
Laura Kirk
Lisa Picard

A documentarian decides to follow the career of New York actress Lisa Picard, believing she is on the brink of fame. Instead, he bears witness to Lisa's continued, humorous, struggles as an actress, as well as the conflict that arises when Lisa's best friend Tate hits it big with an off-Broadway one-man show.

Laura Kirk
Lisa Picard

Nat DeWolf
Tate Kelly

Griffin Dunne
Andrew

Daniel London
Boyfriend

Sandra Bullock
Sandra Bullock

Carrie Fisher
Carrie Fisher

Melissa Gilbert
Melissa Gilbert

Buck Henry
Buck Henry

Spike Lee
Spike Lee

Penelope Ann Miller
Penelope Ann Miller

Charlie Sheen
Charlie Sheen

Fisher Stevens
Fisher Stevens

Mira Sorvino
Mira Sorvino
Jack Howard
Commercial Stud

Rosanna Scotto
Female TV Reporter

Başarılı bir akademisyen ve yazar olan Bernard'ın hayatı karısı Joan'ın kendindeki yazarlık yeteneğini keşfetmesi ile altüst olur. Kıskançlık krizleri yaşamaya başlayan çiftin boşanma kararı alması ise Berkman ailesinin genç fertleri Frank'le Walt'un hayatını altüst edecektir. Joan küçük oğlunun tenis hocası ile flört etmeye başlarken, Bernard'ta 16 yaşındaki oğlunun ilgi duyduğu öğrencilerden birine göz koymuştur. Aniden alınan boşanma kararı aile bireylerinin birbirlerini tekrar değerlendirmesine yol açacaktır. Noah Baumbach?ın kendi hayatından esinlenerek yarattığı film bizi 80'lerin Brooklyn'inde trajikomik bir aile hikayesiyle yüzleştirirken, yönetmenin kendisine de başta Sundance?den olmak üzere birçok festivalden ödül getirdi.

11 Ekim 1975’te saat 23.30’da genç komedyenler ve yazarlardan oluşan müthiş bir topluluk televizyon ve kültür dünyasını sonsuza dek değiştirdi. Cumartesi Gecesi, Saturday Night Live’ın ilk yayınından önceki 90 dakika boyunca kuliste yaşananların gerçek hikâyesine dayanıyor. Mizah, kaos ve bir devrimin büyüsü ile dolu bu filmde gerçek zamanda dakikaların geri sayımına tanık oluyoruz.

Tom Warshaw (Duchovny), Paris'te yaşayan bir sanatçıdır. Özel yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Eşi ve on üç yaşındaki oğlu ile ilişkisini düzeltebilmek için önce geçmişi ile hesaplaşması gerekmektedir. Bunun için hayatını değiştiren olayları yaşadığı 1973 yılı New York'una doğru zihinsel bir yolculuğa çıkar. Sorunlu bir çocuk olarak yetiştiği bu dönemde en iyi dostları zihinsel engelli Pappass (Robin Williams) ve kadın hapishanesinde tutuklu olan Lady'dir (Erykah Badu). İlk hayal kırıklıklarını, ilk aşkını ve en derin dostlukları yaşadığı bu günler, Tom'un ileriki hayatında derin izler bırakacaktır. İlk gençlik yıllarına ve büyümeye dair bu zekice filmde kahkahalarınızı ve göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.

Leo ve Angela Russo, baskıcı İtalyan-Amerikan aileleriyle çevrili Queens'te basit bir hayat yaşıyorlar. Oğulları lise basketbol takımında başarılı olunca Leo bunu gerçekleştirmeye çalışırken aileyi paramparça eder.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

Banliyödeki zengin ve özel sitelerde yeni birilerinin mahalleye taşınması her zaman ilgi çeker. Özellikle de taşınanlar Jones ailesi gibi bir aileyse! Steve ve Kate Jones mükemmel bir çifttir, çocukları Mick ve Jenn ise terbiyeli, yetenekli kısacası görünüşte ideal çocuklardır. Üstelik evlerini dolduran son moda eşyaları ve mükemmel dış görünümleriyle Jones ailesi adeta reklamlardan fırlamış gibidir… Ki aslında bunun şaşırtıcı bir yanı yoktur zira Jones ailesi gerçek bir aile değil Life Image isimli bir pazarlama şirketin çalışanlarıdır. Görevleri ise aile kılığında zengin mahallelere taşınarak müşterilerin ürünlerine “canlı reklam” yapmaktır… Böylece Jones’ların yeni reklam kampanyası başlar.

En yakın arkadaşının annesiyle ilişkiye giren genç, gittikçe dibe doğru batmaktadır..

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Moda dünyasının efsanevi hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Miranda Priestly, dergi yayıncılığının gerilemesiyle kariyerinde yeni bir dönemece girerken karşısında artık güçlü bir rakip vardır: Eski asistanı Emily Charlton. Lüks bir moda grubunun yüksek profilli yöneticisi olan Emily, reklam bütçeleriyle Miranda'nın dergisine hayat verecek güce sahiptir. İki kadın arasındaki bu mücadele, moda endüstrisinin değişen yüzünü ve güç savaşlarını gözler önüne serer.

Birbirinden farklı türlerde iki paralel hikaye içeren film; bir yandan karısını aldatan New York’lu doktor Judah’ın dramatik hikayesini, bir yandan da evliliği mutsuz giden belgeselci Clifford’ın trajikomik hikayesini anlatıyor. Judah metresinden şantaj mektupları alırken, ondan nasıl kurtulabileceğini düşünüyor. Clifford ise yeni tanıştığı Halley’e karşı yoğun duygular beslemeye başlıyor. Woody Allen’ın insan doğasını tüm çıplaklığıyla irdelediği bu filmi, suç ve vicdan kavramlarını da ele alıyor. Yönetmenin Maç Sayısı, Cassandra’nın Rüyası gibi filmlerinin habercisi ve öncüsü olan bu filmin aynı zamanda üç tane Oscar adaylığı mevcut.

1981 yılında Kansas'ta başlayan bu hikâye, küçükken aynı beyzbol takımında oynayan Brian ve Neil'in hayatlarına odaklanıyor. 8 yaşındayken amnezi geçiren Brian, neler yaşadığını hatırlayamadığı ve hayatından eksilen 5 saatte uzaylılar tarafından kaçırılıp üzerinde deneyler yapıldığına inanmaktadır. Neil ise beyzbol takımının koçunun tacizine uğramış, geri kalan hayatı boyunca onu unutamamış fahişe bir gençtir. Küçükken yaşadıkları travmatik olaylar sonucu hayatları tamamıyla değişen iki gencin yolları yıllar sonra tekrar kesişecektir. Çünkü Brian, Neil'in kendisinin uzaylılar tarafından kaçırılmasını açıklayabileceğini düşünmektedir.

Meil Simon, sıradan insanların gündelik yaşamlarındaki büyük mizahı bulup ortaya çıkartmakta gerçek bir dahi. İki boşanmış adamın New York'ta bir apartman dairesini paylaşmaya karar vermesinde olduğu gibi. Her ne kadar Jack Lemmon ve Walter Matthau gibi iki Oscarlı oyuncuyu bir araya getirmekte garipsenecek bir yan yoksa da Garip Bir Çift'in odak noktası bu ikili. Bu iki emekli adam, spontan gelişen tüm olaylarda bütün muzipliklerini gösteriyorlar. Aşırı titiz Felix rolüyle Lemmon, aslında temizlik hastalığının deliliğe ne denli yakın olduğunu gösteriyor bize. Buna karşılık Oscar rolünde Matthau ise tüm hırsını ve öfkesini bir kasırga hızıyla dağıtabildiği düzenli bir odadan çıkarabilmektedir. Zeka pırıltılarıyla dolu muhteşem bir komedi.

Film Bruno'nun Berlin'de bir hapishaneden tahliye olma sahneleriyle başlar. Hapishane müdürünün sert nasihatlerinden Bruno'nun bir alkolik olduğunu ve işlemiş olduğu bütün suçların alkolizmden kaynaklandığı anlarız. Müdürün alkolden uzak durması gerektiğiyle ilgili uyarılarını kayıtsızca dinleyen Bruno, dışarı çıkar çıkmaz gördüğü ilk bara dalar. Burada iki kadın satıcısının darp ettiği Eva adlı bir fahişeyi teselli eder ve evine davet eder. Evde onları çok yaşlı komşusu Scheitz karşılar. Bruno'nun yokluğunda evine göz kulak olmuş olan bu ufak tefek eksantrik ihtiyar eski bir bilim adamıdır ve Almanya'daki hayatından bıktığı için Wisconsin'e, bir araba tamircisi Amerikalı yeğeni Clayton'ın yanına göçmeyi planlamaktadır. Bruno ise sokaklarda akordeon çalarak hayatını kazanmaya çalışır. İki kadın satıcısının Eva'nın izini bularak eve gelmeleri ve tacizlerini sürdürmeleri üzerine ihtiyar Scheitz Bruno ve Eva'ya Amerika'ya birlikte gitmelerini önerir.

Başrollerinde Ethan Hawke, Emile Hirsch, Hailee Steinfeld, Asa Butterfield'ın yer aldığı Ten Thousand Saints prömiyerini bu yıl Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirdi. Film, New York'ta 1988'de yaşanan Tomkins Square Park isyanını konu alıyor.

Hollywood’un en başarısız yönetmenlerinden Bobby Bowfinger (Steve Martin) nasıl olur da Hollywood’un en parlak yıldızı Kit Ramsey’i düşük bütçeli filminde oynamaya ikna eder? Aslında, bu imkânsız değil! Maharet gerektiren bir plana ek olarak Kit’in hevesli ancak ihmal edilmiş kardeşi Jiff, hırslı ve bir özenti (Heather Graham) ve modası geçmiş bir diva sayesinde Bowfinger, Kit Ramsey’i hayatının performansını sergilemesi için kandırmaya karar verir.

Şubat 2013’te Louis haylaz nihilizmini Phoenix, Arizona’ya götürüyor. Louis yaşlı bir kadın ile evcil hayvanından, Manhattan’da yaşamaktan, vücudunun yaşlanmasından, erkeklerin kadınların göğüsleri ile büyülenmesinden, besin zincirinin dışında yaşamanın güzelliğinden, araba sürerken çok çabuk öfkelenmesinden ve cinayetten bahsediyor ve sahnede sürekli hareket ediyor.

1920'lerin New York'unda geçiyor ve genç, idealist bir oyun yazarı olan David Shayne'in (John Cusack) hikayesini anlatıyor. Yapımcılık yapan Julian Marx yeni oyununa para kaynağı olarak gangster Nick Valenti'yi buluyor. Böylece gangster Valenti, metresinden adamlarına kadar tanıdıklarını bu oyuna dahil etmekle kalmayıp konuya da karışıyor. Shayne sanat ya da para arasında bir seçim yapmak zorundadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir