşilerle onun hikâyesini kendi ağızlarından aktarıyor. Bu belgesel, tüm zamanların en sevilen oyuncularından birinin hayatını, kariyerini ve kaybını konu alıyor.

Daniel Craig candidly reflects on his 15 year adventure as James Bond. Including never-before-seen archival footage from Casino Royale to the upcoming 25th film No Time To Die, Craig shares his personal memories in conversation with 007 producers, Michael G Wilson and Barbara Broccoli.

Ocak 1985'de müziğin en büyük yıldızları "Biz Dünyayız" şarkısının kaydını yapmak için bir araya geldi. Bu belgesel, tarihî önemdeki bu olayın sahne arkasına ışık tutuyor.

Oscar® ödüllü yönetmen James Cameron ve oyuncularla gelmiş geçmiş en çok beklenen devam filmlerinden birine yakından bir bakış.

Marvel Studios ve ünlü yönetmen David Gelb'in "STAN LEE" filmi, Stan "The Man" Lee’nin çizgi roman dünyasının ve popüler kültürün en etkili insanlarından biri olma yolculuğu hakkında muhteşem bir belgesel. "STAN LEE", Stanley Lieber adıyla yetiştiği şartlardan Marvel Comics'in yükselişine kadar Stan'in yaşamını, kariyerini ve mirasını kendi kişisel arşivlerini kullanarak kendi sözleriyle anlatıyor.

Joe Simon ve Jack Kirby, Captain America’nın yaratılmasında kilit figürler olarak ortaya çıkarken, Marvel'ın 1939’da Timely Comics olarak başlayan meşhur hikayesinin izini sürün. Endüstri 1950'lerde gerilerken, Stan Lee ve Jack Kirby 1961'de Fantastik Dörtlü’nün piyasaya sürülmesiyle onu yeniden canlandırdılar ve modern süper kahramanın ve "Marvel Çağı"nın yolunu açtılar. Lee ve Kirby'nin oğlu Neal Kirby ile özel röportajlar içeriyor.

Bu özel bölüm, Obi-Wan Kenobi ve Anakin Skywalker'ın ekrana dönüşünün yanı sıra Ewan McGregor ve Hayden Christensen'ın klasik rollerine dönüşlerini de inceliyor. Yönetmen Deborah Chow, hem sevilen Star Wars karakterlerinin yeniden canlandırılmasına hem de yeni kahramanların ve kötü adamların yaratılmasına liderlik ederken, aynı zamanda klasik filmleri dramatik bir şekilde birbirine bağlayan destansı bir hikaye yaratan oyuncu kadrosuna ve ekibe yön gösteriyor.

Brian Selznick’in "The Invention of Hugo Cabret" adlı çocuk romanından uyarlanmış olan film, Paris tren istasyonunun duvarları arasında yaşayan ve saatlerden sorumlu olan kimsesiz bir çocuğun, bir gün saati tamir etmeye çalışmasıyla yaşadığı gizemli macerayı konu ediyor. 3 boyutlu bir macera filmi olan Hugo, usta yönetmen Martin Scorsese'nin de ilk 3D denemesi. 2007'de yayınlanmış olan tarihi-kurgusal kitabın ise yarısı fotoğraflardan oluşuyor. Görsellerin kelimelerden daha fazla şey anlattığı bu ilginç kitap, 2008 Caldecott Madalyasına layık görüldü. Kitabın ilk ilham kaynağı, Georges Méliés filmleri ve yönetmenin mekanik figür koleksiyonları imiş.

Prens Ahmed, Bağdad'ın meşru kralıdır, ancak kör edilmiş ve dilenciliğe kadar düşmüştür. Büyük Vezir Cafer'in esiri olarak hapishanede Abu ile tanışır, ki Bağdad'ın en meşhur hırsızıdır Abu. Bu ikili birlikte Cafer'in hapishanesinden kaçarlar ve bir dizi ilginç maceraya atılırlar. Maceralarının arasında şişedeki cinden, uçan mekanik bir halıya, her şeyi gören büyülü bir mücevherden güzel bir prensese pek çok şeyle karşılaşmak da var... Pek çok filme ve animasyona ilham veren meşhur kült film.

Omri, sihirli bir dolapla plastik bir Kızılderili figürünü canlandırır ve Little Bear ile arkadaş olur. Başka bir figürün de canlanmasıyla macera başlar. Omri, dostluk ve sorumluluk öğrenirken onları korumaya çalışır.

The Transformers: The Movie adı ile sinemalara giren film, popüler Transformers dizisinin ilk sinema uyarlamasıdır ve çizgi filmdir. ABD'de 8 Ağustos 1986'da, Avustralya'da 1 Aralık 1986'da, Japonya'da 9 Ağustos 1989'da, İngiltere'de ise 4 Mayıs 2007'de vizyona girmiştir. Seslendirenler ise: Norman Alden, Jack Angel, Michael Bell, Peter Cullen, Gregg Berger, Susan Blu, Corey Burton, BJ Davis, Paul Eiding ve Regis Cordic'dir. Türkiye'de NTV ve D Çocuk'ta çizgi filmi yayınlanmaktadır.Filmi ile bir alakası yoktur.

Buzz Lightyear, İmparator Zurg ile ortak olması konusunda ısrar eden üç kişinin yardımıyla savaşmalıdır.

Karınca Adası'nın sakinleri, kışa hazırlanmanın yüksek temposuyla durup dinlenmeden çalışırlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi yaz aylarında Hopper adlı zorba bir çekirgenin başını çektiği çekirge sürüsüyle yiyeceklerini zorunlu olarak paylaşırlar. Bu durum, barışsever karınca halkı için dayanılmaz bir hal alır ve Karınca Flik buna başkaldırır.

Lawrence, yakayabildiği pokemonları koleksiyonuna katan bir çocuktur. En büyük hayali denizlerin efsane pokemonlarından biri olan Lugia'yı yakalayıp koleksiyonuna katmaktır. Zira bu şekilde dünyanın en iyi pokemon terbiyecisi olabilecektir. Lugia, diğer hiçbir pokemona benzememektedir. Hem çok güçlüdür hem de tektir. Onun yok olması, tüm pokemonların sonu olabilir. Ash ve arkadaşları bir an önce Lawrence'ı ve onun hırsını engellemek durumundadırlar.

Andy'nin tatil için bir kovboy kampına gitmesi sonucu oyuncakları kendi başına kalırlar. Bu sırada paradan başka bir şey düşünmeyen Al McWhiggin adlı kolleksiyoncu, Woody'yi kaçırır. Kaçırılan Woody geçmişine ilişkin bazı gerçeklerle yüzyüze gelerek eski ve yeni arkadaşları arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.

Bir sinema işletmecisi ve amatör koleksiyoner/araştırmacı olan Kirby (Reedus) bir gece Bellinger adlı (Udo Kier) profesyonel bir sinema koleksiyoncusundan aldığı davet üzerine onun malikanesine gider. Bellinger’ın Kirby’den istediği, sağlam hiçbir kopyasının bulunmadığı bilinen, lanetli bir korku filmini, “La Fin Absolue du Monde”yi bulmasıdır. Film yalnızca bir kez, bir festivalde gösterilmiş ve izleyen hemen herkesin çıldırarak ölümüne neden olmuştur. Filmin yapımında görev alanlar da aynı şekilde ölmüşlerdir. Kirby, onu kızının intiharından dolayı suçlayan eski kayınpederine olan, ve sineması hiç iş yapmadığı için ödemesine olanak görünmeyen 200.000 dolarlık borcunu ödeyebilmek için bu işi kabul eder...

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer'ın 2002 tarihli aynı adlı ilk romanından uyarlanan filmde Yahudi kökenli Amerikalı bir gencin hiç tanımamış olduğu dedesini 1942 yılında Nazi'lerin elinden kurtaran kadını aramak üzere Ukrayna'da çıktığı garip ve komik yolculuk anlatılmaktadır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir