
Maureen O'Sullivan
Mary Roberts

When a confused eyewitness identifies New York City cabbie Brick Tennant as a killer, he is sentenced to death for a murder that he wasn't involved in. Though no one is willing to listen to the innocent prisoner's pleas for freedom, Brick's faithful fiancée, Mary, knows that her lover is innocent because she was with him when the crime was committed. As the scheduled execution draws ever nearer, Mary begins to investigate the murder herself.

Maureen O'Sullivan
Mary Roberts

Henry Fonda
"Brick" Tennant

Ralph Bellamy
Lieutenant Everett

Alan Baxter
Joe Linden

Stanley Ridges
District Attorney

Henry Kolker
Chief of Police

George Lynn
Joe Taylor

George Douglas
Ed Walsh

Phillip Trent
Frank Burke

Martin Spellman
Jimmy Dugan
Ralph Remley
Bill Henderson (uncredited)

Arthur Stuart Hull
Crandall (uncredited)

John Qualen
Dan (uncredited)

William V. Mong
Joe Taylor Sr. (uncredited)
Herbert Ashley
Sam (uncredited)

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

Üç adam I. Dünya Savaşı'nda birlikte savaştıktan sonra evlerine döndüklerinde yasakların hüküm sürdüğü Amerika'da hayatlarını kazanmaya çalışırlar.

A police detective's violent nature keeps him from being a good cop.

Roy and Gilbert's fishing trip takes a terrifying turn when the hitchhiker they pick up turns out to be a sociopath on the run from the law. He's killed before, and he lets the two know that as soon as they're no longer useful, he'll kill again. The two friends plot an escape, but the hitchhiker's peculiar physical affliction, an eye that never closes even when he sleeps, makes it impossible for them to tell when they can make a break for it.

A woman fights to convince the police that she witnessed a murder while looking out her bedroom window.

NYPD detectives Bonaro and Madigan lose their guns to fugitive Barney Benesch. As compensation, they are given a weekend to bring Benesch to justice. While they follow various leads, Police Commissioner Russell goes about his duties, including attending functions, meeting with aggrieved relatives, and counseling the spouses of fallen officers.

Büyük bir sigorta şirketinde çalışan Walter, sondaj işinde çalışan zengin kocası sürekli seyahat ettiği için yalnız yaşayan genç ve güzel Phyllis'in evine gider ve genç kadına kapsamlı bir sigorta paketi satmaya çalışır. Sondaj işinin tehlikelerini bilen Phyllis'in sahte korkularının altında yatan hain düşünceleri fark eden Walter, genç kadının evini terk eder. Sigorta şirketlerinden para alabilmek için çevrilen dolapların ince noktalarını dahi bilen Walter, genç kadına olan hislerine yenik düşer ve Phyllis ile kapsamlı bir cinayet planı hazırlar. Plana göre, Phyllis'in kocası sigortalanacaktır ve şirketin onay vermesi sonrasında bir tren kazasında hayatını kaybedecektir. Walter'in ustaca kurduğu bu plan yolunda giderse, Phyllis'in kocası öldükten sonra sigorta şirketi bir değil, iki tazminat ödeyecektir...

New York, Harlem'deki The Cotton Club isimli caz kulübüne gelen müşterilerin ve kulübün işletmecilerinin hayatına Jazz müziği penceresinden bakıyor... Başarılı müzisyen Dixie Dwyer, kariyerine yardım sağlaması için mafyayla beraber çalışmaya başlar. Ama mafya lideri Schultz'ın kız arkadaşına aşık olunca işin rengi değişecektir...

Lekeli Adam, Hitchcock'un çektiği en iç karartıcı filmlerden biri. Yanlışlıkla bir sigorta şirketini soyan kişi olarak teşhis edilen Manny kefaletle tahliye edilmesine rağmen, bu olayın yarattığı endişe ve utanç, karısı Rosa'yı etkilemeye başlar. Birlikte Manny'nin suçun işlendiği sırada başka bir yerde olduğunu kanıtlayacak insanları bulmaya çalışırlar ama başarısız olurlar. Sonunda, şans eseri, gerçek soyguncu ortaya çıkar; ama bu, kadının ruhsal durumunda pek bir değişiklik yaratmaz. Neredeyse belgesel tarzı bir gerçekçilikle siyah-beyaz çekilen Lekeli Adam gerçek bir öyküye dayanır. Yönetmen suçlama ve mahkum etme süreçlerinin masum bir insanı bile nasıl da kolaylıkla suçlu pozisyonuna düşürdüğünü mükemmel biçimde aktarır. Öznel kamera tekniğinin ustalıkla kullanıldığı bir sekansta, Manny'yi, fişlenmenin, aranmanın, parmak izinin alınmasının getirdiği aşağılanma duygusunu yaşarken görürüz; parmaklarındaki mürekkep sanki suçlu olduğunun doğrulanmasıymış gibi görünür.

Frank Jessup, işi elverdiğince sakin bir hayat sürmekte olan bir ambulance şoförüdür. Birlikte olduğu şefkat dolu sevgilisiyle mükemmele yakın bir yaşamları vardır. Aldığı gizemli bir not her şeyi altüst edecektir. Notta yaşlı bir kadının evine gitmesi söylenmektedir. Frank notun dediğini yaparak sözü geçen kadının malikanesnin yolunu tutar. Bayan Tremayne ile karşılaştığında kafası karışır. KEndini öldürmek üzereyken adamın geldiğini söyler ama Frank bunun bir intihar mı yoksa cinayet teşebbüsü mü olduğuna anlam veremez. Evde dolanırken de evin üvey kızı olan Diane Tremayne ile karşılaşır. Genç ve güzel kadın kendine herkesi aşık edebilecek kadar cazibelidir de. Frank'i ne kadar baştan çıkarmaya çalışır. Hayatı tepetaklak olan adam sevdiği her şeyi yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Ancak bir süre sonra gerçeklerin farkına varır. İçinde bulunduğu durum bir aşk ilişkisinden ibaret değildir, bedelini düşündüğünden daha da ağır ödeyeceği büyük bir oyunun bir parçası haline gelmiştir.

Eski bir Vietnam gazisi olan John Rambo, terhis olduktan 7 yıl sonra yürüyerek geldiği bir kasabada biraz dinlenip karnını doyurmak ister. Ancak kasabanın şerifi, Rambo'yu hoş karşılamaz ve kasabadan ayrılmak istemeyen Rambo'yu tutuklayıp karakola götürür. Karakolda gördüğü işkenceler sırasında aklına savaşta yaşadıkları gelen Rambo kendini kaybeder ve kasabanın yakınındaki ormanlık alana kaçar. Peşindeki güvenlik güçlerinden kurtulmak için gördüğü eğitimi uygulamaktan başka şansı olmayan Rambo'nun eski Yeşil Bereli olduğunu öğrenen polis kuvvetleri ise eski komutanı Albay Samuel Trautman'dan yardım isteyecektir.

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.

Sene 1929... Yer, Chicago... Hapishanede bir araya gelen iki kadın... Biri kocasını öldürmüştür diğeri ise erkek arkadaşının ölümüne sebebiyet vermiştir. Kısa süre sonra düştükleri bu mahkumiyet sürecinden kurtulmanın yollarını arayacaklardır. Bu emellerine ulaşmaları için tuttukları avukat ise, cinayet davaları üzerine yaptığı ünle bu çevrelerin en ünlü simalarından biri olacaktır.

1939 yılı, İspanya İç Savaşı'nda Franco'ya karşı savaşan Cumhuriyetçi bir direnişçi, küçük oğlu Carlos'u yetimhaneye bırakır. Franco'ya karşı direnişlerin çocuklarını saklayan bu yetimhanenin başında Carmen ve ona gizli bir aşk besleyen Profesör Casares bulunmaktadır. Yetimhaneye geldiği ilk günden beri, yaşça ondan daha büyük olan çocuklar Carlos ile uğraşmaya başlarlar. Ancak Carlos'la uğraşan yalnız bu çocuklar değildir; Carlos gizemli bir güç tarafından izlenmektedir.

Film, El-Kaide saflarında savaşacak insan temin ettiği, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirenleri de kendisinin El-Kaide'ye dahil ettiği suçlamalarıyla yakalanan fakat sağlıklı bir yargılama süreci görmeden 14 yılı aşkın bir süre Guantánamo'da tutulan Mohamedou Ould Slahi'nin gerçek hikâyesinden uyarlandı.

A devoted secretary embarks on a dangerous mission to try to find the elusive woman who may prove her boss didn't murder his wife.

A crooked politician finds himself being accused of murder by a gangster from whom he refused help during a re-election campaign.

Hitler'in Polonya'yı işgal etmesinden günler sonra ve Alman bombaları tehdidi İngiltere'yi sarsarken, Sigmund Freud dünyanın çılgına dönmesini izler. Anavatanını işgal eden Nazi güçlerinden kaçan Freud, ailesini Viyana'dan Londra'ya getirir ve burada yazar C.S. Lewis tarafından ziyaret edilir. Britanya İkinci Dünya Savaşı'na girerken iki kişi, gün boyu süren renkli, bazen çekişmeli bir tartışma aracılığıyla Tanrı'nın varlığına hakkında diğerinin bakış açısını görmeye çalışır.

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir