
Patrick Stewart
Macbeth


Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

Shakespeare’in belki de en unutulmaz eserinin yine en unutulmaz sinema uyarlaması Orson Welles'e ait. 1948 yapımı film döneminin sinemasal anlatım ve mekan seçimleri açısından da öncü yapımlarından biri. Macbeth'in vicdan azabıyla dolu ömrü, karısının ve bir grup cadının kışkırtmasıyla inşa olacak ve yıkılacaktır. İktidar hırsının insan ruhunun en karanlık yönlerini nasıl ortaya çıkardığını Shakespeare'den daha iyi kim anlatabilir?

Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.

Zambiya’da bir köyde yaşanan bir olayın ardından 8 yaşındaki Shula, büyü yapmakla suçlanır. Kısa bir yargılama sürecinin ardından suçlu bulunun küçük kız, devlet tarafından gözaltına alınır ve çölün ortasında bulunan bir cadı kampına sürgün edilir. Shula’nın cadı kampına katılmasının ardından, onun için yeni yaşamının kurallarının gösterildiği bir tören düzenlenir. Törende Shula, kampta yaşayan diğer insanlara yapıldığı gibi uzun bir kurdele ile büyük bir ağaca bağlanır. Ona, kurdeleyi keserse lanetleneceği ve bir keçiye dönüşeceği söylenir. Shula artık bu kurdele ile yaşamak zorundadır.

II. Dünya Savaşı'nda Fransa'da savaşmış olan Jimmy Picard, savaş sonrasında çektiği şiddetli baş ağrıları, ani görme ve işitme kayıpları üzerine hastaneye yatar. Doktorlar Jimmy üzerinde çeşitli testler uygulamalarına rağmen rahatsızlığının nedenini bir türlü bulamazlar. Bunun üzerine Jimmy, Fransız bir antropolog, psikolog ve Yerli Amerikan Kültürü Uzmanı George Devereux'a yönlendirilir. Normal şartlar altında asla tanışmayacak, hiçbir ortak noktaları olmayan bu ikilinin arasında ilk seanslarından itibaren karşılıklı güven ve saygıya dayalı samimi bir ilişki kurulur. İkisi birlikte Jimmy'nin anılarını ve düşlerini keşfetmeye başlarlar.

Pete Bell, a college basketball coach is under a lot of pressure. His team isn't winning and he cannot attract new players. The stars of the future are secretly being paid by boosters. This practice is forbidden in the college game, but Pete is desperate and has pressures from all around.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Eşcinsel Hakları Savunucusu. Arkadaş. Aşık. Politikacı. İkon. İlham. Kahraman. Hayatı, tarihi değiştirdi. Cesareti ise birçok kişinin hayatını. 1977’de, Harvey Milk San Francisco Şehir Meclisi’ne seçilerek Amerika’da eşcinselliğini saklamadan bir devlet kadrosunda üst düzey yöneticiliğe seçilen ilk kişi oldu. Zaferi, sadece eşcinsel hakları adına önemli değildi. Politik alanda koalisyonlar peşindeydi. Yaşlı vatandaşlardan sendikalı işçilere kadar herkes için, Harvey Milk bir uğurda savaşmanın anlamını değiştiren, 1978’de ölümüne kadar da tüm Amerikalıların kahramanı haline gelen biri oldu.

Bu güzel drama, antropolog Dian Fossey'nin gerçek hikayesine dayandırılarak filmleştirilmiştir.Fossey şans eseri Afrika'nın derinliklerinde nadir bulunan dağ gorilleri üzerine çalışmaya başlamıştır ve onlarla ilişki kurmayı öğrenmektedir. Ama artık akademik ilgisinin ötesinde gorillerle ilgi duymakta ve hayatını tehlikeye atma pahasına hayvan tüccarlarına ve yasak avcılık yapanlara karşı mücadele etmektedir.


Uyuşturucu kaçakçılığına karışan sınırda görevli bir memur, bebeği kaçırılıp alçakça pazarlığa çıkarılan yoksul genç bir kızla tanışır ve yaptıklarının vicdan azabıyla bu genç kıza yardım etmeye karar verir.

'İyi Geceler İyi Şanslar', 1950'lerin Amerikasında radyo-televizyon gazeteciliğinin ilk günlerinde geçen bir hikâyeyi konu alıyor. Televizyon haberciliğinin öncülerinden Edward R. Murrow , Senatör Joseph McCarthy ve Amerikan Karşıtı Eylemler Senato Komitesi arasındaki sürtüşmeleri, kronolojik bir perspektif içerisinde ele alıyor.

Medya patronu Amos Kyne ölünce, mirasçıları arasında müthiş bir iktidar kavgası başları. Bu esnada New Yorklu bir seri katil, sokaklarda kadınları avlamaktadır. Muhabir Edward Mobley bu şartlar altında neredeyse imkânsız görevlerle karşı karşıyadır: Katili yakalamak; medya imparatorluğunun yanlış ellere düşmesini önlemek ve romantik ilişkisini parçalanmaktan kurtarmak

Yirminci Yüzyılın en iyi oyunlarından birisinden uyarlanmış olan The Crucible, 1692'de Massachusetts'te geçiyor. Küçük ve tutucu bir kasabada, insanların hayatı Tanrı'ya hizmet etmeye adanmıştır, ve birkaç genç kız ormanda yakalandıklarında Şeytan'ın işlerini görmekle suçlanırlar. Zaman ilerledikçe kasabayı cadılık haykırışları kaplar. Ve bu suçsuz bireyler teker teker kitle isterisinin gücüyle yuvaları ve ailelerinden kopartılırlar.


Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Paul, karısı Margaret'la birlikte Alaska'nın dondurucu soğuğunda parasızlıkla boğuştuğu bir yaşam sürmektedir. Borçlarını ödeyebilmek ve karısının sağlık problemlerini çözebilmek için acil paraya ihtiyacı vardır. Bir milyon dolar değerinde bir sigorta poliçesi olan Paul'ün kardeşi Raymond, beş yıldır kayıptır. Bu paranın peşinde olan Paul, bu sayede bütün sorunlarını çözebilecektir. Ne var ki, uyanık sigorta müfettişi Tedd'i kardeşinin ölmüş olabileceği konusunda ikna edemez. Bir gün işyerinin arkasındaki çöp bidonunda bir ceset bulunca aklına delice bir fikir gelir: Cesedi kardeşine benzetecektir. Fakat, cesedin gerçek sahipleri, uyanık müfettiş Ted ve bunca yıl sonra birden geliveren Raymond ile iyice arapsaçına dönen işler, karısı Margaret'in kaçırılmasıyla doruk noktasına varır.

Maxwell Caulfield ve Charlie Sheen, Los Angeles’a giderek ufak çaplı suçlar, anlamsız şiddet ve vahşi cinayetlerle dolu bir yolculuğa çıkan liseli dışlanmış gençleri canlandırıyor. Uzun süre aklınızdan çıkmayacak bir hikâye...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir