
Marie-Thérèse Fortin
Gisèle Couture

Yannick,Onun sadakatsiz kocası, 52 yıllık bir sosyal hizmet uzmanının ölümünden sonra, Gisele duygularını bastırmaya çalışır, ama o esnada 19 yaşındaki çocuk için içi kıpır kıpır eder. ...

Marie-Thérèse Fortin
Gisèle Couture

François Arnaud
Yannick Ménard

Marie Brassard
Marjo

Yvan Benoît
Laurent

François Létourneau
Louis

Véronique Beaudet
Louisette

Jeff Boudreault
Directeur de caisse

Sophie Desmarais
Naomie

Thérèse Perreault
Yannick's Mom
Emmanuelle Rochon
Jeune vendeuse

Claudia Ferri
Dolorès / Réceptionniste

Julien Hurteau
Jimmy
Éliot Laprise
Didier / Comptoir

Alexandre Fortin
Jean-Christophe / Ami

Maxime Dumontier
Julien-Carl / Comptoir

Üç yaşlı bekâr, bir anda kendilerini bir bebeğin bakımıyla baş başa bulur. Sylvie, bu üçlüden birinin eski kız arkadaşı, bebeği onlara altı aylığına bırakır. İlk başta zor bir uyum süreci yaşayan erkekler, zamanla bebeği delicesine sever ve ona bağlanır. Ancak bebeğin annesi onu geri alınca, üçü de büyük bir üzüntü yaşar. Ancak annenin yoğun iş temposu nedeniyle bebeğe tek başına bakamayacağı anlaşılınca, bebek yeniden bu üç "yeni baba"ya geri döner

Tati'nin cins kahramanı Bay Hulot kayın biraderinin ultramodern evine ve de plastik hortum üreten steril bir fabrikaya düşmesiyle tuhaf bir durum komedisi çıkartıyor. Hulot serisinin mekanikleşmiş yaşamı nefis bir şekilde hicveden bu ikinci filmi ile Tati hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızda.

Toplumun kurallarıyla boğuşan, cinsellik ve özgürlüklerinin karmaşasına düşen karakterlerle dolu, birbirine muğlak derecelerde bağlı olan bölümlerden oluşan bir Bunuel filmi. Filmde, bir yemek masası çevresinde klozetlere oturmuş insanların kimsenin görmediği yerlere çekilip yemek yemek için özürlerle sofradan kalkmaları gibi sahneler mevcut. Komik ve çılgın öğelerin bulunduğu filmde, Luis Bunuel sürrealistliğini doyasıya ortaya çıkarmıştır. Onlarca başyapıt çıkarmış bir yönetmenin en sıradışı çalışmalarından biri * bunuel: ironi ve absürtlük... toplumu yerden yere vurarak eleştiren, bitirmediği, yarım bıraktığı hikayeler ile insanı meraktan çıldırtan bir film * İnsanların özgürlüğü aradıkları ama onun anlamını bilmedikleri ve daha çok ondan korkmaları... Sahnelerde hep ters ilişki var, burada asıl özgürlük bir hayalet gibi (komünist manifestonun giriş bölümünde böyle bir hayalet benzetmesi yapılmakta) küçük burjuva ve konfor arayışındaki insanların arasında sadece geziniyor.

This film originated as a play in Paris. The story focuses on the one-day adventures of Bertrand Barnier played with a genius of French cinema, Louis de Funes. In the same morning he learns that his daughter is pregnant, an employee stole a large amount of money from his company, his maid is about to resign in order to marry a wealthy neighbor and his body builder is interested in marrying his daughter. The seemingly complicated story-line is full of comedy or errors and some of the most hilarious mime scenes of the French cinema.

Paris, in the early 1960s. Jean-Louis Joubert is a serious but uptight stockbroker, married to Suzanne, a starchy class-conscious woman and father of two arrogant teenage boys, currently in a boarding school. The affluent man lives a steady yet boring life. At least until, due to fortuitous circumstances, Maria, the charming new maid at the service of Jean-Louis' family, makes him discover the servants' quarter on the sixth floor of the luxury building he owns and lives in. There live a crowd of lively Spanish maids who will help Jean-Louis to open to a new civilization and a new approach of life. In their company - and more precisely in the company of beautiful Maria - Jean-Louis will gradually become another man, a better man.

In the beautiful area of Paris, Maria and José Ribeiro lived for almost thirty years on the ground floor of a Haussmann building, in their dear little lodge.

Kendi halinde bir aile babası olan Walter, tatminsiz karısı Gloria ve iki çocukları Holly ile Petey eve gelecek yeni hizmetli Grace Hawkins'i beklemektedirler. Gloria, sorunlarıyla başa çıkmaya çalışmaktadır. Küçük kızının psikolojik sorunları, oğlunun sokak kabadayılarıyla ilişkisi ve iyice monotonlaşan evliliği yüzünden sorunlar yaşayan Gloria bir kurtuluş yolu aramaktadır * İyilik ve kötülük kavramlarının değişebilirliğinin yanında getirdiklerinide gösteren eğlenceli/dramatik film. Rowan Atkinson ismini gördükten sonra "izlesem mi?" diye düşünmek bile hata * Bu kadroyla güzel bir seyir. Maggie Smith pek bir tatlı bu filmde. Biraz ağır ilerliyor ama olsun

Orta sınıfa mensup, huysuz Bayan Gallienne’in üç çocuğu vardır. İki çocuğunu “oğlum” diye seven Bayan Gallienne üçüncü çocuğuna “Guillaume” diye seslenmektedir. Bunun sonucu yaşı ilerledikçe Guillame, kendisini bir erkek çocuk olarak görmez. Bir anne nasıl böyle davranabilir? Bir dizi olayla Guillame, asıl kimliğini arayışa çıkar ve annesinin üzerinde bıraktığı zararlı etkisinden kurtulmaya çalışır.

St-Tropez'in tatil yoğunluğunda trafik cezası kesmekle görevli jandarmalar, komik olaylara gebedir. Cruchot, yeni aşkı Josépha sayesinde kariyerinde ilerlemeye çalışırken, kıskanç meslektaşı Gerber'le rekabete girer. Yaz sıcakları, aşkın ve hırsın tatlı çekişmesiyle daha da kızışacaktır.

Kendi icadı olan pis havayı temizleme ünitesini Japonlara satmayı başaran iş adamı, aldığı siparişleri yetiştirmez. Bunun üzerine eşini kandırarak evinde de üretime geçer.

Flanked by their two children, Simon and Adélaïde decide, like many Parisians today, to leave their two-room apartment for a quieter and more comfortable life in the country. They are seduced by a house in the middle of nature: space, a vegetable garden, a wood adjoining their garden and above all villagers who welcome them with open arms. A dream come true! But the young couple was soon to be disillusioned: the wood was actually a hunting ground for big game! Although the hunters are friendly, they are not willing to give up their territory, making Simon and Adélaïde's dream of the countryside a living hell. But true to their reputation, our Parisians are not going to let them do it.

Lauren, a lovely 29-year-old it-girl, tries to break into the world of fashion by skimming Parisian parties. Olivia, a 28-year-old psychologist, has two obsessions: to save the confectionery of her parents, and to find her ideal husband. At the age of 26, Salma, a fiery young history teacher, still lives with her mother in the suburbs. Their roads have no reason to cross - until the day when, on the death of their biological father that they never knew, they inherit together a splendid Parisian apartment. For these three sisters who have nothing in common, cohabitation will prove to be explosive, to say the least.

Caught by tabloid paparazzi with his mistress Elena, a famous and beautiful fashion model, billionaire Pierre Levasseur tries to avoid a divorce by inventing a preposterous lie. He uses the presence of a passerby in the photo to claim to his wife that it's not him Elena is seeing but the other man, one François Pignon. Pignon is a modest little man who works as a parking valet. To make the story convincing, Elena has to move in with Pignon.

François Marsault, a war veteran, makes the most of his retirement alongside his wife Annie. Authoritarian and ruthless, François rules his family with an iron fist — but when he discovers that his esteemed wife cheated on him 40 years ago, he files for divorce and confronts her former lover, who lives in the French Riviera.

Jérémie, 34, wakes up in an apartment he doesn't know, next to a woman he doesn't know. She is Adna, a stunning Swedish woman who is as funny as she is sweet. Is this the beginning of a fairy tale? Not quite, since Jérémie is about to get married—to Antoine.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.


Chicago'da reklamcılıkla uğraşan Nick Marshall, talihsiz bir kaza sonucunda kadınların aklını okuma yeteneği kazanır. Kaderin garip cilvesinin bu armağanını, kadınları daha yakından tanımak için kullanmaya başlayan Nick, bir süre sonra yeni patronu Darcy McGuire'ı etkilemek amacıyla da, bu yeteneğine başvurmakta sakınca görmez. Ne var ki Nick'in bu çekici ve akıllı kadına aşık olması, bir yandan da kadınların gerçekten ne istediğini keşfetmesi fazla zaman almayacaktır.

80’ler müziğiyle İtalya ve aşkı yeniden izlemek ister misiniz? İtalya Tatili kelimelerle özetlenmek istense; 80’ler, müzik, aşk ve İtalya... Sarsıntılarla dolu bir aşk hayatı olan Maddie, sonunda aradığı aşkı bulmuştur ve harika bir adam olan Raf’le evlenmeye karar vermiştir. İtalya Puglia’da yapılacak düğüne kardeşi Taylor’ı da davet etmiştir. Ortada herkes için sürpriz olacak bir gerçek vardır; Raf, Taylor’ın eski aşkıdır. Aslında hayatının aşkıdır.

Paris, France, December 1897. The young playwright Edmond Rostand feels like a failure. Inspiration has abandoned him. Married and father of two children, desperate and penniless, he persuades the great actor Constant Coquelin to perform the main role in his new play. But there is a problem: Coquelin wants to premiere it at Christmas and Edmond has not written a single word.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir