
Barbara Kent
Mary

Yalnız bir genç ile yalnız bir kız tesadüfen Coney Island’da karşılaşırlar. İlk görüşte aşık olurlar. Ancak ani aşkları ve yalnızlıktan kaçışları nedeniyle, birbirlerinin ismini bilmediklerini bile fark etmezler ta ki bir yangın çıkana kadar.

Barbara Kent
Mary

Glenn Tryon
Jim

Fay Holderness
Overdressed Woman
Gusztáv Pártos
Romantic Gentleman

Eddie Phillips
The Sport

Andy Devine
Jim's Friend (uncredited)

Henry Armetta
Ferris Wheel Guy (uncredited)

Edgar Dearing
Cop (uncredited)

Louise Emmons
Telephone Caller (uncredited)

Fred Esmelton
Swami (uncredited)
Jack Raymond
Barker (uncredited)

Churchill Ross
Telephone Caller (uncredited)


Baştan çıkarma, yasak aşk ve kurtuluşun ilgi çekici ve günahkâr bir keşfi olan Gabriel's Inferno, bir adamın imkansızlığını - affetmeyi ve sevgiyi kazanmaya çalışırken kendi kişisel cehenneminden kaçışının büyüleyici ve çılgınca tutkulu bir hikayesidir.

The final part of the film adaption of the erotic romance novel Gabriel's Inferno written by an anonymous Canadian author under the pen name Sylvain Reynard.

Profesör Gabriel Emerson nihayet Julia Mitchell'in kimliği hakkındaki gerçeği öğrenir, ancak gerçekleşmesi çok geç gelir. Julia, saygın Dante uzmanının onu hatırlamasını bekliyor ve onunla daha fazla bir şey yapmak istemiyor. Gabriel başkasının kollarında sevgi bulmadan kalbini geri kazanabilir mi?

Film, kız arkadaşının ölmekte olduğunu keşfeden 17 yaşındaki bir adamı izliyor. Genç adam bu yüzden kız arkadaşının hayatının son yılında ona bütün bir hayat vermeye karar verir.

Umut vadeden bir müzisyen yakında göreve gidecek bir askerle anlaşmalı evlilik yapmayı kabul eder. Ama sahte ilişkileri bir trajedi sonucu fazlasıyla gerçek bir hâl alır.

Bekâr bir anne ile hapisteki bir adam arasındaki samimi mektuplaşma sayesinde kurulan sıra dışı bağ, her türlü olumsuzluğa rağmen bağışlanmanın, umudun ve aşkın kapısını aralar.

Dawson ve Amanda lisede birbirlerine aşık olan ancak yolları ayrıldıktan sonra bir daha görüşmeyen iki eski aşıktır. Lise bitmiş ve aradan 20 yıl geçmiştir. Şimdi en sevdikleri arkadaşlarından birini kaybetmişler, cenaze töreni için birlikte büyüdükleri kasabaya geri dönmüşlerdir. Yıllar sonra yaşanan bu büyük buluşma, bu süreçte akıllarından çıkaramadıkları büyük aşklarını yeniden alevlendirmeye yeter. Ne var ki 20 yıl önce yakalarını bırakmayan, ayrılmalarına neden olan güçlerin bugün çok daha büyük tehlikeler yarattığı gerçeğiyle karşılaşırlar.

Bridger is a young outsider who's always wanted more. He and his mother flee an abusive home, eventually finding a small town in the middle of nowhere. Once there, Bridger finds true acceptance with another misfit.

Nick ve Noah, aşklarının en büyük sınavıyla karşı karşıya: Noah, Oxford Üniversitesi'ndeki yeni hayatına adım atarken Nick, Londra'da kalıp babasının şirketinde çalışmak zorundadır. Mesafe ve artan baskılarla kuşatılan ikili; kıskançlık, hırs ve onları ayırmaya kararlı güçler karşısında ilişkilerinin her şeye rağmen ayakta kalabileceğini kanıtlamak için her riski göze almak zorundadır.

Laura ve Simon, üniversiteden beri çok yakın arkadaştır. Yıllar içinde, bağlarının sadece platonikten ibaret olmadığını fark ederler. Peki, her şeyi riske atarak başından beri var olan bu aşkı keşfedebilirler mi ve keşfetmeliler mi?

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.


The World to Come, izleyiciyi 1850 yılının New York’undaki bir taşra bölgesine davet ediyor ve izole bir yaşam süren toplulukta yaşayan iki kadının mücadelesini anlatıyor. Bu iki kadın, yaşamlarında var olduğunu bilmedikleri bir boşluğu doldurarak bir ilişkinin ilk adımlarını atar ve birbirlerine besledikleri tutku sonucunda hayatlarına yeni bir yön verirler.

Soğuk, yağmur ve sis, Ravenna'daki bir fabrikayı çevrelemiştir. Fabrika atıkları çevredeki gölleri kirletmektedir. Fabrikanın müdürü Ugo'nun karısı, ev kadını Guiliana psikolojik olarak rahatsızdır, ancak rahatsızlığını kocasından elinden geldiğince saklamaktadır. Guiliana Patagonya'ya gitmekte olan bir mühendis olan Zeller ile tanışır. Birlikte seksi oyunlarıyla dolu bir akşam yemeğine katılırlar; ardından Ugo iş için şehir dışındayken Guiliana oğlunun çocuk felcine yakalandığından şüphelenir. Ancak oğlunun hastalığı uydurduğunu fark edince, kimsenin ona ihtiyacı olmadığına dair paniğe kapılarak Zeller'a gider.

Theodore Twombly hayatını, yakın gelecekte nadir bulunan bir şeye dönüşmüş olan el yazımı mektuplar yazarak kazanmaktadır. Ve bu yıllarda insanların işlerini artık bilgisayar programları yerine getirmektedir. Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore'u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide tuhaflaşır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir