
Alice Angelica
Valentina

Each year Lucia volunteers at a Summer Camp in Sicily. This summer however, will be the hottest on record, not just because of the crazy weather, but also because of Nicola, the new soon-to-be-priest deacon who, besides being extremely handsome, hides a tormented and idealistic soul. His arrival sows panic in this seaside community, upsetting Lucia's plans forever.

Alice Angelica
Valentina

Gianmarco Saurino
Nicola

Nicole Damiani
Lucia

Stefania Sandrelli
Carmen

Nino Frassica
Don Carlo

Michela Giraud
Damiana

Giuseppe Giofre
Michele

Antonio Conte
Rodolfo

Mehdi Meskar
Omar

Alberto Rossi
Arturo
Miriam Nicolosi
Giovanna
Tony Lusi
Ignazio
Dalila Ricotta
Maria Chiara
Nino Domina
Salvatore

Balkissa Souley Maiga
Suor Enza

Genç bir kadının ölen kız kardeşine bıraktığı, komik itiraflar içeren sesli mesajlar yanlışlıkla bir yabancının telefonuna yönlendirilir ve bu kişi, uzaktan kadına âşık olur.

Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans Tam 10 dalda Oscar'a aday olan ve Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor.

Mabel Longhetti (Gena Rowlands) alt-orta sınıftan Los Angeles'lı bir evkadınıdır; kişiliği öylesine zayıftır ki, kendini sadece kocasının sevgisi ve çocuklarının bağlılığıyla tanımlar. Kocası Nick (Peter Falk) bir inşaat ekibinin şefidir; coşkulu bir yapıya sahip, insanlarla birlikte olmayı seven bir tiptir. Mabel umutsuzca onu hoşnut kılmak ister ve yalnız olduklarında bunu yapar da. Uyuşurlar ve birbirlerini severler. Ama çevrede insanlar varsa Mabel biraz kaçık bir hal alır. Nasıl davranması gerektiğinden emin değildir, çünkü kim olduğundan emin değildir. Mabel çevresindeki her tür etkiye karşı savunmasızdır; güvensizdir, maniktir. Fazlaca güler ve kendini zorlar. Etrafta başkaları olduğunda iyi değildir. Bu yüzden de kocası sonunda yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yapar ve onu bir akıl hastanesine yatırır.

1900'lerin başında İngiltere'de geçen hikayede, 12 yaşındaki Leo Colton yaz tatilini okul arkadaşı Marcus'un zengin ailesinin malikânesinde geçirir. Marcus hastalanınca, onun yerine ablası Marian Leo'yla ilgilenmeye başlar. Son derece güzel olan Marian'a kısa sürede tutulan Leo, onun bir mektup iletme ricasını reddedemez. Böylece Marian ile gizli sevgilisi Ted Burgess arasında haberci rolü üstlenir. Ancak bir süre sonra bu gizli ilişki ortaya çıkar ve Marian'ın annesi gerçeği keşfeder. O dönemin katı toplum kurallarında bu tür bir yasak aşk kesinlikle hoş karşılanmaz.

Andre ve Colette Bertier mutlu bir evlilik sürdürmektedir. Colette, kocasını, çapkınlığı bilinen, en iyi arkadaşı Mitzi ile tanıştırır. Colette'nin kocası Mitzi'nin yaklaşımlarına direnmek için elinden geleni yapar. Ama Mitzi ısrarcı ve çok tatlıdır, adam da ona boyun eğer. Mitzi'nin kocası, Mitzi'den boşanmak istemektedir ve onu takip ettirmektedir. Andre yakalanır ve karısına bunu itiraf etmek zorunda kalır. Ancak Colette'in de başka bir erkeğin ilgisine direnmekte sorunları vardır ve birbirlerini affederler.


1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

On a first date in Rome, the inner voices of recently separated Piero and furniture restorer Lara speak aloud, exposing the true thoughts and anxieties hidden behind their conversation.

Akademi ödüllü Cinema Paradiso'nun yaratıcısından, dünyanın her yerinde eleştirmenlerce bir başyapıt olarak coşkuyla karşılanan muhteşem bir film. Joe Morelli bir "yıldız avcısı"dır. Bir küçük kasabadan diğerine sürekli seyahat eden bu üçkağıtçı adam, gittiği yerlerde en iyi film stüdyoları için çalışan bir yetenek avcısı olduğunu iddia etmektedir. Ve Joe nereye giderse gitsin, içlerinde büyük ekranın yeni sansasyonu olma isteği duymaya başlayan insanlarla karşılaşması hiç de zor olmaz. Filmlerin büyüsü ve sıradan insanların sıradışı hayalleri üzerine hayat dolu ve eğlenceli bir hikaye.

Baş cerrah olarak çalıştığı hastanenin bekleme odasında, talihsiz bir kaza geçiren ve hayatta kalma mücadelesi veren kızı için dua eden Doktor Timoteo, istemsiz bir şekilde on beş yıl öncesinin hatıralarına gider ve Italia ile olan tutkulu ilişkisini hatırlar. Italia ile sert ve şiddet dolu bir şekilde başlayan ilişkisi, sürpriz bir şekilde tutkulu bir aşka dönüşerek mutlu bir evliliği olan Timoteo'nun duygusal dengesini alt üst eder. Gençliğin verdiği korkusuzlukla kendini tutkunun pençesine bırakan Timoteo, şimdi yapayalnız olduğu bekleme odasında, geçmişle farklı bir hesaplaşma içine girmekten kaçamayacaktır.

Evliliğini patronunundan gizlemeye çalışan Luciana, süt reklamından tahrik olan doktor Antonio, kocası skandala karışınca isyan eden aristokrat Pupe, kendini bir kurada ödül olarak sunan Zoe… Kadınlar ve erkekler üzerine 4 ayrı hikaye, 4 ayrı eğlence! Carlo Ponti 4 yönetmeni bir araya getiriyor.

19 yaşındaki Amerikalı Lucy, yakın zamanda intihar etmiş bir şair olan annesi Sara'nın Bohem ruhlu sanatçı arkadaşlarının arasında yaz tatili geçireceği Toskana'naya gelir. Buranın yerlilerinden fırlama bir delikanlı olan Niccolo, dört yıl önce Lucy'ye ilk öpücüğün heyacanını tattıran kişidir. İki genç tekrar yakınlaşırken; Lucy'nin evsahipleri olan Graysonlar, genç kızı bir sanatçı kolonisi haline getirdikleri kendi dünyalarına sokarlar. Böylece onun gençliği ve taze ruhundan beslenmeye başlarlar. Bu tazelik, orada tatilini geçiren konuklar arasında en çok Alex Parrish'IN ilgisini çekecektir. Ölümcül bir hastalığın son demlerini yaşayan bir yazar olan Alex, genç kızın çekiciliği ve yaşama sevincinden etkilenir.Yaz geçerken, Lucy Niccolo'nun bir kadın canavarı olduğunu öğrenecek, Alex'ten gereken hayat dersini alacak ve kimbilir belki de gerçek ve masum aşkı da yaşayacaktır! Tüm bunlar olurken annesi ve kendiyle ilgli bir kaç sırrın da gizemi çözülecektir elbet...

İtalya'nın en iyi yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin rol aldığı bu güzel film ölüm acısına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Pietro, karısının ani ölümünden beri "sessiz bir kaosiçine düşmüştür. Kızının ilkokula başladığı gün, Pietro onu arabasıyla okula kadar bırakır ve derslerin bitiş saatine kadar dışarıda bekler. Aynı şeyi ertesi gün ve daha sonraki gün de yapar. Patronları, çalışma arkadaşları, akrabaları önce onun derdini paylaşmak için ziyaretine gelirler ama sonunda kendi dertlerini paylaşmaya başlarlar.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Lise yıllarının sonu ayrı bir heyecan içerir. Anaokulundan başlayan temel eğitim bölümü artık geride kalır ve hayata yön vermeyi sağlayacak olan asıl kapı şimdi açılır. Bu ikisi arasındaki zaman da tamamen öğrencinindir. Sınav stresini artık arkalarında bırakan öğrenciler, üniversiteye başlamadan önceki yaz tatilinin tadını doyasıya çıkarabilir. Şikago’da yaşayan bir grup genç de, hayatlarının bu dönüm noktasındaki yaz tatillerinde gönüllerince eğlenmeyi planlar. Üniversiteye gitmeden önceki son yazlarında arkadaşlık, aşk ve aile ilişkilerinde bir yolculuğa çıkan gençler, bir yandan da yetişkin olmanın beraberinde getirdiği sorunlarla başa çıkmaya çalışır.

A Catholic New Yorker falls in love with a girl and wants to marry her, but he struggles to accept her past and what it means for their future.

Artık ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore, 30 yıl sonra bir arkadaşının öldüğü haberi üzerine doğduğu kasabaya geri döner. Kasabaya geldiğinde eski anıları canlanan Salvatore, Cinema Paradiso adlı sinemada projeksiyoncu olarak çalışan Alfred ile ilişkilerini hatırlar. Küçük bir çocuk olan Salvatore, günlerini Alfred'in yanında geçirmekte, filmlerle ilgili konuşmakta ve Alfred'in sinema konusunda deneyim ve bilgilerinden yararlanmaktadır. Babacan tavırlarıyla Salvatore'nin hayatında önemli bir yere sahip olacak Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusu keşfedecektir.

1960’ların başlarında Hong Kong’da, bitişik dairelerde yaşayan iki komşu, Bay Chow ve Bayan Chan, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrendikten sonra birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu Düşler Gemisi'nin yolcuları arasında Avrupa'da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia'ya giden Rose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

Farklı dünyalara ait olan iki gencin öyküsü. İlk büyük aşklarını keşfetmelerini sağlayacak olan çılgınca bir yolculukta neredeyse imkansız olan bir yandan da kaçınılmaz ve beklenmeyen bir aşk... Babi yani Maria Valverde iyi niyetli ve masum bir yapıda eğitilmiş üst gelir sınıfına ait bir genç kızdır. Hache yani Mario Casas ise karakter olarak isyankar, fevri, bilinçsiz bir erkek çocuğudur ve sonu bitmeyen kavgalar ve yasadışı motosiklet yarışları arasında devamlı hayatını tehlikeye atma iştahı ile dolu, sınırları zorlayan bir modeldir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir