
Carey Mulligan
Felicia Montealegre
Duyguların ve müziğin iç içe geçtiği Maestro, efsanevi besteci Leonard Bernstein ile Felicia Montealegre'nin sarsıcı hayat yolculuğunu perdeye taşıyor. Tutkulu bir sanat ve aşkla örülü bu film, Bernstein çiftinin zaman zaman fırtınalı, zaman zaman yumuşak bir ahenkle süren ilişkisine odaklanıyor. Sanatın insan ruhundaki yerini ve karmaşık aile dinamiklerini derinlemesine işlerken, izleyiciyi unutulmaz bir duygusal deneyime davet ediyor. Gerçek hayattan ilham alan Maestro, müzikle hayat bulan bir aşkın, fedakarlıkların ve içsel çatışmaların hikayesini benzersiz bir sinematografiyle sunuyor. İzleyicisini hem düşündüren hem de ilham veren bir yolculuk vaat ediyor.

Carey Mulligan
Felicia Montealegre

Bradley Cooper
Leonard Bernstein

Matt Bomer
David Oppenheim

Vincenzo Amato
Bruno Zirato

Greg Hildreth
Isaac

Michael Urie
Jerry Robbins

Brian Klugman
Aaron Copeland

Nick Blaemire
Adolph Green

Mallory Portnoy
Betty Comden
Alexandra Santini
Claudio's Guest #1
Jarrod LaBine
Claudio's Guest #2

Sarah Silverman
Shirley Bernstein

Kate Eastman
Ellen Adler

William Hill
Joseph the Janitor

Valéry Lessard
Younger Actress

A group of newcomers to the country music business seek love and stardom.

During the Great Depression, a sheet music salesman seeks to escape his dreary life through popular music and a love affair with an innocent schoolteacher.

Jackson Maine, son zamanlarında kariyerinde düşüş gösteren yetenekli bir müzisyendir. Bir gün, henüz keşfedilmemiş genç bir yetenek olan Ally ile tanışır ve ikili arasında tutkulu bir aşk başlar. Ally'nin yeteneğinin farkedilmesi için çalışan Jack onu sahnenin büyülü dünyası ile tanıştırır. Kısa süre sonra ise Ally artık ünlü bir müzisyen olmuştur. Kendi kariyerini Ally'nin gölgesinde bırakan Jack, kaybolan ihtişamını geri kazanmaya çalışır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Üniversitede okuyan bir genç kız olan Ji-hae 'nin babası, O henüz küçük bir kızken ölmüş; annesi de, Ji-hae yeniden evlenmesini istese de bu fikre hiçbir zaman cazip bakmamış ve bir süre önce çalışmak için yurt dışına gitmiştir. Edebiyatı seven, duygusal bir kız olan Ji-hae, annesine olan özlemini onun geçmişine ait hatıraları tekrar gün yüzüne çıkararak gidermektedir... En sevdiği hatıralar ise annesinin, babasıyla evlenmeden önceki flörtü ve ilk aşkı olan Jun-ho ile birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Ji-hae 'nin buram buram sevda kokan bu mektupları sevmesinin bir nedeni daha vardır: Genç kız, içinde kopan fırtınadan bu mektuplara dalarak kaçmaktadır. Çünkü, en yakın kız arkadaşına, hoşlandığı çocuğu tavlayabilmesi için e-postalar yazarak yardımcı olmuş; amma velâkin, arkadaşı Soo-gyung ile Sang-min 'in arasını yaparken, kendisi de Sang-min 'e aşık olmuştur..

Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Günümüz Londra'sında birbirine yabancı iki çiftten birindeki adamın, diğer çiftteki kadınla tanışmasıyla tesadüfler arka arkaya gelmeye başlar. Birbirlerine duydukları anlık hislerse aldatmaları beraberinde getirir.İngiliz bir gazeteci olan Dan, mesleğini çok ciddiye alan ve kariyer yapmak isteyen biridir. Ancak, onun görevi gazetedeki ölüm ilanları yazmaktır. Dan, genç bir striptizci olan Alice'ten etkilenir. Ancak, fotoğrafçı Anna'yla tanışınca, duygularına ve ihtirasına hakim olamaz.

Evliliğinde mutsuz olan aristokrat Lady Chatterley, kocasının şehir dışındaki malikânesinde bekçilik yapan bir adamla tutku dolu bir ilişki yaşamaya başlar.

Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü.Florentino Ariza,13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave'ye karşılıksız bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina'dan daha iyi bir damat düşünen baba kızını evden uzaklaştırır. Doktor Juvenal Urbino ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.

1956 yılının yazında, 23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark, Oxford'da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisini o sırada çekimlerine başlanan “The Prince and the Showgirl” adlı filmin setinde, en alt kademedeki asistanlardan biri olarak bulur. Sir Laurence Olivier, efsanevi yıldız Marilyn Monroe ve o dönem yeni evlendiği kocası, İngiliz tiyatro oyun yazarı Aurthur Miller'ı merkezine alan film, asistan Colin'in gözünden Monroe'nun İngiltere'de geçen bir haftasını anlatıyor.

Elvis’ten, Elton John’dan, Madonna’dan ve Lady Gaga’dan önce Liberace vardı: usta bir piyanist, inanılmaz bir şovmen ve sahne ve televizyonun göz alıcı yıldızı. Şovmenlikle, ışığıyla ve abartıyla özdeşleşmiş bir isim olan Liberace izleyicilerin onu sevmesine ve 40 yıllık kariyeri boyunca ona sadık bir hayran kitlesi oluşturmasına neden olan dünyaca ünlü bir artistti. Liberace hem sahnede hem sahne dışında aşırı uçlarda bir yaşam sürdü. 1977 yazında, yakışıklı ve genç yabancı Scott Thorson soyunma odasına girdi ve aralarındaki yaş farkına ve farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında beş yıl sürecek bir ilişki başladı. BEHIND THE CANDELABRA bu ilişkinin kamera arkasını Las Vegas’taki Hilton Hotel’de tanışmalarından acı ayrılıklarına kadar her şeyiyle gözler önüne seriyor..

Flipper Purify (Wesley Snipes) iyi bir işte çalışan sıradan bir Harlemli adamdır. Rahip babası (Ossie Davis), yufka yürekli annesi ve eroin bağımlısı kardeşiyle uğraşmaktadır. Kardeşi (Samuel L. Jackson) sürekli gelip ondan para ister, Flipse mecburen vermek zorunda kalır. Flipin kendisine gelince, kendisinin çok güzel ve akıllı olan küçük bir kızı ve çok sevdiği bir karısı vardır. İyi bir işi vardır fakat yeni sekreter gerekmekteydi ve bunun için ona bir sekreter verilir.

An early-20th-century tale of love across class boundaries which tells the legendary and romantic story of Lady Chatterley’s affair with her gamekeeper. Jed Mercurio’s adaptation of DH Lawrence’s classic.

1969 yazında Pearl ve Marty yanlarına çocuklarını da alarak her yaz yaptıkları gibi Marty'nin annesinin dağdaki yazlık evine giderler. İstenmeyen bir hamilelik sonucu erken evlenmek zorunda kalan 30 yaşındaki Pearl hayatında birçok şeyden mahrum kaldığını düşünmektedir. Marty, televizyon tamirciliği için sık sık şehre inmekte Pearl ise bu zamanını sıkılarak geçirmektedir. Yine böyle bir zamanda Walker adlı bir satıcı ile tanışır ve istemeden de olsa bir ilişkiye girer. Pearl bundan sonraki hayatını doğrudan etkileyecek bir karar almak zorundadır.

"Yıllardır gösterimde olan harika bir müzikal! (Roger Ebert) Efsanevi besteci Cole Porter için yapılan sinematik methiye neşeli ve komik aynı zamanda da kalp kırarcasına güzel!" (Liz Smith). "Oscar ödüllü Kevin Kline mükemmel" (Rolling Stone). "Porter'ın zarif ve son derece karışık yaşamını anlatan bu eserde Natalie Cole, Elvis Costello, Sheryl Crow, Diana Krall, Alanis Morissette ve Robie Williams'tan şaşırtan performanslar ve kendinizi kaptıracağınız kadar melankoli, zeka ve stil var!" (The Philadelphia Inquirer). Paris'ten Venedik'e, Broadway'den Hollywood' a kadar Cole (Kevin Kline) ve Linda (Ashley Judd) Porter'ın yaşamı göz alıcı ve sıradışından daha aşağı değildi. Cole'un yaşam aşkı evliliklerini etkilemiş olsa bile, Linda onun ilham perisi olmayı hiç bırakmadı ve 20. Yüzyıl'ın en güzel şarkılarını yaratmasında ona ilham kaynağı oldu.

1960’ların başlarında Hong Kong’da, bitişik dairelerde yaşayan iki komşu, Bay Chow ve Bayan Chan, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrendikten sonra birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Yaşadığı sakatlığın sonrasında tenisi bırakmak zorunda kalan Tashi, kendisini bir aşk üçgeninin içerisinde bulur.

Kibar bir adam bir yolculuk sırasında evliliğindeki seks ateşini tekrar yakalamak istemektedir. Tek problem başka bir kadına aşık olmasıdır.

Evli bir kadın olan Anna'nın yakışıklı kontla yaşadığı tutkulu aşk anlatılıyor. Leo Tolstoy'un aynı adlı romanından uyarlama.

On sekizinci yüzyıl Viktorya dönemi... Sarah, 'alt' sınıflardan gelme, sevdiği adamın peşinden gitmiş olduğu için toplum tarafından dışlanmış genç bir kadındır. Toplumun tamamen şekilden ibaret ahlak değerleri tarafından yargılanıp damgalanmış olan bu kadın, en ufak özgürlüklerden bile mahrum bırakıldığı, kıstırılmış bir hayat yaşamaktadır. Yine aynı şekilde, toplumun tamamen gösteriş budalası, samimiyetten uzak kurallarından sıkılmış ama bunu kendisine çok da itiraf etmek istemeyen Charles'la tanışan Sarah, çok da fazla konuşmaya gerek kalmadan aynı duyguları ve düşünceleri paylaştıklarını farkeder. Sarah'ın içinde bulunduğu 'düşük' sosyal sınıfa rağmen Charles, tam anlamıyla bir aristokrattır. Çok fazla ortak noktaları olan bu iki insanın bir arada olmalarını engelleyen belki de en önemli neden de budur. Tabi bir de Charles'ın, zengin bir tüccarın şımarık kızı ile olan nişan düzeyindeki ilişkisi.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir