
Victor Buono
Otto Lehman

After being released from a mental hospital, Otto returns to his old job as a butcher. He tries to adjust to his new life, but after a bitter argument with his wife, he accidentally kills her. Fearing he will be sent back to the hospital, he grinds up her body and sells it as sausages. As friends and relatives start asking questions about her disappearance, they too start ending up in the butcher's display case.

After fleeing his psychotic father, a young teen and his mom seek refuge in a remote farmhouse, only to face a pack of ferocious dogs and the sinister spirits that haunt the property.

Eski polis Ben Carson, bir süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanlar yangın geçirmiş mağazada devriye gezen Ben, duvarlardaki aynalarda bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde korkunç görüntüler oluşmaktadır. Aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, şeytani bir gücün ailesini tehdit etmek üzere aynaları bir yol olarak kullandığını fark eder.

Şehir, birbiri ardına ortaya çıkmaya başlayan cesetlerle sarsılmaktadır. Şehrin farklı noktalarında bulunan bu cesetlerin hepsi birbirinden acımasız ve incelikli yöntemlerle öldürülmüştür. Araştırma derinleştikçe bütün kanıtlar tek bir kişiyi işaret etmeye başlar: John Kramer. Ancak bu imkansızdır, zira Kramer 15 yılı aşkın süre önce ölmüştür.

Caz piyanisti ve müzik hocası Marcus Daly, kanlı bir cinayete şahit olduktan sonra, cinayetin ardındaki gizemi araştırmaya başlar. Zamanla cinayetlerin sayısı artmaya başlar ve Daly cinayetlerle kendisi arasındaki bağlantıdan yola çıkarak, katilin kim olduğunu bulmaya çalışır. Katile giden yol, sırlarla dolu bir bulmacayı andırmaktadır.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Kocasının vahşice öldürülmesinin ardından, Kansaslı bir karayolları devriye memuru, faili bulmak için yola çıkar. Av ilerledikçe, sorumlu adamın sadist bir seri katil olduğunu ve zihinsel sapkınlığının derinliğinin ve şeytani planlarının kimsenin hayal edemeyeceği kadar çarpık olduğunu fark eder.

New England’ daki küçük bir kasaba olan Dunwich’ te bir rahip, güpegündüz mezarlıkta kendini asarak intihar eder. Hiçbir şahidi olmayan bu olay, aslında çok uzaklardaki New York’ tan an ve an takip edilmektedir. Bir grup psişik güçlerinin doruğundaki medyum, bu olayı yuvarlak masa toplantılarında canlı yayın izlemektedirler. Basit bir intihar olmayan bu olay, aslında bir kara büyü uygulamasıdır. Rahip, cehennemin kapılarını açmak için bir prosedür uygulamıştır ve neticesinde ölülerin ayaklanıp yürüyecekleri başka bir alemin hayali ile yanıp tutuşmaktadır.

Fotoğrafçı Leon, Metro Kasabı diye adlandırılan bir seri katilin tüm risklerine rağmen peşine düşer. Çektiği fotoğraflardan yola çıkarak ipuçları arıyordur. Yıllarca metroda kaybolan insanlara ne olduğunun gizemini çözmeye çalışmaktadır. Yaptığı araştırmalarla, çok geçmeden seri katilin kim olduğuna ulaşacaktır. Filmin konusu, korku hikayesi yazarı Clive Barker'ın kısa hikayesi olan ve aynı ismi taşıyan The Midnight Meat Train (1984) adlı eserden esinlenmiştir.

A maniac on the loose is committing savage acts of slaughter, and one survivor may be the only key to unmasking the serial slayer known as the Half-Moon Killer. The mysterious half-moon lockets he leaves with his victims could be the only key to unraveling his sinister motives, but will that be enough before he completes his ice-cold plot to claim his intended seven victims?

Edgar Allan Poe’nun kısa hikayesinden sinemaya uyarlanan film, yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi karanlık bir tona sahip. Tıp fakültesinden mezun olan bir öğrenci ilk görevi için bir akıl hastanesine atanır. Hastaların hareket ve gündeliklerine zamanla alışan genç adam zamanla buraya alışır. Fakat bir süre sonra hiçbir şeyin göründüğü gibi basit ve sıradan olmadığını fark eder…

Dedelerinin mezarını ziyaret etmek üzere Teksas kırsalına yolculuk eden beş arkadaş, yol üstünde terk edilmiş gibi görünen bir evle karşılaşır. Ancak grubun keşfettiği bu yer, ellerinde motorlu testereyle bekleyen yamyam bir ailenin kanlı tuzağına dönüşecektir.

Kriminal Psikolog Miranda Grey uzmanlık alanıyla ilgili bir çalışma yapmaktadır. Bir anda üzerinde çalıştığı ruhsal sorunla baş başa kalır. Dr. Miranda Grey, öldürmekle suçlandığı kocasına dair hiçbirşey hatırlamamaktadır.Hafızasını yeniden kazanmaya ve masumiyetini ispatlamaya çalıştıkça kinci bir ruh onu kıskacına alır. Tüm çabalarına rağmen, kendi suçluluğunu ve giderek artan deliliğini kabul etmek zorunda kalır.

1973 yılında Teksas kırsalında yolculuk eden beş arkadaş, yolda ağır bir travma geçirmiş olan genç bir otostopçuyu araçlarına alır. Yaşanan trajik bir olayın ardından yardım bulmak üzere yakındaki bir kasabaya yönelen grup, kendilerini motorlu testereli acımasız bir katil olan Leatherface ve onun sadist ailesinin tuzağında bulur. Artık tek amaçları, bu dehşet dolu kabustan sağ çıkabilmektir.

After a doctor kills his mistress and himself while researching the mysterious previous owner of his Boston home, his colleague, Dr. Norman Boyle, takes over his studies and moves his family into the Boston mansion. Soon after, Boyle's young son Bob becomes plagued by visions of a young girl, who warns him of the danger within the house.

Chris önemli bir iş toplantısına yetişmek için arabasıyla son gaz yola koyulmuştur.Yolda çalışma olması sebebiyle Chris yolunu değiştirmek zorunda kalır ve kendince kestirme bir yol bulur.Bu arada yolda bir grup gencin araçları arızalanmış ve ne yapacaklarını düşünmektedirler.Chris son gaz yola devam ederken lastikleri birden patlar ve gençlerin aracına çarpar.Artık 6 genç te yolda bilmedikleri bir alanda mahsur kalmışlardır.Bir telefon bulup durumlarını haberdar etmek isterler.Aracın başına iki arkadaşlarını koyarlar ve gördükleri kulubeye doğru ilerler..Buraya kadar herşey normal görünmekteyken Chris in arabasının tekerlerinin yola döşenen bir çivili tel yüzünden olduğunun farkına varılır.Kulubede ise avcılara ait ilginç eşyalar ele geçirilir.Araba başında bıraktıkları iki arkadaşları ise çoktan avcılar tarafından kaçırılmıştır...

1847 yılında Meksika-Amerika iç savaşında, Yüzbaşı John Boyd (Guy Pearce) terfi alır. Bu terfi sonrası Boyd, Nevada'nın karlı dağlarında ıssız bir savaş biriminde üçüncü adam olarak görev alacaktır. Bu görevde kumandan Hart , inançlı Toffler ve Cleaves ile tanışacaktır. Boyd bu gruba katıldıktan sonra, donmaktan ve açlıktan ölmekten son anda kurtulan bir yabancı olan Colqhoun (Robert Carlyle) de gruba dahil olur. Colqhoun'un anlatıklarına göre şefleri Ives, karlar altında bir mağarada kalınca, bölüğündeki bazı insanları yiyerek hayatta kalmıştır. Bundan sonra Boyd ve diğerleri bu olayın geçtiği mağarada başka sağ insan olup olmadığını bulmak için yola çıkarlar. Fakat Boyd, eski bir Kızılderili efsaneside anlatılan Weendigo adlı canlı et yiyerek beslenen, beslendikçe daha çok isteyen insanüstü bir yamyamın saldırısından korkmaktadır. Acaba kendisi de bu yamyam tarafından yenilecek midir yoksa onun oluşturduğu yamyam sürüsüne mi dahil olacaktır ?

Emekli deniz komutanı Albay Dale Murphy tarafından yapılan programın katılımcıları Batı Wirginia'nın uzak bir köşesinde yaşam savaşı vermektedir. Ama doğuştan yamyam olan ailenin onları akşam yemeğinde yemeyi planladıklarını anladıklarında şov kabusa dönüşür.

Vietnam Savaşı'na sevk edilmeden önce son bir yolculuğa çıkan dört arkadaş, geçirdikleri araba kazasının ardından olay yerine gelen kasaba şerifi tarafından alıkonur. Hewitt ailesinin ıssız çiftliğine sürüklenen grup, kendilerini dehşet dolu bir tuzağın ortasında bulurken Leatherface'in doğuşuna tanıklık eder.

Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...

Jigsaw’un ölümcül oyunları devam ederken, Jigsaw’dan kurtulan bir grup insan kendilerine yardımcı olmak için destek ararlarken Bobby Dagen ile tanışırlar.. Dagen, Jigsaw’dan kurtulmuş nadir insanlardan biridir ve sahip olduğu bazı gizli sırlar yeni bir dehşet dalgası yaratacaktır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir